#smrgKİTABEVİ Ben û Sen - 2025
Editör:
Meliha İnanç Altınsaray
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Boyut:
14x20
Sayfa Sayısı:
120
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2025
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
101,32
Havale/EFT ile:
99,29
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199253360
640482
https://www.simurgkitabevi.com/ben-u-sen-2025
Ben û Sen - 2025 #smrgKİTABEVİ
101.32
“Hayatı neyse şiiri de oydu.” Diyarbakır'ın taşları şehrin hafızasını taşır. O taşların gölgesinde bir meyhane vardır: Ben û Sen. Edip'in hikâyesi burada başlar. Çocuk yaşta sinema önlerinde gazoz satarken aldığı “Serçe” lakabı, edebiyat merakı ve giderek meyhanenin müdavimleriyle kesişen yolu… Ama bu yalnızca bir gencin serüveni değildir; bir şehrin toplumsal belleği, masalara oturan her tipte görünür. Ahmet Çakmak, Ben û Sen'de yalnızca bir mekânı değil, dönemin siyasi havasını, sokaklara sinmiş gerginliği, dilden dile dolaşan anıları ve efsaneleşmiş tipleri anlatıyor. Solcu Gençler'den Sanatçılar'a, Garibanlar'dan Tefeciler'e, Kürt Yazarlar'dan Sonradan Tövbe Eden Adamlar'a kadar her masa kendi hikâyesiyle Diyarbakır'ın canlı portresini tamamlıyor. Bu roman, bireysel arayışla toplumsal hafızayı buluşturan, taşın, şarkının ve masaların dile geldiği bir anlatı. Taşın kalbi yok mu sanırsınız, yüreğinde bir kalıp taş değil, kanlı canlı et parçası taşıyan zalimlerin yanında?
“Hayatı neyse şiiri de oydu.” Diyarbakır'ın taşları şehrin hafızasını taşır. O taşların gölgesinde bir meyhane vardır: Ben û Sen. Edip'in hikâyesi burada başlar. Çocuk yaşta sinema önlerinde gazoz satarken aldığı “Serçe” lakabı, edebiyat merakı ve giderek meyhanenin müdavimleriyle kesişen yolu… Ama bu yalnızca bir gencin serüveni değildir; bir şehrin toplumsal belleği, masalara oturan her tipte görünür. Ahmet Çakmak, Ben û Sen'de yalnızca bir mekânı değil, dönemin siyasi havasını, sokaklara sinmiş gerginliği, dilden dile dolaşan anıları ve efsaneleşmiş tipleri anlatıyor. Solcu Gençler'den Sanatçılar'a, Garibanlar'dan Tefeciler'e, Kürt Yazarlar'dan Sonradan Tövbe Eden Adamlar'a kadar her masa kendi hikâyesiyle Diyarbakır'ın canlı portresini tamamlıyor. Bu roman, bireysel arayışla toplumsal hafızayı buluşturan, taşın, şarkının ve masaların dile geldiği bir anlatı. Taşın kalbi yok mu sanırsınız, yüreğinde bir kalıp taş değil, kanlı canlı et parçası taşıyan zalimlerin yanında?
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.