#smrgKİTABEVİ Havanın Unutuluşu : Martin Heidegger ve Varlığın Soluğu - 2026
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Dizi Adı:
Teori
ISBN-10:
9786255695611
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
168
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Çeviren:
Gülşah Ünal
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
224,00
Havale/EFT ile:
219,52
1199255345
642768
https://www.simurgkitabevi.com/havanin-unutulusu-martin-heidegger-ve-varligin-solugu-2026
Havanın Unutuluşu : Martin Heidegger ve Varlığın Soluğu - 2026 #smrgKİTABEVİ
224.00
Varlık neden çoğunlukla toprak, ışık ya da ses üzerinden düşünülürken hava, felsefi düşüncenin dışında bırakılır? Luce Irigaray, Havanın Unutuluşu adlı bu çalışmasında Batı metafiziğinin temel kör noktalarından birine işaret eder: varlığın, düşüncenin ve mevcudiyetin sessiz ama vazgeçilmez koşulu olan havanın sistematik biçimde ihmal edilmesi.
Irigaray, Heidegger'in “varlığın unutuluşu” kavramını yeniden ele alarak, bu unutuluşun aynı zamanda havanın, nefesin ve akışkan olanın dışlanması anlamına geldiğini ileri sürer. Pre-Sokratik düşünceden Heidegger'e uzanan felsefi hat üzerinde; açıklık, mevcudiyet ve kayran gibi kavramlar irdelenirken, metafiziğin katı zeminler, sınırlar ve kapalı çemberler üzerine kurulu yapısı eleştirel bir sorgulamaya tabi tutulur.
Havanın, yalnızca bir doğa unsuru değil; düşünmenin, konuşmanın, bedenliliğin ve birlikte-var-olmanın maddi koşulu olarak kavramsallaştırıldığı bu çalışma, felsefeyi soyut kavramlarla sınırlamayan bir düşünme tarzı önerir. Bu yönüyle Havanın Unutuluşu, varlık felsefesini yaşamsal, bedensel ve maddi bir açıklığa taşımak isteyen okurlar için sarsıcı ve ufuk açıcı bir metin olarak karşımıza çıkar.
Irigaray, Heidegger'in “varlığın unutuluşu” kavramını yeniden ele alarak, bu unutuluşun aynı zamanda havanın, nefesin ve akışkan olanın dışlanması anlamına geldiğini ileri sürer. Pre-Sokratik düşünceden Heidegger'e uzanan felsefi hat üzerinde; açıklık, mevcudiyet ve kayran gibi kavramlar irdelenirken, metafiziğin katı zeminler, sınırlar ve kapalı çemberler üzerine kurulu yapısı eleştirel bir sorgulamaya tabi tutulur.
Havanın, yalnızca bir doğa unsuru değil; düşünmenin, konuşmanın, bedenliliğin ve birlikte-var-olmanın maddi koşulu olarak kavramsallaştırıldığı bu çalışma, felsefeyi soyut kavramlarla sınırlamayan bir düşünme tarzı önerir. Bu yönüyle Havanın Unutuluşu, varlık felsefesini yaşamsal, bedensel ve maddi bir açıklığa taşımak isteyen okurlar için sarsıcı ve ufuk açıcı bir metin olarak karşımıza çıkar.
Varlık neden çoğunlukla toprak, ışık ya da ses üzerinden düşünülürken hava, felsefi düşüncenin dışında bırakılır? Luce Irigaray, Havanın Unutuluşu adlı bu çalışmasında Batı metafiziğinin temel kör noktalarından birine işaret eder: varlığın, düşüncenin ve mevcudiyetin sessiz ama vazgeçilmez koşulu olan havanın sistematik biçimde ihmal edilmesi.
Irigaray, Heidegger'in “varlığın unutuluşu” kavramını yeniden ele alarak, bu unutuluşun aynı zamanda havanın, nefesin ve akışkan olanın dışlanması anlamına geldiğini ileri sürer. Pre-Sokratik düşünceden Heidegger'e uzanan felsefi hat üzerinde; açıklık, mevcudiyet ve kayran gibi kavramlar irdelenirken, metafiziğin katı zeminler, sınırlar ve kapalı çemberler üzerine kurulu yapısı eleştirel bir sorgulamaya tabi tutulur.
Havanın, yalnızca bir doğa unsuru değil; düşünmenin, konuşmanın, bedenliliğin ve birlikte-var-olmanın maddi koşulu olarak kavramsallaştırıldığı bu çalışma, felsefeyi soyut kavramlarla sınırlamayan bir düşünme tarzı önerir. Bu yönüyle Havanın Unutuluşu, varlık felsefesini yaşamsal, bedensel ve maddi bir açıklığa taşımak isteyen okurlar için sarsıcı ve ufuk açıcı bir metin olarak karşımıza çıkar.
Irigaray, Heidegger'in “varlığın unutuluşu” kavramını yeniden ele alarak, bu unutuluşun aynı zamanda havanın, nefesin ve akışkan olanın dışlanması anlamına geldiğini ileri sürer. Pre-Sokratik düşünceden Heidegger'e uzanan felsefi hat üzerinde; açıklık, mevcudiyet ve kayran gibi kavramlar irdelenirken, metafiziğin katı zeminler, sınırlar ve kapalı çemberler üzerine kurulu yapısı eleştirel bir sorgulamaya tabi tutulur.
Havanın, yalnızca bir doğa unsuru değil; düşünmenin, konuşmanın, bedenliliğin ve birlikte-var-olmanın maddi koşulu olarak kavramsallaştırıldığı bu çalışma, felsefeyi soyut kavramlarla sınırlamayan bir düşünme tarzı önerir. Bu yönüyle Havanın Unutuluşu, varlık felsefesini yaşamsal, bedensel ve maddi bir açıklığa taşımak isteyen okurlar için sarsıcı ve ufuk açıcı bir metin olarak karşımıza çıkar.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.