#smrgKİTABEVİ Kur'an'ın Ahlak Çağrısı : Ahlak Kültürümüze Kur'an Merkezli Bakış - 2026
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
ISBN-10:
9786059437707
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
410
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
indirimli
378,00
Havale/EFT ile:
370,44
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199255719
643164
https://www.simurgkitabevi.com/kuranin-ahlak-cagrisi-ahlak-kulturumuze-kuran-merkezli-bakis-2026
Kur'an'ın Ahlak Çağrısı : Ahlak Kültürümüze Kur'an Merkezli Bakış - 2026 #smrgKİTABEVİ
378.00
Bu eser, İslâm dünyasının günümüzde yaşadığı ahlâk merkezli sorunların entelektüel ve tarihsel arka planını sorgulayarak Kur'an ve Sünnet ekseninde yeni bir değerlendirme teklifinde bulunmaktadır.
Yazar, ahlâkın İslâm düşüncesinde nasıl konumlandırıldığı sorusunu İslâmî ilimlerin teşekkül dönemine kadar geri götürmekte; ahlâkın zamanla müstakil bir ilim alanı olmaktan ziyade Fıkıh, Kelâm ve Tasavvuf gibi disiplinlerin içinde tâlî bir unsur hâline gelişini eleştirel biçimde incelemektedir. Buna karşılık ahlâkî konuların Kur'an'ın yaklaşık üçte birini oluşturduğuna ve Hz. Peygamber'in “güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildiği”ni söylemesine dikkat çekerek, ahlâkın dinî düşünce ve pratiğin vazgeçilmez temellerinden biri olduğu tezini işlemektedir.
Eserde, Hz. Peygamber sonrasında üretilen kaderci-cebirci anlayışların ve siyasal otoriteyi kutsallaştıran söylemlerin Müslüman zihinde ahlâkî sorumluluk bilincini nasıl zedelediği, psikolojik, toplumsal ve siyasal sonuçlarıyla birlikte ele alınmaktadır. Son kısımda ise doğruluk, dürüstlük, adalet, eşitlik, hilim ve takva gibi temel erdemlerin yanı sıra birr, ma'rûf, salih amel ve infak gibi Kur'ânî iyilik kavramları tahlil edilmekte, bu alanlarda oluşan literatür eleştirel bir gözle değerlendirilmektedir.
Ahlâkı soyut bir ideal olmaktan çıkarıp hayatın merkezine yerleştirmeyi amaçlayan bu çalışma, Kur'an merkezli ahlâk düşüncesi üzerine derinlikli bir okuma imkânı sunmaktadır.
Yazar, ahlâkın İslâm düşüncesinde nasıl konumlandırıldığı sorusunu İslâmî ilimlerin teşekkül dönemine kadar geri götürmekte; ahlâkın zamanla müstakil bir ilim alanı olmaktan ziyade Fıkıh, Kelâm ve Tasavvuf gibi disiplinlerin içinde tâlî bir unsur hâline gelişini eleştirel biçimde incelemektedir. Buna karşılık ahlâkî konuların Kur'an'ın yaklaşık üçte birini oluşturduğuna ve Hz. Peygamber'in “güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildiği”ni söylemesine dikkat çekerek, ahlâkın dinî düşünce ve pratiğin vazgeçilmez temellerinden biri olduğu tezini işlemektedir.
Eserde, Hz. Peygamber sonrasında üretilen kaderci-cebirci anlayışların ve siyasal otoriteyi kutsallaştıran söylemlerin Müslüman zihinde ahlâkî sorumluluk bilincini nasıl zedelediği, psikolojik, toplumsal ve siyasal sonuçlarıyla birlikte ele alınmaktadır. Son kısımda ise doğruluk, dürüstlük, adalet, eşitlik, hilim ve takva gibi temel erdemlerin yanı sıra birr, ma'rûf, salih amel ve infak gibi Kur'ânî iyilik kavramları tahlil edilmekte, bu alanlarda oluşan literatür eleştirel bir gözle değerlendirilmektedir.
Ahlâkı soyut bir ideal olmaktan çıkarıp hayatın merkezine yerleştirmeyi amaçlayan bu çalışma, Kur'an merkezli ahlâk düşüncesi üzerine derinlikli bir okuma imkânı sunmaktadır.
Bu eser, İslâm dünyasının günümüzde yaşadığı ahlâk merkezli sorunların entelektüel ve tarihsel arka planını sorgulayarak Kur'an ve Sünnet ekseninde yeni bir değerlendirme teklifinde bulunmaktadır.
Yazar, ahlâkın İslâm düşüncesinde nasıl konumlandırıldığı sorusunu İslâmî ilimlerin teşekkül dönemine kadar geri götürmekte; ahlâkın zamanla müstakil bir ilim alanı olmaktan ziyade Fıkıh, Kelâm ve Tasavvuf gibi disiplinlerin içinde tâlî bir unsur hâline gelişini eleştirel biçimde incelemektedir. Buna karşılık ahlâkî konuların Kur'an'ın yaklaşık üçte birini oluşturduğuna ve Hz. Peygamber'in “güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildiği”ni söylemesine dikkat çekerek, ahlâkın dinî düşünce ve pratiğin vazgeçilmez temellerinden biri olduğu tezini işlemektedir.
Eserde, Hz. Peygamber sonrasında üretilen kaderci-cebirci anlayışların ve siyasal otoriteyi kutsallaştıran söylemlerin Müslüman zihinde ahlâkî sorumluluk bilincini nasıl zedelediği, psikolojik, toplumsal ve siyasal sonuçlarıyla birlikte ele alınmaktadır. Son kısımda ise doğruluk, dürüstlük, adalet, eşitlik, hilim ve takva gibi temel erdemlerin yanı sıra birr, ma'rûf, salih amel ve infak gibi Kur'ânî iyilik kavramları tahlil edilmekte, bu alanlarda oluşan literatür eleştirel bir gözle değerlendirilmektedir.
Ahlâkı soyut bir ideal olmaktan çıkarıp hayatın merkezine yerleştirmeyi amaçlayan bu çalışma, Kur'an merkezli ahlâk düşüncesi üzerine derinlikli bir okuma imkânı sunmaktadır.
Yazar, ahlâkın İslâm düşüncesinde nasıl konumlandırıldığı sorusunu İslâmî ilimlerin teşekkül dönemine kadar geri götürmekte; ahlâkın zamanla müstakil bir ilim alanı olmaktan ziyade Fıkıh, Kelâm ve Tasavvuf gibi disiplinlerin içinde tâlî bir unsur hâline gelişini eleştirel biçimde incelemektedir. Buna karşılık ahlâkî konuların Kur'an'ın yaklaşık üçte birini oluşturduğuna ve Hz. Peygamber'in “güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildiği”ni söylemesine dikkat çekerek, ahlâkın dinî düşünce ve pratiğin vazgeçilmez temellerinden biri olduğu tezini işlemektedir.
Eserde, Hz. Peygamber sonrasında üretilen kaderci-cebirci anlayışların ve siyasal otoriteyi kutsallaştıran söylemlerin Müslüman zihinde ahlâkî sorumluluk bilincini nasıl zedelediği, psikolojik, toplumsal ve siyasal sonuçlarıyla birlikte ele alınmaktadır. Son kısımda ise doğruluk, dürüstlük, adalet, eşitlik, hilim ve takva gibi temel erdemlerin yanı sıra birr, ma'rûf, salih amel ve infak gibi Kur'ânî iyilik kavramları tahlil edilmekte, bu alanlarda oluşan literatür eleştirel bir gözle değerlendirilmektedir.
Ahlâkı soyut bir ideal olmaktan çıkarıp hayatın merkezine yerleştirmeyi amaçlayan bu çalışma, Kur'an merkezli ahlâk düşüncesi üzerine derinlikli bir okuma imkânı sunmaktadır.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.