#smrgKİTABEVİ Borderline Kişilik Örgütlenmesi ve Psikosomatizasyon: Zihin ve Beden Arasında Bir Sınır Alanı -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199268186
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
516
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso Kâğıt
Dili:
Türkçe
indirimli
464,00
Havale/EFT ile: 454,72
1199268186
656362
Borderline Kişilik Örgütlenmesi ve Psikosomatizasyon: Zihin ve Beden Arasında Bir Sınır Alanı -
Borderline Kişilik Örgütlenmesi ve Psikosomatizasyon: Zihin ve Beden Arasında Bir Sınır Alanı - #smrgKİTABEVİ
464
Bu kitap, bedenin zihinselle olan bağı nerede ve ne düzeyde kuramadığını ya da bu bağdan ne düzeyde vazgeçip somut bir obje hâline gelerek benliğini kaybettiğini ve benliğin ne zaman zihin ile beden arasındaki o dar sınır hattına sıkıştığını açıklamak üzere kaleme alınmış bir çabanın ürünüdür. Kitap boyunca zihinsel gelişim ya da yıkım süreçlerinin beden-zihin ikilisini nasıl tekil ve ayrık hâle getirdiği; Freud, Kernberg, Klein, Winnicott, Bion, Fairbairn ve Anzieu'nün psikanalitik kurama yaptıkları teorik katkılar çerçevesinde ele alınmıştır.Kitabın merkezinde, zihin-beden birliğinin inşasında ve bu birliğin yıkımında anne-bebek birliğinin hayati rolü yer almaktadır. Annenin kendi iç dünyasındaki karmaşaya sıkışıp kalması ve bebeğe duygusal olarak erişememesi, bebeği sadece ötekine değil kendi duygularına erişebilme yetisinden de mahrum bırakabilmektedir Bu kış güneşi misali ısıtmayan ötekinin yokluğunda bebek, duygularını ikame etmek ve varlığını duyumsayabilmek adına kendi bedenini temel bir yaşam alanı ve "içerideki-öteki" hâline getirebilmektedir.Borderline kişilik örgütlenmesinde zihin-beden birliği parçalıdır ve bu fragmentasyon, zihinsel olarak çözümlenemeyen sorunsalların "içerideki-dış alan" olan bedene yüklenmesine yol açabilmektedir. Bu bağlamda psikosomatizasyon, gerçek bir çözüme ulaştırmayan ancak kişinin kayıplarıyla yola devam etmesini sağlayan "çözüm vadeden bir semptom" olarak karşımıza çıkabilmektedir Kitap, zihnin anlam ve kelimelerin yetmediği o uç noktada, ilksel bir deyim alanı olan bedene sığınışını; aleksitimi, zihinselleştirme güçlüğü ve yansıtmalı özdeşim gibi kavramlarla bilimsel bir titizlikle özetlemektedir.Bu kitap, zihnin sustuğu ve bedenin konuşmaya başladığı o puslu sınır hattında yürüyen herkes için rehber olma umudu taşımaktadır.Beden, zihnin taşıyamadığı ağırlığı sırtlanan bir hamal gibidir ancak zihin bu yükü isimlendirmeyi reddettiğinde, beden sadece ezilmekle kalmaz, aynı zamanda bu yükün kendisi hâline gelir.
Bu kitap, bedenin zihinselle olan bağı nerede ve ne düzeyde kuramadığını ya da bu bağdan ne düzeyde vazgeçip somut bir obje hâline gelerek benliğini kaybettiğini ve benliğin ne zaman zihin ile beden arasındaki o dar sınır hattına sıkıştığını açıklamak üzere kaleme alınmış bir çabanın ürünüdür. Kitap boyunca zihinsel gelişim ya da yıkım süreçlerinin beden-zihin ikilisini nasıl tekil ve ayrık hâle getirdiği; Freud, Kernberg, Klein, Winnicott, Bion, Fairbairn ve Anzieu'nün psikanalitik kurama yaptıkları teorik katkılar çerçevesinde ele alınmıştır.Kitabın merkezinde, zihin-beden birliğinin inşasında ve bu birliğin yıkımında anne-bebek birliğinin hayati rolü yer almaktadır. Annenin kendi iç dünyasındaki karmaşaya sıkışıp kalması ve bebeğe duygusal olarak erişememesi, bebeği sadece ötekine değil kendi duygularına erişebilme yetisinden de mahrum bırakabilmektedir Bu kış güneşi misali ısıtmayan ötekinin yokluğunda bebek, duygularını ikame etmek ve varlığını duyumsayabilmek adına kendi bedenini temel bir yaşam alanı ve "içerideki-öteki" hâline getirebilmektedir.Borderline kişilik örgütlenmesinde zihin-beden birliği parçalıdır ve bu fragmentasyon, zihinsel olarak çözümlenemeyen sorunsalların "içerideki-dış alan" olan bedene yüklenmesine yol açabilmektedir. Bu bağlamda psikosomatizasyon, gerçek bir çözüme ulaştırmayan ancak kişinin kayıplarıyla yola devam etmesini sağlayan "çözüm vadeden bir semptom" olarak karşımıza çıkabilmektedir Kitap, zihnin anlam ve kelimelerin yetmediği o uç noktada, ilksel bir deyim alanı olan bedene sığınışını; aleksitimi, zihinselleştirme güçlüğü ve yansıtmalı özdeşim gibi kavramlarla bilimsel bir titizlikle özetlemektedir.Bu kitap, zihnin sustuğu ve bedenin konuşmaya başladığı o puslu sınır hattında yürüyen herkes için rehber olma umudu taşımaktadır.Beden, zihnin taşıyamadığı ağırlığı sırtlanan bir hamal gibidir ancak zihin bu yükü isimlendirmeyi reddettiğinde, beden sadece ezilmekle kalmaz, aynı zamanda bu yükün kendisi hâline gelir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat