#smrgKİTABEVİ Gibi'nin Felsefesi - Homo Sinemans'ın İmkanı - 2026

Editör:
Selda Terek
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9786258594263
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199259590
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
144
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
175,00
Havale/EFT ile: 171,50
1199259590
647313
Gibi'nin Felsefesi - Homo Sinemans'ın İmkanı -        2026
Gibi'nin Felsefesi - Homo Sinemans'ın İmkanı - 2026 #smrgKİTABEVİ
175
Bu bir aylaklık daveti!

Düşüncenin ara sokaklarında kaybolmak ya da felsefenin patikalarına tırmanmak için…

Yaşamlarımızın üzerinde bir hayalet dolaşıyor: Nietzsche'nin hayaleti! Aforizmalar çağındayız. Filozofun sıklıkla başvurduğu bu tür, gitgide gündelik olanın formuna dönüşüyor. Gerek yaşadığımız odaklanma krizi gerekse zamanın daima bölünmesi ve bereketsizliği; bizi kısa ve öz cümlelere, düşünmeye ihtiyaç bırakmayacak hazır formüllere yöneltiyor. Böyle olan belleğimize tutunuyor, çarpıcı hale geliyor. Hangimiz ezberlemedi Yılmaz'ın şu vecizeye dönüşen sözünü:

“Ben senin beni yılgın bir hoşgörüyle benimsemene mi kaldım?”

Herkesin birbirinden umudunu kestiği, benimsenme talebinin iyiden iyiye azaldığı, kısa ve hazır cevapların geçer akçe olduğu çağımıza dair -bize hissettirmeden- bir felsefe yapıyor olabilir mi gibi? Modern insanın krizlerini, çelişkilerini komedinin -ve elbette dramın- merceğinden gösteriyor olabilir mi?

Bu kitap, son yılların en özgün yapımının analizine girişmenin ötesinde, bize ve içinde bulunduğumuz anlam krizine dair bir şeyler söylemeyi deniyor. Ona yelteniyor! Okuru, kimi zaman ara sokaklarda kaybolacağı zihinsel bir aylaklığa, kimi zaman da felsefenin patikalarına tırmanacağı bir yolculuğa davet ediyor.

Bu bir aylaklık daveti!

Düşüncenin ara sokaklarında kaybolmak ya da felsefenin patikalarına tırmanmak için…

Yaşamlarımızın üzerinde bir hayalet dolaşıyor: Nietzsche'nin hayaleti! Aforizmalar çağındayız. Filozofun sıklıkla başvurduğu bu tür, gitgide gündelik olanın formuna dönüşüyor. Gerek yaşadığımız odaklanma krizi gerekse zamanın daima bölünmesi ve bereketsizliği; bizi kısa ve öz cümlelere, düşünmeye ihtiyaç bırakmayacak hazır formüllere yöneltiyor. Böyle olan belleğimize tutunuyor, çarpıcı hale geliyor. Hangimiz ezberlemedi Yılmaz'ın şu vecizeye dönüşen sözünü:

“Ben senin beni yılgın bir hoşgörüyle benimsemene mi kaldım?”

Herkesin birbirinden umudunu kestiği, benimsenme talebinin iyiden iyiye azaldığı, kısa ve hazır cevapların geçer akçe olduğu çağımıza dair -bize hissettirmeden- bir felsefe yapıyor olabilir mi gibi? Modern insanın krizlerini, çelişkilerini komedinin -ve elbette dramın- merceğinden gösteriyor olabilir mi?

Bu kitap, son yılların en özgün yapımının analizine girişmenin ötesinde, bize ve içinde bulunduğumuz anlam krizine dair bir şeyler söylemeyi deniyor. Ona yelteniyor! Okuru, kimi zaman ara sokaklarda kaybolacağı zihinsel bir aylaklığa, kimi zaman da felsefenin patikalarına tırmanacağı bir yolculuğa davet ediyor.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat