#smrgSAHAF İğne Oyası Teknikleri ve Kastamonu İğne Oyaları - 1992

Editör:
Kondisyon:
Yeni Gibi
Basıldığı Matbaa:
MN Ofset Matbaacılık
Dizi Adı:
ISBN-10:
Kargoya Teslim Süresi (İş Günü):
1&3
Hazırlayan:
Cilt:
İplik Dikişli
Ciltçi:
Stok Kodu:
1199033295
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
8+123
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
1992
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
1. Hamur
Dili:
Türkçe
0,00
Bu üründen 1 adet satın alınmıştır.
1199033295
419383
İğne Oyası Teknikleri ve Kastamonu İğne Oyaları -        1992
İğne Oyası Teknikleri ve Kastamonu İğne Oyaları - 1992 #smrgSAHAF
0
ÖNSÖZ

Kitabı hazırlamaktaki amaç, unutulmakta olan Kastamonu iğne oyalarının canlılığını, teknik özelliğini, hayat hikayelerini gelecek kuşaklara aktarmaktır.

Her ne kadar Kastamonu Yöresi örnek alınmışsa da, oya teknikleri ge-nelde yurt düzeyinde aynıdır. Ancak yöre ağızları farklıdır.
Kitabın hazırlanışında özellikle folklorik yapısını kaybetmemek amacı ön plana alındığı için, yöre ağzı değiştirilmeden kullanılmıştır. Bunun için de ki-tabın son kısmına bir sözlük eklenmiştir.

Eski geleneklere göre, kadın evdekilerle konuşamaz, dileklerde bu-lunamazdı. Gelinler, genç kızlar sözle ifade edemediklerini başlarına örttükleri oyalı yemenilerle anlatırlardı. Savaşta ölen, gurbete giden kocasının yasını, ona duyduğu özlemi, yaptığı oyalarla dile getirirdi. Duygusal yaklaşımlarını nakış nakış işlediği oyalarda anlatırdı. Genç kızlar çeyizlerine yaptıkları "Yaver Düğ-mesi", "Vezir Köprüsü", "Sarhoş Bıyığı gibi oyalarda mevki sahibi bir erkekle yuva kurma isteklerini anlatırlar; gelinler kaynanasına kızgınlığını "Biber Oya" ile, çocuğunun olacağını "Gül" Oyalı yemeni örterek anlatmak isterlerdi.

Oyalar bu yönleri ile sözcsüz iletişimi sağlayan bir sanat dalıdır.

Türk Kadınının yaratıcılık gücünü, ince zevkini ortaya koyan iğne oyacılığı sanatı, günümüzde eski görkemli değerini yitirmektedir.

Oya konusundaki ilk uyarıyı Annem Sayın Necmiye Kaykanacı'dan almam, çevredeki eski oyacıların yavaş yavaş hayattan çekilmeleri, Beni bu çalışmaya yöneltmiş, kitabın çıkmasına sebep olmuştur.

Kitapta çizimi bulunan oyalar nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar gelmiş en az elli ila yüz yıl öncesi yapılmış oyalardır.

Onbeş yıl önce bilgi almaya başladığım kişilerin yaş ortalamaları elli ila seksenbeşti.
Bu çalışmaya başladığım 1977 li yıllarda bilgi aldığım kişilerden Aliye Ahlatçıoğlu, Fikriye Kahya, Şaziye Tecimen, Gayretlilerin Nebiye Hanımefendileri rahmetle anıyorum. Oyacı Melek Hanım, Mukaddes Hanım, Halime Hanıma şükranlarımı sunuyorum.

Kitabın baskıya hazırlanmasında büyük yardımlarını gördüğüm Sayın Ismet Keten'e teşekkür ediyorum.
ÖNSÖZ

Kitabı hazırlamaktaki amaç, unutulmakta olan Kastamonu iğne oyalarının canlılığını, teknik özelliğini, hayat hikayelerini gelecek kuşaklara aktarmaktır.

Her ne kadar Kastamonu Yöresi örnek alınmışsa da, oya teknikleri ge-nelde yurt düzeyinde aynıdır. Ancak yöre ağızları farklıdır.
Kitabın hazırlanışında özellikle folklorik yapısını kaybetmemek amacı ön plana alındığı için, yöre ağzı değiştirilmeden kullanılmıştır. Bunun için de ki-tabın son kısmına bir sözlük eklenmiştir.

Eski geleneklere göre, kadın evdekilerle konuşamaz, dileklerde bu-lunamazdı. Gelinler, genç kızlar sözle ifade edemediklerini başlarına örttükleri oyalı yemenilerle anlatırlardı. Savaşta ölen, gurbete giden kocasının yasını, ona duyduğu özlemi, yaptığı oyalarla dile getirirdi. Duygusal yaklaşımlarını nakış nakış işlediği oyalarda anlatırdı. Genç kızlar çeyizlerine yaptıkları "Yaver Düğ-mesi", "Vezir Köprüsü", "Sarhoş Bıyığı gibi oyalarda mevki sahibi bir erkekle yuva kurma isteklerini anlatırlar; gelinler kaynanasına kızgınlığını "Biber Oya" ile, çocuğunun olacağını "Gül" Oyalı yemeni örterek anlatmak isterlerdi.

Oyalar bu yönleri ile sözcsüz iletişimi sağlayan bir sanat dalıdır.

Türk Kadınının yaratıcılık gücünü, ince zevkini ortaya koyan iğne oyacılığı sanatı, günümüzde eski görkemli değerini yitirmektedir.

Oya konusundaki ilk uyarıyı Annem Sayın Necmiye Kaykanacı'dan almam, çevredeki eski oyacıların yavaş yavaş hayattan çekilmeleri, Beni bu çalışmaya yöneltmiş, kitabın çıkmasına sebep olmuştur.

Kitapta çizimi bulunan oyalar nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar gelmiş en az elli ila yüz yıl öncesi yapılmış oyalardır.

Onbeş yıl önce bilgi almaya başladığım kişilerin yaş ortalamaları elli ila seksenbeşti.
Bu çalışmaya başladığım 1977 li yıllarda bilgi aldığım kişilerden Aliye Ahlatçıoğlu, Fikriye Kahya, Şaziye Tecimen, Gayretlilerin Nebiye Hanımefendileri rahmetle anıyorum. Oyacı Melek Hanım, Mukaddes Hanım, Halime Hanıma şükranlarımı sunuyorum.

Kitabın baskıya hazırlanmasında büyük yardımlarını gördüğüm Sayın Ismet Keten'e teşekkür ediyorum.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat