#smrgKİTABEVİ Felsefenin En Güzel Tarihi - 2025
Editör:
Devrim Çetinkasap
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Boyut:
16x23
Sayfa Sayısı:
232
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2025
Çeviren:
Öznur Karakaş
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Orijinal Adı:
La Plus Belle Histoire de la Philosophie
Kategori:
indirimli
259,00
Havale/EFT ile:
253,82
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199253229
640359
https://www.simurgkitabevi.com/felsefenin-en-guzel-tarihi-2025
Felsefenin En Güzel Tarihi - 2025 #smrgKİTABEVİ
259.00
Neden hâlâ filozoflardan söz ediyoruz? Çünkü her çağ, kendi anlam krizini aşmak için düşünceye geri dönmek zorundadır. Geleneksel idealler ister ruhani, ister ulusal, ister devrimci olsun artık çoğu kişi için yaşama yön verecek güçte değil. Kaderimizin elimizden kaydığı duygusu, hiç olmadığı kadar derin. Bu koşullar altında hayatımıza yeniden bir yön tayin etmede felsefeden medet umabilir miyiz? Öyleyse, nereden başlamalı? Luc Ferry, Claude Capelier ile kurduğu diyalogda düşüncenin Antikçağ'dan bugüne beş büyük evresini izliyor: Yunanlılar kurtuluşu kozmosta gördükleri uyumda, Ortaçağ inançta aradı; Rönesans hümanizmi keşfetti, modernite aklın sınırlarını sorguladı. Peki ya şimdi? Ferry'nin önerisi ne inanca ne ideolojiye yaslanan, aklın berraklığına ve insani bağlara dayanan yeni bir sevgi hümanizmidir. Her zaman olduğu gibi, felsefeyi bir soyutlama değil, yaşama sanatı olarak ele alan Ferry'nin “laik maneviyat” dediği bu yaklaşım şunu vurgular: Anlam, dogmalarda değil, kendi için düşünmeye cüret etme ve sevme kapasitesinde aranmalıdır. Geçmişin büyük fikirlerini bugünün kaygılarıyla buluşturan Felsefenin En Güzel Tarihi insanın kendini, çağını ve kaderini anlamak için çıktığı en uzun yolculuğun hikâyesi – ve bu yolculuk henüz bitmiş değil.
Neden hâlâ filozoflardan söz ediyoruz? Çünkü her çağ, kendi anlam krizini aşmak için düşünceye geri dönmek zorundadır. Geleneksel idealler ister ruhani, ister ulusal, ister devrimci olsun artık çoğu kişi için yaşama yön verecek güçte değil. Kaderimizin elimizden kaydığı duygusu, hiç olmadığı kadar derin. Bu koşullar altında hayatımıza yeniden bir yön tayin etmede felsefeden medet umabilir miyiz? Öyleyse, nereden başlamalı? Luc Ferry, Claude Capelier ile kurduğu diyalogda düşüncenin Antikçağ'dan bugüne beş büyük evresini izliyor: Yunanlılar kurtuluşu kozmosta gördükleri uyumda, Ortaçağ inançta aradı; Rönesans hümanizmi keşfetti, modernite aklın sınırlarını sorguladı. Peki ya şimdi? Ferry'nin önerisi ne inanca ne ideolojiye yaslanan, aklın berraklığına ve insani bağlara dayanan yeni bir sevgi hümanizmidir. Her zaman olduğu gibi, felsefeyi bir soyutlama değil, yaşama sanatı olarak ele alan Ferry'nin “laik maneviyat” dediği bu yaklaşım şunu vurgular: Anlam, dogmalarda değil, kendi için düşünmeye cüret etme ve sevme kapasitesinde aranmalıdır. Geçmişin büyük fikirlerini bugünün kaygılarıyla buluşturan Felsefenin En Güzel Tarihi insanın kendini, çağını ve kaderini anlamak için çıktığı en uzun yolculuğun hikâyesi – ve bu yolculuk henüz bitmiş değil.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.