#smrgSAHAF Beyaz Ölümün Güncesi: İşkencede Katledilenler, “ Ölü Ele Geçirilenler ”, Gözaltında Kaybedilenler -

Stok Kodu:
1199015983
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
351 s.
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
7
Basım Tarihi:
2005
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
3. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
0,00
1199015983
402108
Beyaz Ölümün Güncesi: İşkencede Katledilenler, “ Ölü Ele Geçirilenler ”, Gözaltında Kaybedilenler -
Beyaz Ölümün Güncesi: İşkencede Katledilenler, “ Ölü Ele Geçirilenler ”, Gözaltında Kaybedilenler - #smrgSAHAF
0.00
Demokrasi, Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde '80 sonrası olduğu kadar tartışmalı hale gelmemişti... Eşitlik isteyen her ses susturuldu, katılıma yönelik her girişim şiddetle bastırıldı. Tıpkı Latin Amerika ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de de otoriteye boyun eğmeyenler gözaltında öldürüldü, 'yargısız infaz'a uğratıldı ve 'kayıp' edildi... Beyaz Ölümün Güncesi, belleksizliğe karşı bir manifestodur. Evet, bütün bunlar burada... Yanı başımızda... Bizim ülkemizde yaşandı...

12 Eylül 1980'in üzerinden on üç yıl geçti. Bir siyasal sistem olarak demokrasi, Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar söze döküldü; ancak, eşitlikçi ve katılımcı bir demokrasinin gerçekleştirilmesine yönelik her girişim de hiçbir dönemde olmadığı kadar kısıtlama ve baskılarla karşılaştı. Tıpkı Latin Amerika ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de de gözaltında ölüm, "yargısız infaz"' ve "kayıp" olayları giderek çoğaldı.

Beyaz Ölümün Güncesi'nde Özcan Sapan böylesi bir dönemin kurbanlarını anlatıyor. Sapan'ın kitabında bu kurbanlar, ölüm kayıtlarında ya da kayıp listelerinde yer alan silik birer rakam olmaktan çıkartılarak. birer insan hayatı, içimizden birilerinin hayatı olarak betimleniyor. Dokusunu olayların doğrudan tanıklarıyla yapılan röportajların oluşturduğu Beyaz Ölümün Güncesi. belleksiz bırakılmak istenen toplumumuza yönelik bir "Unutma!" çağrısıdır da aynı zamanda.

Demokrasi, Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde '80 sonrası olduğu kadar tartışmalı hale gelmemişti... Eşitlik isteyen her ses susturuldu, katılıma yönelik her girişim şiddetle bastırıldı. Tıpkı Latin Amerika ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de de otoriteye boyun eğmeyenler gözaltında öldürüldü, 'yargısız infaz'a uğratıldı ve 'kayıp' edildi... Beyaz Ölümün Güncesi, belleksizliğe karşı bir manifestodur. Evet, bütün bunlar burada... Yanı başımızda... Bizim ülkemizde yaşandı...

12 Eylül 1980'in üzerinden on üç yıl geçti. Bir siyasal sistem olarak demokrasi, Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar söze döküldü; ancak, eşitlikçi ve katılımcı bir demokrasinin gerçekleştirilmesine yönelik her girişim de hiçbir dönemde olmadığı kadar kısıtlama ve baskılarla karşılaştı. Tıpkı Latin Amerika ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de de gözaltında ölüm, "yargısız infaz"' ve "kayıp" olayları giderek çoğaldı.

Beyaz Ölümün Güncesi'nde Özcan Sapan böylesi bir dönemin kurbanlarını anlatıyor. Sapan'ın kitabında bu kurbanlar, ölüm kayıtlarında ya da kayıp listelerinde yer alan silik birer rakam olmaktan çıkartılarak. birer insan hayatı, içimizden birilerinin hayatı olarak betimleniyor. Dokusunu olayların doğrudan tanıklarıyla yapılan röportajların oluşturduğu Beyaz Ölümün Güncesi. belleksiz bırakılmak istenen toplumumuza yönelik bir "Unutma!" çağrısıdır da aynı zamanda.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat