#smrgKİTABEVİ Dilselle Görselin Aşkı : Edebiyatın Sinema Hâli -
Konu ve tema, sanat türleri için ne ayırıcı ögedir ne de bir estetik garanti vaat eder. Karakterler, olay örgüsü, çatışma, doruk nokta ve çözüm gibi klasik anlatı yapıları edebiyat ile sinemada ortaktır. Bir akarsuyun biteviye akışının 'zamanı', bir kuşun bomboş ve masmavi gökte uçuşunun 'özgürlüğü' imlemesi gibi semboller ve metaforlar her iki sanat için de anlam katmanları yaratır.
Buna karşılık edebiyat ve sinema, sahip oldukları anlamlandırma araçları ve alımlayıcıları üzerinde yarattığı etki bakımından bazı farklılıklar gösterir. Okurları, izleyicileri üzerinde her biri kendine özgü estetik değerler üreten bu iki sanat formundan edebiyat, yarattığı dilsel imge evreniyle okura içsel keşif, felsefi derinlik, soyut ve kişisel bir deneyim alanı açar. Sinema ise görsel, işitsel ve hareket temelli imgeleriyle izleyiciye daha somut ve daha kolay ortaklaşılabilir bir paylaşma olanağı yaratır. Çağımızda edebiyatın birey, sinemanın kitle sanatı olması, onların bu özellikleri nedeniyledir.
Belki sık sık karşılaşıp birbirlerine kur yapan bu iki öykücünün aşklarını, çoğu kez dostluk ilişkisiyle sınırlayan, hatta sorunlu ve kırılgan kılan, aralarındaki yaş farkı değil; onların bu özerk ve özgür doğalarıdır!
Konu ve tema, sanat türleri için ne ayırıcı ögedir ne de bir estetik garanti vaat eder. Karakterler, olay örgüsü, çatışma, doruk nokta ve çözüm gibi klasik anlatı yapıları edebiyat ile sinemada ortaktır. Bir akarsuyun biteviye akışının 'zamanı', bir kuşun bomboş ve masmavi gökte uçuşunun 'özgürlüğü' imlemesi gibi semboller ve metaforlar her iki sanat için de anlam katmanları yaratır.
Buna karşılık edebiyat ve sinema, sahip oldukları anlamlandırma araçları ve alımlayıcıları üzerinde yarattığı etki bakımından bazı farklılıklar gösterir. Okurları, izleyicileri üzerinde her biri kendine özgü estetik değerler üreten bu iki sanat formundan edebiyat, yarattığı dilsel imge evreniyle okura içsel keşif, felsefi derinlik, soyut ve kişisel bir deneyim alanı açar. Sinema ise görsel, işitsel ve hareket temelli imgeleriyle izleyiciye daha somut ve daha kolay ortaklaşılabilir bir paylaşma olanağı yaratır. Çağımızda edebiyatın birey, sinemanın kitle sanatı olması, onların bu özellikleri nedeniyledir.
Belki sık sık karşılaşıp birbirlerine kur yapan bu iki öykücünün aşklarını, çoğu kez dostluk ilişkisiyle sınırlayan, hatta sorunlu ve kırılgan kılan, aralarındaki yaş farkı değil; onların bu özerk ve özgür doğalarıdır!