#smrgSAHAF Hilalin Gölgesinde Bir Ermeni Kızın Yazgısı - 2001
Afrika'da, Balkanlarda toprak kayıpları, Akdeniz bölgesinde nüfuzunun adamakıllı azalmasına neden olduğundan, büyük Avrupa devletleri, I. Çar Nikolaus'un "Boğazın Hasta Adamı" dediği imparatorluktan aslan payı kapmak için boğuşmaya başlamışlardı.
Zaman, bir devrimci parti için oldukça olgundu. 1908 yılında Jön-Türkler iktidarı ele geçirerek, imparatorluğun tüm halklarını, modern bir Türkiye yaratmak için kendi bayrakları altında birleştirmişlerdi. Bu suretle Hıristiyan azınlığın ve özellikle de Ermeni azınlığının üzerindeki baskıların sona ereceği sanısı uyandırılmıştı.
Genç Türkler, 1895/96 yıllarındaki Ermeni katliamından sorumlu olan Padişah II. Abdülhamid'e, özgürlük, eşitlik adalet ve kardeşlik esaslarına dayanan anayasayı kabule zorlamışlardı. Bu suretle Ermeni halkı için yeni ve mutlu bir dönem başlamış oluyordu. Ermeni halkı ilk kez açık bir şekilde ve hiç bir engelle karşılaşmadan politik partilerinde çalışma olanağına kavuşuyordu. Ermeni devletinin kurulmasını yücelten ulusal Türkülerin söylenmesi ve diğer bazı özgürlüklere rağmen, 1909 da tahttan indirilen despot Abdülhamid'ten sonra da Ermenilerin durumunda bir düzelme olmadı.
1909 yılında Adana'da ve Anadolu'nun diğer bölgelerinde çeşitli katliamlarda otuz bin Ermeni katledildi.
Buna rağmen Osmanlı İmparatoluğu'nun parçalanmasını Genç-Türkler de durdu-ramadılar. 1908 yılında Avusturya, Bosna ve Hersek'i kendisine bağladı. 1909 yılında ise, Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti. Tripolis, İtalyanların eline geçti. 1912/13 yıllarında meydana gelen Balkan Savası, Avrupa'daki Türkiye'yi, Doğu Trakya, Konstantinopel ile Adrianopel arasına düşürdü.
Meydana gelen politik gelişmeler Ermenileri cesaretlendirmiş, düşüncelerinde olan, yeniden Özgür Ermenistan kurma rüyasını gerçekleştirmek için şanslarının doğduğuna inanmışlardı. Ne var ki bu ulusal istemler doğrultusundaki reform hareketleri, Genç-Türkler tarafından en sert tepkiyle karşılanıyor ve Ermenilere karsı kışkırtmalarda bulunuyorlardı.
28 Temmuz 1914'te Avusturya İmparatorluğu Sırbistan'a savaş ilan ettiğinde, 1. Dünya Savası başladı. Bunun üzerine Türkiye, Alman İmparatorluğu , Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Bulgaristan saflarında savaşa katıldı.
Türkiye, şimdi artık "Ermeni sorunu'nu temelden çözmek için hazırdı... (Önsözden)
Afrika'da, Balkanlarda toprak kayıpları, Akdeniz bölgesinde nüfuzunun adamakıllı azalmasına neden olduğundan, büyük Avrupa devletleri, I. Çar Nikolaus'un "Boğazın Hasta Adamı" dediği imparatorluktan aslan payı kapmak için boğuşmaya başlamışlardı.
Zaman, bir devrimci parti için oldukça olgundu. 1908 yılında Jön-Türkler iktidarı ele geçirerek, imparatorluğun tüm halklarını, modern bir Türkiye yaratmak için kendi bayrakları altında birleştirmişlerdi. Bu suretle Hıristiyan azınlığın ve özellikle de Ermeni azınlığının üzerindeki baskıların sona ereceği sanısı uyandırılmıştı.
Genç Türkler, 1895/96 yıllarındaki Ermeni katliamından sorumlu olan Padişah II. Abdülhamid'e, özgürlük, eşitlik adalet ve kardeşlik esaslarına dayanan anayasayı kabule zorlamışlardı. Bu suretle Ermeni halkı için yeni ve mutlu bir dönem başlamış oluyordu. Ermeni halkı ilk kez açık bir şekilde ve hiç bir engelle karşılaşmadan politik partilerinde çalışma olanağına kavuşuyordu. Ermeni devletinin kurulmasını yücelten ulusal Türkülerin söylenmesi ve diğer bazı özgürlüklere rağmen, 1909 da tahttan indirilen despot Abdülhamid'ten sonra da Ermenilerin durumunda bir düzelme olmadı.
1909 yılında Adana'da ve Anadolu'nun diğer bölgelerinde çeşitli katliamlarda otuz bin Ermeni katledildi.
Buna rağmen Osmanlı İmparatoluğu'nun parçalanmasını Genç-Türkler de durdu-ramadılar. 1908 yılında Avusturya, Bosna ve Hersek'i kendisine bağladı. 1909 yılında ise, Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti. Tripolis, İtalyanların eline geçti. 1912/13 yıllarında meydana gelen Balkan Savası, Avrupa'daki Türkiye'yi, Doğu Trakya, Konstantinopel ile Adrianopel arasına düşürdü.
Meydana gelen politik gelişmeler Ermenileri cesaretlendirmiş, düşüncelerinde olan, yeniden Özgür Ermenistan kurma rüyasını gerçekleştirmek için şanslarının doğduğuna inanmışlardı. Ne var ki bu ulusal istemler doğrultusundaki reform hareketleri, Genç-Türkler tarafından en sert tepkiyle karşılanıyor ve Ermenilere karsı kışkırtmalarda bulunuyorlardı.
28 Temmuz 1914'te Avusturya İmparatorluğu Sırbistan'a savaş ilan ettiğinde, 1. Dünya Savası başladı. Bunun üzerine Türkiye, Alman İmparatorluğu , Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Bulgaristan saflarında savaşa katıldı.
Türkiye, şimdi artık "Ermeni sorunu'nu temelden çözmek için hazırdı... (Önsözden)