#smrgSAHAF Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı -

Basıldığı Matbaa:
Şenyıldız Matbaası
Dizi Adı:
Tarih
ISBN-10:
9789756480861
Kargoya Teslim Süresi (İş Günü):
1&3
Hazırlayan:
Ersan Güngör
Stok Kodu:
1199092715
Boyut:
14x20
Sayfa Sayısı:
448 s.
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
2
Basım Tarihi:
2007
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
3. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
0,00
1199092715
478558
Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı  -
Kurtlar Sofrasındaki Osmanlı - #smrgSAHAF
0
Osmanlı Devleti XIX. yüzyıl boyunca Avrupa ülkelerinin yoğun saldırıları karşısında ayakta kalma mücadelesi verdi. Bu mücadele çok zahmetli ve yıpratıcı oldu. Zaman zaman ağır kayıplara uğranıldı. Avrupalılar Osmanlı Devleti'ne yönelik saldırılarını bizzat hayata geçirdikleri gibi, devletin tebaası olan Gayrimüslim unsurları da bu saldırılarda koz olarak kullandılar. Bu ise ayakta kalma mücadelesinin hem içe hem de dışa karşı yapılması mecburiyetini doğurdu. Artık eski gücünde olmayan Osmanlı Devleti bir taraftan direniş savaşı verirken diğer taraftan da bir takım reformlarla ülkenin modernleşmesi çabalarını sürdürüyordu. Bu arada kısır iç siyaset çekişmeleri de olumsuz etkisini hissettiriyordu. Bütün bu handikaplara rağmen Osmanlı Devleti ayakta kalmayı başarabildi. Ayakta kalabilme süresi uzadıkça da sonraki nesillerin direniş gücü arttı. Elinizdeki kitapta, sözü edilen iç ve dış gailelerden ve bunlardan ne şekilde sıyrılmaya çalışıldığından, örnekler bulacaksınız.

Avrupalılar Islahat Yaptırdıkça Osmanlı Devleti Nasıl Küçüldü ?
Ordu'ya Siyaset Bulaştı, Balkanlar Elden Gitti
Amerika'ya Nasıl Yardım Ettik?
Koca Kafalı Diye Amerika'ya Almadılar
II. Abdülhamid Batılı Gazetecileri Nasıl Aylığa Bağlamıştı?
II. Abdülhamid Ermenilerin Yalanlarını Nasıl Çürütmüştü?
Ermeni Tehciri ve Almanlar
Rum Papazı Müslüman Oldu Ortalık Karıştı
Bize İnsan Hakları Dersi Veren Avrupalılar 20. Yüzyılda Bile Kadınları Cadı Diye Yakmışlardı
Müslümanları Tahrik İçin Camilerde Domuz Kestiler
Sultan Abdülaziz'i Öldürüp, İntihar Süsü Verdiler
Ve merak ettiğiniz onlarca sorunun cevabı titiz bir araştırmacının kaleminden popüler bir anlatım üslubuyla bu kitapta.

Tarihimize sahip çıkma konusunda zaman zaman sıkıntılar yaşadığımız bir gerçektir. Hâlbuki hep bilinir ve söylenir: Tarih toplumların hafızasıdır ve aynı zamanda da aynasıdır. Geçmişe bakarsınız ve orada geleceğinizi görürsünüz. Dolayısı ile geçmişimizi ne kadar iyi bilirsek ve sahip çıkarsak geleceğimizi de ona göre yönlendirmiş oluruz. Tarih geleceğe yönelik bir ayna vazifesi görür dedik. O zaman, geçmişe doğru olarak bakabilmek ve doğru bilgilere ulaşabilmek çok önem kazanıyor. Peki, bunu başarabiliyor muyuz? İtiraf etmek gerekir ki maalesef bu konuda sıkıntılarımız vardır. Bununla ilgili olarak çok değerli tarihçimiz Halil İnalcık'ın bir tespiti var. Halil İnalcık diyor ki: "Türk tarihi en çok tahrif edilmiş, bozulmuş bir tarihtir. Ne yazık ki, gençlerimiz de; batılıların düşmanca geleneklerle biriktirdiği kötü imajlardan kurtulamıyorlar. Bir aşağılık duygusu içindeyiz. Osmanlı sosyal ve kültür tarihini yeniden yazmak gereklidir". Halil Hoca'nın da isabetle belirttiği gibi tarihimiz bir takım önyargılarla ve yanlış bilgilerle maalesef tahrif edilmiştir. Bu önyargılar ve yanılgılardan kaçınma ve kurtulmanın yolu, tarihi bilgilere sağlam kaynaklardan ulaşmak ve aynı zamanda bu bilgileri doğru olarak yorumlamaktır. Günümüzde Osmanlı arşivleri sağlam ve doğru bilgiye ulaşma konusunda bize birçok imkânlar sunmaktadır. Bu imkânlar değerlendirildiği ölçüde, doğru bilgiler üzerine bina edilmiş, düzgün bir tarih anlayışına sahip olunabilir. Tabii tek başına düzgün bir taril1 anlayışına sahip olmak da yeterli değildir. Temin edilen bilgilerin ve bunlar üzerine yapılan yorumların geniş kitlelere ulaşması da çok önemlidir. Konu buraya geldiğinde, tarih yazılarını herkesin anlayabileceği bir şekilde kaleme almak da büyük bir önem kazanmaktadır. İşte, ülkemizin önemli tarih otoritelerinden biri olan Murat Bardakçı'nın 2002 yılında çıkarmaya başladığı Hürriyet Tarih dergisi tam da böyle bir işlevi yerine getirmeyi amaçlamaktaydı. Değerli dostum Erhan Afyoncu, Sayın Baredir zaten bunu yapıyordum.. Vahdettin Engin

Osmanlı Devleti XIX. yüzyıl boyunca Avrupa ülkelerinin yoğun saldırıları karşısında ayakta kalma mücadelesi verdi. Bu mücadele çok zahmetli ve yıpratıcı oldu. Zaman zaman ağır kayıplara uğranıldı. Avrupalılar Osmanlı Devleti'ne yönelik saldırılarını bizzat hayata geçirdikleri gibi, devletin tebaası olan Gayrimüslim unsurları da bu saldırılarda koz olarak kullandılar. Bu ise ayakta kalma mücadelesinin hem içe hem de dışa karşı yapılması mecburiyetini doğurdu. Artık eski gücünde olmayan Osmanlı Devleti bir taraftan direniş savaşı verirken diğer taraftan da bir takım reformlarla ülkenin modernleşmesi çabalarını sürdürüyordu. Bu arada kısır iç siyaset çekişmeleri de olumsuz etkisini hissettiriyordu. Bütün bu handikaplara rağmen Osmanlı Devleti ayakta kalmayı başarabildi. Ayakta kalabilme süresi uzadıkça da sonraki nesillerin direniş gücü arttı. Elinizdeki kitapta, sözü edilen iç ve dış gailelerden ve bunlardan ne şekilde sıyrılmaya çalışıldığından, örnekler bulacaksınız.

Avrupalılar Islahat Yaptırdıkça Osmanlı Devleti Nasıl Küçüldü ?
Ordu'ya Siyaset Bulaştı, Balkanlar Elden Gitti
Amerika'ya Nasıl Yardım Ettik?
Koca Kafalı Diye Amerika'ya Almadılar
II. Abdülhamid Batılı Gazetecileri Nasıl Aylığa Bağlamıştı?
II. Abdülhamid Ermenilerin Yalanlarını Nasıl Çürütmüştü?
Ermeni Tehciri ve Almanlar
Rum Papazı Müslüman Oldu Ortalık Karıştı
Bize İnsan Hakları Dersi Veren Avrupalılar 20. Yüzyılda Bile Kadınları Cadı Diye Yakmışlardı
Müslümanları Tahrik İçin Camilerde Domuz Kestiler
Sultan Abdülaziz'i Öldürüp, İntihar Süsü Verdiler
Ve merak ettiğiniz onlarca sorunun cevabı titiz bir araştırmacının kaleminden popüler bir anlatım üslubuyla bu kitapta.

Tarihimize sahip çıkma konusunda zaman zaman sıkıntılar yaşadığımız bir gerçektir. Hâlbuki hep bilinir ve söylenir: Tarih toplumların hafızasıdır ve aynı zamanda da aynasıdır. Geçmişe bakarsınız ve orada geleceğinizi görürsünüz. Dolayısı ile geçmişimizi ne kadar iyi bilirsek ve sahip çıkarsak geleceğimizi de ona göre yönlendirmiş oluruz. Tarih geleceğe yönelik bir ayna vazifesi görür dedik. O zaman, geçmişe doğru olarak bakabilmek ve doğru bilgilere ulaşabilmek çok önem kazanıyor. Peki, bunu başarabiliyor muyuz? İtiraf etmek gerekir ki maalesef bu konuda sıkıntılarımız vardır. Bununla ilgili olarak çok değerli tarihçimiz Halil İnalcık'ın bir tespiti var. Halil İnalcık diyor ki: "Türk tarihi en çok tahrif edilmiş, bozulmuş bir tarihtir. Ne yazık ki, gençlerimiz de; batılıların düşmanca geleneklerle biriktirdiği kötü imajlardan kurtulamıyorlar. Bir aşağılık duygusu içindeyiz. Osmanlı sosyal ve kültür tarihini yeniden yazmak gereklidir". Halil Hoca'nın da isabetle belirttiği gibi tarihimiz bir takım önyargılarla ve yanlış bilgilerle maalesef tahrif edilmiştir. Bu önyargılar ve yanılgılardan kaçınma ve kurtulmanın yolu, tarihi bilgilere sağlam kaynaklardan ulaşmak ve aynı zamanda bu bilgileri doğru olarak yorumlamaktır. Günümüzde Osmanlı arşivleri sağlam ve doğru bilgiye ulaşma konusunda bize birçok imkânlar sunmaktadır. Bu imkânlar değerlendirildiği ölçüde, doğru bilgiler üzerine bina edilmiş, düzgün bir tarih anlayışına sahip olunabilir. Tabii tek başına düzgün bir taril1 anlayışına sahip olmak da yeterli değildir. Temin edilen bilgilerin ve bunlar üzerine yapılan yorumların geniş kitlelere ulaşması da çok önemlidir. Konu buraya geldiğinde, tarih yazılarını herkesin anlayabileceği bir şekilde kaleme almak da büyük bir önem kazanmaktadır. İşte, ülkemizin önemli tarih otoritelerinden biri olan Murat Bardakçı'nın 2002 yılında çıkarmaya başladığı Hürriyet Tarih dergisi tam da böyle bir işlevi yerine getirmeyi amaçlamaktaydı. Değerli dostum Erhan Afyoncu, Sayın Baredir zaten bunu yapıyordum.. Vahdettin Engin

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat