#smrgKİTABEVİ Dilselle Görselin Aşkı : Edebiyatın Sinema Hâli -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9786258753226
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199262692
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
260
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
280,00
Havale/EFT ile: 274,40
1199262692
650326
Dilselle Görselin Aşkı : Edebiyatın Sinema Hâli -
Dilselle Görselin Aşkı : Edebiyatın Sinema Hâli - #smrgKİTABEVİ
280
Kadim edebiyat ile genç sinema, son çözümlemede birer anlatı sanatıdır; her iki sanat formu da bir hikâye anlatır. Kullandıkları araçlar, teknikler ve okuyucu/izleyici üzerinde yarattıkları etkiler bakımından benzerlikleri olduğu kadar farklılıkları da vardır.

Konu ve tema, sanat türleri için ne ayırıcı ögedir ne de bir estetik garanti vaat eder. Karakterler, olay örgüsü, çatışma, doruk nokta ve çözüm gibi klasik anlatı yapıları edebiyat ile sinemada ortaktır. Bir akarsuyun biteviye akışının 'zamanı', bir kuşun bomboş ve masmavi gökte uçuşunun 'özgürlüğü' imlemesi gibi semboller ve metaforlar her iki sanat için de anlam katmanları yaratır.

Buna karşılık edebiyat ve sinema, sahip oldukları anlamlandırma araçları ve alımlayıcıları üzerinde yarattığı etki bakımından bazı farklılıklar gösterir. Okurları, izleyicileri üzerinde her biri kendine özgü estetik değerler üreten bu iki sanat formundan edebiyat, yarattığı dilsel imge evreniyle okura içsel keşif, felsefi derinlik, soyut ve kişisel bir deneyim alanı açar. Sinema ise görsel, işitsel ve hareket temelli imgeleriyle izleyiciye daha somut ve daha kolay ortaklaşılabilir bir paylaşma olanağı yaratır. Çağımızda edebiyatın birey, sinemanın kitle sanatı olması, onların bu özellikleri nedeniyledir.

Belki sık sık karşılaşıp birbirlerine kur yapan bu iki öykücünün aşklarını, çoğu kez dostluk ilişkisiyle sınırlayan, hatta sorunlu ve kırılgan kılan, aralarındaki yaş farkı değil; onların bu özerk ve özgür doğalarıdır!

Kadim edebiyat ile genç sinema, son çözümlemede birer anlatı sanatıdır; her iki sanat formu da bir hikâye anlatır. Kullandıkları araçlar, teknikler ve okuyucu/izleyici üzerinde yarattıkları etkiler bakımından benzerlikleri olduğu kadar farklılıkları da vardır.

Konu ve tema, sanat türleri için ne ayırıcı ögedir ne de bir estetik garanti vaat eder. Karakterler, olay örgüsü, çatışma, doruk nokta ve çözüm gibi klasik anlatı yapıları edebiyat ile sinemada ortaktır. Bir akarsuyun biteviye akışının 'zamanı', bir kuşun bomboş ve masmavi gökte uçuşunun 'özgürlüğü' imlemesi gibi semboller ve metaforlar her iki sanat için de anlam katmanları yaratır.

Buna karşılık edebiyat ve sinema, sahip oldukları anlamlandırma araçları ve alımlayıcıları üzerinde yarattığı etki bakımından bazı farklılıklar gösterir. Okurları, izleyicileri üzerinde her biri kendine özgü estetik değerler üreten bu iki sanat formundan edebiyat, yarattığı dilsel imge evreniyle okura içsel keşif, felsefi derinlik, soyut ve kişisel bir deneyim alanı açar. Sinema ise görsel, işitsel ve hareket temelli imgeleriyle izleyiciye daha somut ve daha kolay ortaklaşılabilir bir paylaşma olanağı yaratır. Çağımızda edebiyatın birey, sinemanın kitle sanatı olması, onların bu özellikleri nedeniyledir.

Belki sık sık karşılaşıp birbirlerine kur yapan bu iki öykücünün aşklarını, çoğu kez dostluk ilişkisiyle sınırlayan, hatta sorunlu ve kırılgan kılan, aralarındaki yaş farkı değil; onların bu özerk ve özgür doğalarıdır!

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat