#smrgKİTABEVİ Asya'nın Işığı: Buddha'nın Yaşamı ve Felsefesi Üzerine -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199262345
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
84
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
124,80
Havale/EFT ile: 122,30
1199262345
649976
Asya'nın Işığı: Buddha'nın Yaşamı ve Felsefesi Üzerine -
Asya'nın Işığı: Buddha'nın Yaşamı ve Felsefesi Üzerine - #smrgKİTABEVİ
124.8
İki bin beş yüz yıl önce bir prens, sarayın kapısından çıktı. Altını bıraktı. Tahtı bıraktı. Uyuyan karısını ve yeni doğmuş oğlunu bıraktı. Çünkü bir şey görmüştü: bir yaşlının bükük beli, bir hastanın titreyen eli, bir ölünün küle dönen bedeni. Ve anlamıştı — sarayın duvarları ne kadar yüksek olursa olsun, yaşlılık içeri giriyordu. Hastalık içeri giriyordu. Ölüm içeri giriyordu. O gece bir soru aldı eline: Bu yangın nasıl söner? Bir tek insanın değil, bütün canlıların içini yakan bu ateş neyle diner?Edwin Arnold'un 1879'da kaleme aldığı bu olağanüstü eser, yayınlandığı günden beri Tolstoy'u, Gandhi'yi, T. S. Eliot'ı ve William James'i derinden sarstı. Gandhi, Londra'da öğrenciyken bu kitabı bir kez eline aldığında bırakamadığını yazar. Çünkü burada anlatılan prens, yalnız kendi çağının insanı değildir. O, her çağda doğan, her çağda kaybeden, her çağda soran insanın ta kendisidir. Onun sarayı, bizim alışkanlıklarımızdır. Onun duvarları, bizim kaçışlarımızdır. Onun ayrılığı, bizim cesaret edemediğimiz bakıştır.Yaşlılık gelecek. Hastalık yaklaşacak. Sevilenler dağılacak. Beden çözülüp çözülüp gidecek. Ama dünya ateş içindeyse, su da vardır. Gece ağırsa, şafak da vardır. Çark dönüyorsa, onu durduracak bilgi de vardır.Asya'nın Işığı, bir din kitabı değildir. Bir avuntu da değildir. Bu, insanın kendinden sakladığı şeyi açıkça görmek isteyenler için yazılmış bir çağrıdır. Kapının ardında ne cennet vardır, ne cehennem — yalnızca açık bir bakış, sönmüş bir ateş ve bütün canlılara yayılan derin bir şefkat. Okumaya başladığınızda, eski bir hikâyeyi değil; kendi hikâyenizin köküne bakıyor olacaksınız.
İki bin beş yüz yıl önce bir prens, sarayın kapısından çıktı. Altını bıraktı. Tahtı bıraktı. Uyuyan karısını ve yeni doğmuş oğlunu bıraktı. Çünkü bir şey görmüştü: bir yaşlının bükük beli, bir hastanın titreyen eli, bir ölünün küle dönen bedeni. Ve anlamıştı — sarayın duvarları ne kadar yüksek olursa olsun, yaşlılık içeri giriyordu. Hastalık içeri giriyordu. Ölüm içeri giriyordu. O gece bir soru aldı eline: Bu yangın nasıl söner? Bir tek insanın değil, bütün canlıların içini yakan bu ateş neyle diner?Edwin Arnold'un 1879'da kaleme aldığı bu olağanüstü eser, yayınlandığı günden beri Tolstoy'u, Gandhi'yi, T. S. Eliot'ı ve William James'i derinden sarstı. Gandhi, Londra'da öğrenciyken bu kitabı bir kez eline aldığında bırakamadığını yazar. Çünkü burada anlatılan prens, yalnız kendi çağının insanı değildir. O, her çağda doğan, her çağda kaybeden, her çağda soran insanın ta kendisidir. Onun sarayı, bizim alışkanlıklarımızdır. Onun duvarları, bizim kaçışlarımızdır. Onun ayrılığı, bizim cesaret edemediğimiz bakıştır.Yaşlılık gelecek. Hastalık yaklaşacak. Sevilenler dağılacak. Beden çözülüp çözülüp gidecek. Ama dünya ateş içindeyse, su da vardır. Gece ağırsa, şafak da vardır. Çark dönüyorsa, onu durduracak bilgi de vardır.Asya'nın Işığı, bir din kitabı değildir. Bir avuntu da değildir. Bu, insanın kendinden sakladığı şeyi açıkça görmek isteyenler için yazılmış bir çağrıdır. Kapının ardında ne cennet vardır, ne cehennem — yalnızca açık bir bakış, sönmüş bir ateş ve bütün canlılara yayılan derin bir şefkat. Okumaya başladığınızda, eski bir hikâyeyi değil; kendi hikâyenizin köküne bakıyor olacaksınız.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat