#smrgSAHAF Ardahan Yollarında ( Küçük Gezgin'in Serüvenleri, Üçüncü Kitap ) - 1944

Basıldığı Matbaa:
Cumhuriyet Matbaası
Dizi Adı:
Okul ve Öğrenci Kitapları Dizisi
Stok Kodu:
1199077385
Boyut:
14x20
Sayfa Sayısı:
47 s.
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
1944
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
3. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
0,00
1199077385
463268
Ardahan Yollarında ( Küçük Gezgin'in Serüvenleri, Üçüncü Kitap ) -        1944
Ardahan Yollarında ( Küçük Gezgin'in Serüvenleri, Üçüncü Kitap ) - 1944 #smrgSAHAF
0
Güzel ve rahat bir vapur yolculuğundan sonra Hopa'ya gelen Engin, orada bir gece kaldı, İstanbul'dan buraya kadar ne yerler görmüş, neler öğrenmişti!.. Bu yolculuğu gözlerinin önünden geçiriyordu. Şimdi de Ardahan'a yaklaştığına seviniyordu. İki gün sonra babasına kavuşacaktı.

Sabah erken kalktı. Evinde misafir olduğu kaza kaymakamı, onu, giyinmiş, hazırlanmış buldu:

-Maşallah! Böyle erken erken... Otomobil de hazır. Hemen yola çıkacaksınız. Babanıza telefon ettim. İki büyük ağabey de size otomobilde arkadaşlık edecek.

-Ardahan a mı gidiyorlar?

-Orman mühendisi olan ağabey oraya gidecek.. Öteki de bir maden mühendisi... Yarı yolda inecek.

-- Ne güzel !

--Akşam otelde bir öğretmen, sizi ve vapur yolculuğunuzu anlatmış onlara.

Konuşa konuşa kapıya indiler. Otomobil oradaydı. Arkasına bavullar bağlanmıştı. Kaymakam onlara doğru giderken onlar da kaymakama sokuldular. Selamlaştılar.

-İşte size on yaşındaki arkadaşınız.

Engin'i sağa oturttular. Otomobil yola koyuldu. Arkada kalan denize veda ettiler.

Güzel bir şoseden gidiyorlardı. Yanlar, yeşil ve yüksek tepelerle kaplıydı. Bulutlar, tüllerini didik didik ederek, tepelere doğru serpiyordu. Tepelerin ve yol boyundaki bahçelerin ıslak yeşilliklerinde çiyler pırıldaşıyordu. Sığırlar, otomobile, durgun bakışlarla bakıyorlardı. Omuzlarına baltalarını, kazmalarını vurmuş köylüler, sıkı adımlarla yürüyorlardı. Onlara ayak uydurmuş kırmızı peştamallı kadınların arkalarında, dipleri sivri sepetler vardı.

Tek tük köy evlerinin yanındaki küçük mısır bahçelerinde, kadınlar, sabah serinliğinden faydalanarak; çalışıyorlardı. Her taraf yeşildi. Otomobil, sanki yeşil bir denizde kayarak gidiyordu. Sağ taraf orman... Şose, gittikçe yükseliyordu. Bulutların beyaz eli, çamlı tepeleri okşuyordu. Otomobil, sanki bu bulutlara doğru çıkıyordu.

Engin, ikide bir:

-Aman ne güzel yerler! diyordu. Orman mühendisi:

-Bu bir şey değil, dedi, ileride daha güzel yerler göreceksiniz! (Kitaptan)

Güzel ve rahat bir vapur yolculuğundan sonra Hopa'ya gelen Engin, orada bir gece kaldı, İstanbul'dan buraya kadar ne yerler görmüş, neler öğrenmişti!.. Bu yolculuğu gözlerinin önünden geçiriyordu. Şimdi de Ardahan'a yaklaştığına seviniyordu. İki gün sonra babasına kavuşacaktı.

Sabah erken kalktı. Evinde misafir olduğu kaza kaymakamı, onu, giyinmiş, hazırlanmış buldu:

-Maşallah! Böyle erken erken... Otomobil de hazır. Hemen yola çıkacaksınız. Babanıza telefon ettim. İki büyük ağabey de size otomobilde arkadaşlık edecek.

-Ardahan a mı gidiyorlar?

-Orman mühendisi olan ağabey oraya gidecek.. Öteki de bir maden mühendisi... Yarı yolda inecek.

-- Ne güzel !

--Akşam otelde bir öğretmen, sizi ve vapur yolculuğunuzu anlatmış onlara.

Konuşa konuşa kapıya indiler. Otomobil oradaydı. Arkasına bavullar bağlanmıştı. Kaymakam onlara doğru giderken onlar da kaymakama sokuldular. Selamlaştılar.

-İşte size on yaşındaki arkadaşınız.

Engin'i sağa oturttular. Otomobil yola koyuldu. Arkada kalan denize veda ettiler.

Güzel bir şoseden gidiyorlardı. Yanlar, yeşil ve yüksek tepelerle kaplıydı. Bulutlar, tüllerini didik didik ederek, tepelere doğru serpiyordu. Tepelerin ve yol boyundaki bahçelerin ıslak yeşilliklerinde çiyler pırıldaşıyordu. Sığırlar, otomobile, durgun bakışlarla bakıyorlardı. Omuzlarına baltalarını, kazmalarını vurmuş köylüler, sıkı adımlarla yürüyorlardı. Onlara ayak uydurmuş kırmızı peştamallı kadınların arkalarında, dipleri sivri sepetler vardı.

Tek tük köy evlerinin yanındaki küçük mısır bahçelerinde, kadınlar, sabah serinliğinden faydalanarak; çalışıyorlardı. Her taraf yeşildi. Otomobil, sanki yeşil bir denizde kayarak gidiyordu. Sağ taraf orman... Şose, gittikçe yükseliyordu. Bulutların beyaz eli, çamlı tepeleri okşuyordu. Otomobil, sanki bu bulutlara doğru çıkıyordu.

Engin, ikide bir:

-Aman ne güzel yerler! diyordu. Orman mühendisi:

-Bu bir şey değil, dedi, ileride daha güzel yerler göreceksiniz! (Kitaptan)

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat