#smrgSAHAF Hıristiyanlığın Gizli Tarihi -

Stok Kodu:
1199064507
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
312 s.
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2005
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
3. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
Din
0,00
1199064507
450444
Hıristiyanlığın Gizli Tarihi -
Hıristiyanlığın Gizli Tarihi - #smrgSAHAF
0.00
Hıristiyanlık, ilk başta, Filistin'de yaşayan Museviler arasında doğmuştu. Hz. İsa'nın çevresinde bulunan ve ona inanan insanların hepsi Yahudi soyundan geliyorlardı ve Musa Şeriatı'na göre yaşıyorlardı. Bu Musevi inancının en büyük şartı ise, tek bir Rabbe, göklerin ve yerin yaratıcısı olan Allah'a kulluk etmek ve O'ndan başka bir ilah tanımamaktı.

Ancak Hıristiyanlık bu Musevi dünyadan çıkıp Avrupa'ya doğru yayıldıkça, farklılaşmaya başladı. Musa Şeriatı'nın temeli olan "Tek Tanrı" inancı garip bir değişikliğe uğradı ve Hz. İsa'nın kendisi bizzat bir tanrı sayılmaya başladı. Bir süre sonra da bu garip inanç formüle edildi. Bu inanca göre Allah üç benliğe ayrılıyordu; bir "Baba Tanrı", bir "Oğul Tanrı", bir de "Kutsal Ruh" vardı. "Oğul Tanrı" ise, yine bu inanca göre, Meryem oğlu İsa Mesih'ti.

Peki acaba bu inanç nereden çıkmıştı? Tüm peygamberler binlerce yıldır hep Tek Tanrı inancını yayarken, Hz. Musa'nın getirdiği Tevrat'ta "Rab bizim Allahımızdır ve Rab tektir" denirken, nasıl olmuştu da ortaya "Baba, Oğul ve Kutsal Ruh" diye daha önceden hiç duyulmamış bir "üçleme" çıkmıştı?

Basit; sözkonusu "üçleme" peygamberlerin tebliğlerinde, Tevrat ya da Zebur gibi İlahi kitaplarda hiç duyulmamıştı gerçekten, ama putperest (pagan) toplumlarda oldukça yaygındı. Özellikle de Yunan kültürü, çok sayıda "Baba Tanrı" ve "Oğul Tanrı" içeriyordu. Platon, bu üçlemeyi formüle etmiş ve Tanrı'nın "Logos" (Söz) diye bir oğlu ve "Sophos" (Bilgelik) diye bir kızı olduğunu savunmuştu. Platon'a göre Tanrı, Logos ve Sophos, bir "üçleme" oluşturuyorlardı.

Hıristiyanlık, üçleme inancını ve bugün sahip olduğu daha pek çok inanç ve uygulamayı, sözkonusu Yunan kültüründen ya da diğer putperest kültürlerden devşirdi. Bu nedenle de giderek Hz. İsa'nın getirdiği saf dinden ayrıldı, Musa Şeriatı'nın temeli olan "Tek Tanrı" inancından uzaklaştı.

Gerçek İseviler, yani Hz. İsa'ya bir tanrı olarak değil de bir peygamber olarak iman edenler ise uzun süre bu dejenere dine karşı direndiler. Ama bir süre sonra sözkonusu dejenere din, siyasi olarak üstün geldi ve kendisini "gerçek Hıristiyanlık" ilan etti. Zamanla da diğer grubu, yani gerçek İseviler'i tarihten sildi.

Bu kitap, Hıristiyanlığın yaşadığı bu büyük dejenerasyonun hikayesidir.

Yazılışındaki amaç ise, Hıristiyanlığa saldırmak ya da Hıristiyanları taciz etmek değil, onları Meryem oğlu İsa Mesih'in gerçek yoluna davet etmektir. Hz. İsa'nın gerçekte nasıl bir insan olduğunu, nasıl yaşadığını ve öldüğünü, ardında nasıl bir inanç bıraktığını göstermektir. Bir de, bu inancın Kuran'a olan paralelliğini ortaya koymaktır.

Umulur ki hem Hıristiyanlara, hem Müslümanlara, hem de diğerlerine yararlı olur. -İstanbul, Ağustos 2005, İSA TATLICAN (Önsözden)

Hıristiyanlık, ilk başta, Filistin'de yaşayan Museviler arasında doğmuştu. Hz. İsa'nın çevresinde bulunan ve ona inanan insanların hepsi Yahudi soyundan geliyorlardı ve Musa Şeriatı'na göre yaşıyorlardı. Bu Musevi inancının en büyük şartı ise, tek bir Rabbe, göklerin ve yerin yaratıcısı olan Allah'a kulluk etmek ve O'ndan başka bir ilah tanımamaktı.

Ancak Hıristiyanlık bu Musevi dünyadan çıkıp Avrupa'ya doğru yayıldıkça, farklılaşmaya başladı. Musa Şeriatı'nın temeli olan "Tek Tanrı" inancı garip bir değişikliğe uğradı ve Hz. İsa'nın kendisi bizzat bir tanrı sayılmaya başladı. Bir süre sonra da bu garip inanç formüle edildi. Bu inanca göre Allah üç benliğe ayrılıyordu; bir "Baba Tanrı", bir "Oğul Tanrı", bir de "Kutsal Ruh" vardı. "Oğul Tanrı" ise, yine bu inanca göre, Meryem oğlu İsa Mesih'ti.

Peki acaba bu inanç nereden çıkmıştı? Tüm peygamberler binlerce yıldır hep Tek Tanrı inancını yayarken, Hz. Musa'nın getirdiği Tevrat'ta "Rab bizim Allahımızdır ve Rab tektir" denirken, nasıl olmuştu da ortaya "Baba, Oğul ve Kutsal Ruh" diye daha önceden hiç duyulmamış bir "üçleme" çıkmıştı?

Basit; sözkonusu "üçleme" peygamberlerin tebliğlerinde, Tevrat ya da Zebur gibi İlahi kitaplarda hiç duyulmamıştı gerçekten, ama putperest (pagan) toplumlarda oldukça yaygındı. Özellikle de Yunan kültürü, çok sayıda "Baba Tanrı" ve "Oğul Tanrı" içeriyordu. Platon, bu üçlemeyi formüle etmiş ve Tanrı'nın "Logos" (Söz) diye bir oğlu ve "Sophos" (Bilgelik) diye bir kızı olduğunu savunmuştu. Platon'a göre Tanrı, Logos ve Sophos, bir "üçleme" oluşturuyorlardı.

Hıristiyanlık, üçleme inancını ve bugün sahip olduğu daha pek çok inanç ve uygulamayı, sözkonusu Yunan kültüründen ya da diğer putperest kültürlerden devşirdi. Bu nedenle de giderek Hz. İsa'nın getirdiği saf dinden ayrıldı, Musa Şeriatı'nın temeli olan "Tek Tanrı" inancından uzaklaştı.

Gerçek İseviler, yani Hz. İsa'ya bir tanrı olarak değil de bir peygamber olarak iman edenler ise uzun süre bu dejenere dine karşı direndiler. Ama bir süre sonra sözkonusu dejenere din, siyasi olarak üstün geldi ve kendisini "gerçek Hıristiyanlık" ilan etti. Zamanla da diğer grubu, yani gerçek İseviler'i tarihten sildi.

Bu kitap, Hıristiyanlığın yaşadığı bu büyük dejenerasyonun hikayesidir.

Yazılışındaki amaç ise, Hıristiyanlığa saldırmak ya da Hıristiyanları taciz etmek değil, onları Meryem oğlu İsa Mesih'in gerçek yoluna davet etmektir. Hz. İsa'nın gerçekte nasıl bir insan olduğunu, nasıl yaşadığını ve öldüğünü, ardında nasıl bir inanç bıraktığını göstermektir. Bir de, bu inancın Kuran'a olan paralelliğini ortaya koymaktır.

Umulur ki hem Hıristiyanlara, hem Müslümanlara, hem de diğerlerine yararlı olur. -İstanbul, Ağustos 2005, İSA TATLICAN (Önsözden)

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat