#smrgKİTABEVİ Etik Rejim : Türkiye Tiyatro Yazınında Estetik ve Siyaset - 2026
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
ISBN-10:
9786259417264
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
13x19
Sayfa Sayısı:
208
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
272,00
Havale/EFT ile:
266,56
1199256618
644071
https://www.simurgkitabevi.com/etik-rejim-turkiye-tiyatro-yazininda-estetik-ve-siyaset-2026
Etik Rejim : Türkiye Tiyatro Yazınında Estetik ve Siyaset - 2026 #smrgKİTABEVİ
272.00
Bu çalışma, 2000 sonrası Türkiye tiyatrosunda sanatçıların “doğruları gösterme” ve “mesaj aktarma” kaygılarının kökenlerini araştırarak, sahne sanatlarını biçimlendiren yapısal dinamikleri Jacques Rancière'in “sanat rejimleri” kavramı üzerinden tartışıyor.
Son dönem bağımsız tiyatroların ve yazarların estetik pratikleri ile Erken Cumhuriyet döneminin “halkı aydınlatma” misyonu arasında kurulan süreklilikle, sahneyi bir söylem/vaaz alanı, sanatı ise toplumsal mühendisliğin basit bir aracına dönüştüren anlayışın izi sürülüyor. Bu yaklaşımın, estetik ölçütleri geri plana iterek tiyatroyu Rancière'in “etik rejim” dediği sınırlara nasıl hapsettiği gözler önüne seriliyor.
Alternatif sahneleme arayışındaki/iddiasındaki yapımların dahi bu rejimden ne ölçüde özgürleşebildiğini sorgulayan kitap, okuru, sanatın yapısal dinamiklerini estetikten çok ahlaki ve politik fayda üzerinden değerlendiren “etik dönemeç” ile yüzleşmeye çağırıyor.
Tiyatroseverleri, sanatçıları, eleştirmenleri ve kuramcıları, bireysel tercihlerden öte, tiyatro pratiğini kuşatan yapısal sorunları kavramaya ve etik rejimin ötesindeki estetik imkanları yeniden çoğaltmaya davet eden kışkırtıcı bir kaynak
Son dönem bağımsız tiyatroların ve yazarların estetik pratikleri ile Erken Cumhuriyet döneminin “halkı aydınlatma” misyonu arasında kurulan süreklilikle, sahneyi bir söylem/vaaz alanı, sanatı ise toplumsal mühendisliğin basit bir aracına dönüştüren anlayışın izi sürülüyor. Bu yaklaşımın, estetik ölçütleri geri plana iterek tiyatroyu Rancière'in “etik rejim” dediği sınırlara nasıl hapsettiği gözler önüne seriliyor.
Alternatif sahneleme arayışındaki/iddiasındaki yapımların dahi bu rejimden ne ölçüde özgürleşebildiğini sorgulayan kitap, okuru, sanatın yapısal dinamiklerini estetikten çok ahlaki ve politik fayda üzerinden değerlendiren “etik dönemeç” ile yüzleşmeye çağırıyor.
Tiyatroseverleri, sanatçıları, eleştirmenleri ve kuramcıları, bireysel tercihlerden öte, tiyatro pratiğini kuşatan yapısal sorunları kavramaya ve etik rejimin ötesindeki estetik imkanları yeniden çoğaltmaya davet eden kışkırtıcı bir kaynak
Bu çalışma, 2000 sonrası Türkiye tiyatrosunda sanatçıların “doğruları gösterme” ve “mesaj aktarma” kaygılarının kökenlerini araştırarak, sahne sanatlarını biçimlendiren yapısal dinamikleri Jacques Rancière'in “sanat rejimleri” kavramı üzerinden tartışıyor.
Son dönem bağımsız tiyatroların ve yazarların estetik pratikleri ile Erken Cumhuriyet döneminin “halkı aydınlatma” misyonu arasında kurulan süreklilikle, sahneyi bir söylem/vaaz alanı, sanatı ise toplumsal mühendisliğin basit bir aracına dönüştüren anlayışın izi sürülüyor. Bu yaklaşımın, estetik ölçütleri geri plana iterek tiyatroyu Rancière'in “etik rejim” dediği sınırlara nasıl hapsettiği gözler önüne seriliyor.
Alternatif sahneleme arayışındaki/iddiasındaki yapımların dahi bu rejimden ne ölçüde özgürleşebildiğini sorgulayan kitap, okuru, sanatın yapısal dinamiklerini estetikten çok ahlaki ve politik fayda üzerinden değerlendiren “etik dönemeç” ile yüzleşmeye çağırıyor.
Tiyatroseverleri, sanatçıları, eleştirmenleri ve kuramcıları, bireysel tercihlerden öte, tiyatro pratiğini kuşatan yapısal sorunları kavramaya ve etik rejimin ötesindeki estetik imkanları yeniden çoğaltmaya davet eden kışkırtıcı bir kaynak
Son dönem bağımsız tiyatroların ve yazarların estetik pratikleri ile Erken Cumhuriyet döneminin “halkı aydınlatma” misyonu arasında kurulan süreklilikle, sahneyi bir söylem/vaaz alanı, sanatı ise toplumsal mühendisliğin basit bir aracına dönüştüren anlayışın izi sürülüyor. Bu yaklaşımın, estetik ölçütleri geri plana iterek tiyatroyu Rancière'in “etik rejim” dediği sınırlara nasıl hapsettiği gözler önüne seriliyor.
Alternatif sahneleme arayışındaki/iddiasındaki yapımların dahi bu rejimden ne ölçüde özgürleşebildiğini sorgulayan kitap, okuru, sanatın yapısal dinamiklerini estetikten çok ahlaki ve politik fayda üzerinden değerlendiren “etik dönemeç” ile yüzleşmeye çağırıyor.
Tiyatroseverleri, sanatçıları, eleştirmenleri ve kuramcıları, bireysel tercihlerden öte, tiyatro pratiğini kuşatan yapısal sorunları kavramaya ve etik rejimin ötesindeki estetik imkanları yeniden çoğaltmaya davet eden kışkırtıcı bir kaynak
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.