#smrgKİTABEVİ Atanamayanlar -
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9786258548808
Kargoya Teslim Süresi (İş Günü):
4&6
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
472
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2024
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
325,60
Havale/EFT ile:
319,09
Siparişiniz 4&5 iş günü arasında kargoda
1199228242
615067
https://www.simurgkitabevi.com/atanamayanlar
Atanamayanlar - #smrgKİTABEVİ
325.6
Siz hiç hayatınızın en güzel yıllarını, sadece "başlamayı" bekleyerek geçirdiniz mi?
Tahta sıraların, tebeşir tozunun ve "Öğretmenim!" diye seslenen çocukların hayaliyle uyuyup; her sabah belirsizliğin, işsizliğin ve toplumun o ağır, yargılayıcı bakışlarına uyananlar... Hüseyin Buluş, istatistik rakamlarından ibaret sanılan yüz binlerce gencin sessiz çığlığına ses veriyor. Bu roman; sistemin dişlileri arasında ezilenlerin, diplomalarına sarılıp hayata tutunmaya çalışanların ve arafta kalmış bir neslin çarpıcı hikâyesi... Kendi fiziksel acılarını öğrencileri için bir kenara iten sabır abidesi Caner Hoca'nın bilgeliği; çaresizliğin verdiği boşlukla karanlık yapıların, sahte kurtarıcıların ağına düşmekten son anda kurtulan Nadir'in savruluşu ve canı pahasına üniformasına onur katan Emre'nin destanı... Atanamayanlar, umutsuzluğun insanı nasıl tehlikeli labirentlere sürükleyebileceğini yüzümüze çarparken, hepimizin sokağında, mahallesinde, belki de kendi evinde yaşanan o büyük acıyı olanca çıplaklığıyla kâğıda döküyor.
Okurken o tahta sıraların boşluğunu, bir türlü başlayamamanın ağırlığını ve bekleyişin o sessiz acısını tam kalbinizde hissedeceksiniz. “Her şeyin bir başlangıcı, her başlamış şeyin de bir sonu vardır. Ama en zoru, o başlangıcı beklemektir.”
Tahta sıraların, tebeşir tozunun ve "Öğretmenim!" diye seslenen çocukların hayaliyle uyuyup; her sabah belirsizliğin, işsizliğin ve toplumun o ağır, yargılayıcı bakışlarına uyananlar... Hüseyin Buluş, istatistik rakamlarından ibaret sanılan yüz binlerce gencin sessiz çığlığına ses veriyor. Bu roman; sistemin dişlileri arasında ezilenlerin, diplomalarına sarılıp hayata tutunmaya çalışanların ve arafta kalmış bir neslin çarpıcı hikâyesi... Kendi fiziksel acılarını öğrencileri için bir kenara iten sabır abidesi Caner Hoca'nın bilgeliği; çaresizliğin verdiği boşlukla karanlık yapıların, sahte kurtarıcıların ağına düşmekten son anda kurtulan Nadir'in savruluşu ve canı pahasına üniformasına onur katan Emre'nin destanı... Atanamayanlar, umutsuzluğun insanı nasıl tehlikeli labirentlere sürükleyebileceğini yüzümüze çarparken, hepimizin sokağında, mahallesinde, belki de kendi evinde yaşanan o büyük acıyı olanca çıplaklığıyla kâğıda döküyor.
Okurken o tahta sıraların boşluğunu, bir türlü başlayamamanın ağırlığını ve bekleyişin o sessiz acısını tam kalbinizde hissedeceksiniz. “Her şeyin bir başlangıcı, her başlamış şeyin de bir sonu vardır. Ama en zoru, o başlangıcı beklemektir.”
Siz hiç hayatınızın en güzel yıllarını, sadece "başlamayı" bekleyerek geçirdiniz mi?
Tahta sıraların, tebeşir tozunun ve "Öğretmenim!" diye seslenen çocukların hayaliyle uyuyup; her sabah belirsizliğin, işsizliğin ve toplumun o ağır, yargılayıcı bakışlarına uyananlar... Hüseyin Buluş, istatistik rakamlarından ibaret sanılan yüz binlerce gencin sessiz çığlığına ses veriyor. Bu roman; sistemin dişlileri arasında ezilenlerin, diplomalarına sarılıp hayata tutunmaya çalışanların ve arafta kalmış bir neslin çarpıcı hikâyesi... Kendi fiziksel acılarını öğrencileri için bir kenara iten sabır abidesi Caner Hoca'nın bilgeliği; çaresizliğin verdiği boşlukla karanlık yapıların, sahte kurtarıcıların ağına düşmekten son anda kurtulan Nadir'in savruluşu ve canı pahasına üniformasına onur katan Emre'nin destanı... Atanamayanlar, umutsuzluğun insanı nasıl tehlikeli labirentlere sürükleyebileceğini yüzümüze çarparken, hepimizin sokağında, mahallesinde, belki de kendi evinde yaşanan o büyük acıyı olanca çıplaklığıyla kâğıda döküyor.
Okurken o tahta sıraların boşluğunu, bir türlü başlayamamanın ağırlığını ve bekleyişin o sessiz acısını tam kalbinizde hissedeceksiniz. “Her şeyin bir başlangıcı, her başlamış şeyin de bir sonu vardır. Ama en zoru, o başlangıcı beklemektir.”
Tahta sıraların, tebeşir tozunun ve "Öğretmenim!" diye seslenen çocukların hayaliyle uyuyup; her sabah belirsizliğin, işsizliğin ve toplumun o ağır, yargılayıcı bakışlarına uyananlar... Hüseyin Buluş, istatistik rakamlarından ibaret sanılan yüz binlerce gencin sessiz çığlığına ses veriyor. Bu roman; sistemin dişlileri arasında ezilenlerin, diplomalarına sarılıp hayata tutunmaya çalışanların ve arafta kalmış bir neslin çarpıcı hikâyesi... Kendi fiziksel acılarını öğrencileri için bir kenara iten sabır abidesi Caner Hoca'nın bilgeliği; çaresizliğin verdiği boşlukla karanlık yapıların, sahte kurtarıcıların ağına düşmekten son anda kurtulan Nadir'in savruluşu ve canı pahasına üniformasına onur katan Emre'nin destanı... Atanamayanlar, umutsuzluğun insanı nasıl tehlikeli labirentlere sürükleyebileceğini yüzümüze çarparken, hepimizin sokağında, mahallesinde, belki de kendi evinde yaşanan o büyük acıyı olanca çıplaklığıyla kâğıda döküyor.
Okurken o tahta sıraların boşluğunu, bir türlü başlayamamanın ağırlığını ve bekleyişin o sessiz acısını tam kalbinizde hissedeceksiniz. “Her şeyin bir başlangıcı, her başlamış şeyin de bir sonu vardır. Ama en zoru, o başlangıcı beklemektir.”
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.