#smrgSAHAF Bacaksız Kamyon Sürücüsü -

Hazırlayan:
Resimleyen : Turgut Keskin
Stok Kodu:
1199159261
Boyut:
14x20
Sayfa Sayısı:
94 s.
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
19
Basım Tarihi:
2009
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
3. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
0,00
1199159261
545415
Bacaksız Kamyon Sürücüsü -
Bacaksız Kamyon Sürücüsü - #smrgSAHAF
0.00
Rıfat Ilgaz, çocuk romanlarında da, öteki yapıtlarında olduğu gibi son derce yalın bir dil kullanmıştır. Sıcak, insanı sarıveren akıcı bir anlatımı vardır. Özellikle Bacaksız'ın Başından Geçenler dizisinde, çocuklar arasında kullanılan diyaloglar, kullanılan sözcükler, yakıştırmalar, takılan lakaplar son derece yerli yerine oturmuştur. Zorlama yoktur. Bunda yazarın çocuklara sevgiyle yaklaşması kadar, onları yakından gözlemleyip tanıması da etken olmuştur kanımca. (Gülsüm Cengiz)

Kitabın Girişinden: "Al şu karpuzu!" dedi babası, "Kimseye göstermeden götür eve! Tamam mı?"

Babasının verdiği karpuzu iki yanından kucakladı Bacaksız. Ağırdı. "Nasıl götürürüm bu koca karpuzu" diye hem düşünüyor, hem yürüyordu. En azından, beş kilo çekerdi. Belki de o kadar değildi de Bacaksız'a öyle geliyordu. Kamburunu çıkara çıkara bir süre taşıdı karpuzu. Şaşılacak şey! Yürüdükçe ağırlaşıyordu. Papuçları kaldırım taşlarına çarpıyordu her adımda. Daha da bükülüyordu incecik bacakları. Bükülmeyip de ne yapacaktı bu bacaklar! Çöp gibiydiler. Nerdeyse "Çıt!" diye kırılacaklardı.

Rıfat Ilgaz, çocuk romanlarında da, öteki yapıtlarında olduğu gibi son derce yalın bir dil kullanmıştır. Sıcak, insanı sarıveren akıcı bir anlatımı vardır. Özellikle Bacaksız'ın Başından Geçenler dizisinde, çocuklar arasında kullanılan diyaloglar, kullanılan sözcükler, yakıştırmalar, takılan lakaplar son derece yerli yerine oturmuştur. Zorlama yoktur. Bunda yazarın çocuklara sevgiyle yaklaşması kadar, onları yakından gözlemleyip tanıması da etken olmuştur kanımca. (Gülsüm Cengiz)

Kitabın Girişinden: "Al şu karpuzu!" dedi babası, "Kimseye göstermeden götür eve! Tamam mı?"

Babasının verdiği karpuzu iki yanından kucakladı Bacaksız. Ağırdı. "Nasıl götürürüm bu koca karpuzu" diye hem düşünüyor, hem yürüyordu. En azından, beş kilo çekerdi. Belki de o kadar değildi de Bacaksız'a öyle geliyordu. Kamburunu çıkara çıkara bir süre taşıdı karpuzu. Şaşılacak şey! Yürüdükçe ağırlaşıyordu. Papuçları kaldırım taşlarına çarpıyordu her adımda. Daha da bükülüyordu incecik bacakları. Bükülmeyip de ne yapacaktı bu bacaklar! Çöp gibiydiler. Nerdeyse "Çıt!" diye kırılacaklardı.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat