#smrgKİTABEVİ Beng ü Bade (Ciltli) -

Kondisyon:
Yeni
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
Türk Edebiyatı / Türk Klasikleri
ISBN-10:
9,78605E+12
Hazırlayan:
Murat Kaymaz
Stok Kodu:
1199016869
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
127
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
4
Basım Tarihi:
2024
Kapak Türü:
Ciltli
Kağıt Türü:
Holmen Kâğıt
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
273,00
Havale/EFT ile: 267,54
Temin süresi 4&6 gündür.
1199016869
402990
Beng ü Bade (Ciltli) -
Beng ü Bade (Ciltli) - #smrgKİTABEVİ
273
Beng ü Bâde, Fuzûlî'nin 444 beyitlik bir kısa mesnevisi. Mesne­vi sözünden umumiyetle Mevlâna'nın eseri akla gelmekle beraber esasen mesnevi, doğu edebiyat mecrâsının nazım türlerinden biri. Fuzûlî'nin Beng'i (Esrar) ve Bâde'yi (Şarap) kişileştirerek, kendileri ve birbirleri hakkında konu­şturduğu bu küçük mesnevisini daha önce Bal Kaşığım kitabıyla tefekkür âlemine yelken açan Murat Kaymaz Dresden nüshasından hazırladı. Okuyucu, Beng ü Bâde'de, bu ikisi dışında pek çok mücerret karakterin, gayet müşahhas maceralarında onlara yârenlik edecek. Şarabın hizmetinden asla geri durmayan Meze'yi, kahır ateşinde ya­nan Kebab'ı ve daha nicelerini tanıyacak. Onları tanırken de belki sık sık “…evet Şarap tam da kendinden bekleneni yaptı yahut vay hain Boza, zaten mayasının bozukluğundan belliydi…” diyerek sırlara vakıf olacak. Ve bütün bunları ancak şairin dehasıyla, bizim için başka bir âlemden, şiirin ülkesinden devşirmesiyle bilece­ğiz. Gidip de toplayana aşk olsun, ama gidemeyen için de çerçinin küfesinde taşıdığı yemiş helâl olsun.
Beng ü Bâde, Fuzûlî'nin 444 beyitlik bir kısa mesnevisi. Mesne­vi sözünden umumiyetle Mevlâna'nın eseri akla gelmekle beraber esasen mesnevi, doğu edebiyat mecrâsının nazım türlerinden biri. Fuzûlî'nin Beng'i (Esrar) ve Bâde'yi (Şarap) kişileştirerek, kendileri ve birbirleri hakkında konu­şturduğu bu küçük mesnevisini daha önce Bal Kaşığım kitabıyla tefekkür âlemine yelken açan Murat Kaymaz Dresden nüshasından hazırladı. Okuyucu, Beng ü Bâde'de, bu ikisi dışında pek çok mücerret karakterin, gayet müşahhas maceralarında onlara yârenlik edecek. Şarabın hizmetinden asla geri durmayan Meze'yi, kahır ateşinde ya­nan Kebab'ı ve daha nicelerini tanıyacak. Onları tanırken de belki sık sık “…evet Şarap tam da kendinden bekleneni yaptı yahut vay hain Boza, zaten mayasının bozukluğundan belliydi…” diyerek sırlara vakıf olacak. Ve bütün bunları ancak şairin dehasıyla, bizim için başka bir âlemden, şiirin ülkesinden devşirmesiyle bilece­ğiz. Gidip de toplayana aşk olsun, ama gidemeyen için de çerçinin küfesinde taşıdığı yemiş helâl olsun.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat