#smrgKİTABEVİ Hile (aldatma) Hukuksal Nedenine Dayalı Tapu İptali ve Tescil Davaları -
Uyuşmazlık; Türk Medenî Kanunu'nun tapu siciline, yolsuz tescile ve iyiniyetli üçüncü kişinin korunmasına ilişkin hükümleriyle; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ispat, delil, somutlaştırma, taleple bağlılık ve kanun yollarına ilişkin hükümleriyle; kimi zaman ceza soruşturması ve ceza mahkemesi kararlarının hukuk yargılamasına etkisiyle iç içe geçer. Dolayısıyla hileye dayalı tapu iptali ve tescil davası, tek bir kanun maddesi üzerinden çözülebilecek basit bir irade sakatlığı davası değildir.
Bu kitabın hazırlanmasındaki temel düşünce de buradan doğmuştur. Amaç yalnız TBK m.36'nın teorik açıklamasını yapmak veya hile konusunda verilmiş Yargıtay kararlarını art arda sıralamak değildir. Çalışmada, bir hileye dayalı tapu iptali ve tescil uyuşmazlığının dava öncesinden kesinleşmiş kararın tapuda uygulanmasına kadar geçirdiği bütün aşamalar, birbirleriyle bağlantılı bir sistem içerisinde ele alınmaya çalışılmıştır. Hilenin unsurlarından hak düşürücü süreye, ispat yükünden tanık ve elektronik delillere, banka kayıtlarından ceza soruşturması dosyasına, bilirkişi ve keşiften üçüncü kişinin iyiniyetine, terditli bedel talebinden faiz ve vekâlet ücretine, istinaf ve temyizden bozma sonrası yargılamaya kadar uygulamada karşılaşılabilecek başlıca meselelerin aynı bütün içinde incelenmesi bu tercihin sonucudur.
....
Bu eser, hileye dayalı tapu iptali ve tescil davalarının bütün ihtimallerini tükettiği veya her somut uyuşmazlığa değişmez bir çözüm sunduğu iddiasında değildir. Taşınmaz uyuşmazlıkları, taraf ilişkilerinin ve delil yapısının son derece farklılaşabildiği bir alandır. Aynı görünen iki olay, küçük fakat belirleyici bir vakıa nedeniyle farklı hukuki sonuca ulaşabilir. Bu sebeple kitapta mümkün olduğunca kesin formüller yerine, genel kural–istisna–somut olay değerlendirmesi ayrımı korunmaya çalışılmıştır.
Çalışmanın temel hedefi; hâkime, avukata, akademisyene ve uygulamanın diğer ilgililerine yalnız “hangi madde uygulanır?” sorusunun değil; “hangi vakıa ileri sürülmeli, hangi delil hangi vakıayı ispatlar, hangi talep hangi sırayla kurulmalı, hangi usul işlemi ne zaman yapılmalı ve verilen karar nasıl etkili biçimde sonuca ulaştırılmalıdır?” sorularının da cevabını sunabilmektir.
Hile, görünürde geçerli ve olağan bir işlemin arkasında gerçek iradenin nasıl bozulduğunu araştırmayı gerektirir. Tapu iptali ve tescil davası ise bu gerçeğin yalnız ortaya çıkarılmasını değil, hukuken ispat edilmesini ve tapu siciline doğru biçimde yansıtılmasını amaçlar. Elinizdeki çalışma, işte bu iki aşama arasındaki yolu sistematik hâle getirme çabasının ürünüdür.
Uyuşmazlık; Türk Medenî Kanunu'nun tapu siciline, yolsuz tescile ve iyiniyetli üçüncü kişinin korunmasına ilişkin hükümleriyle; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ispat, delil, somutlaştırma, taleple bağlılık ve kanun yollarına ilişkin hükümleriyle; kimi zaman ceza soruşturması ve ceza mahkemesi kararlarının hukuk yargılamasına etkisiyle iç içe geçer. Dolayısıyla hileye dayalı tapu iptali ve tescil davası, tek bir kanun maddesi üzerinden çözülebilecek basit bir irade sakatlığı davası değildir.
Bu kitabın hazırlanmasındaki temel düşünce de buradan doğmuştur. Amaç yalnız TBK m.36'nın teorik açıklamasını yapmak veya hile konusunda verilmiş Yargıtay kararlarını art arda sıralamak değildir. Çalışmada, bir hileye dayalı tapu iptali ve tescil uyuşmazlığının dava öncesinden kesinleşmiş kararın tapuda uygulanmasına kadar geçirdiği bütün aşamalar, birbirleriyle bağlantılı bir sistem içerisinde ele alınmaya çalışılmıştır. Hilenin unsurlarından hak düşürücü süreye, ispat yükünden tanık ve elektronik delillere, banka kayıtlarından ceza soruşturması dosyasına, bilirkişi ve keşiften üçüncü kişinin iyiniyetine, terditli bedel talebinden faiz ve vekâlet ücretine, istinaf ve temyizden bozma sonrası yargılamaya kadar uygulamada karşılaşılabilecek başlıca meselelerin aynı bütün içinde incelenmesi bu tercihin sonucudur.
....
Bu eser, hileye dayalı tapu iptali ve tescil davalarının bütün ihtimallerini tükettiği veya her somut uyuşmazlığa değişmez bir çözüm sunduğu iddiasında değildir. Taşınmaz uyuşmazlıkları, taraf ilişkilerinin ve delil yapısının son derece farklılaşabildiği bir alandır. Aynı görünen iki olay, küçük fakat belirleyici bir vakıa nedeniyle farklı hukuki sonuca ulaşabilir. Bu sebeple kitapta mümkün olduğunca kesin formüller yerine, genel kural–istisna–somut olay değerlendirmesi ayrımı korunmaya çalışılmıştır.
Çalışmanın temel hedefi; hâkime, avukata, akademisyene ve uygulamanın diğer ilgililerine yalnız “hangi madde uygulanır?” sorusunun değil; “hangi vakıa ileri sürülmeli, hangi delil hangi vakıayı ispatlar, hangi talep hangi sırayla kurulmalı, hangi usul işlemi ne zaman yapılmalı ve verilen karar nasıl etkili biçimde sonuca ulaştırılmalıdır?” sorularının da cevabını sunabilmektir.
Hile, görünürde geçerli ve olağan bir işlemin arkasında gerçek iradenin nasıl bozulduğunu araştırmayı gerektirir. Tapu iptali ve tescil davası ise bu gerçeğin yalnız ortaya çıkarılmasını değil, hukuken ispat edilmesini ve tapu siciline doğru biçimde yansıtılmasını amaçlar. Elinizdeki çalışma, işte bu iki aşama arasındaki yolu sistematik hâle getirme çabasının ürünüdür.