#smrgKİTABEVİ Mahsus Selam - 2026
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Etam Matbaa
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
14x20
Sayfa Sayısı:
128
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
134,00
Havale/EFT ile:
131,32
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199256310
643763
https://www.simurgkitabevi.com/mahsus-selam-2026
Mahsus Selam - 2026 #smrgKİTABEVİ
134.00
Onur Çalı 2015 yılından beri “Dünlük” yazıyor. Dünlükle günlük arasında ne fark var diyenleriniz olabilir. Yazıldığı gün günlük olan, yazıldıktan hemen sonra dünlük olur. Dünde kalmıştır oradaki duygular, düşünceler, değerlendirmeler, ama yine de geçerlidirler. Yazan, gözlemiştir, yüksek sesle düşünmeyi yazıya dökmüştür, çağrışımlarla, örneklerle bezemiştir gözlemlerini. Aslında kendine dönüktür yazdıkları ama okunacağını da bilmiştir elbette. Ve okuyanları da düşündürmek istemiştir. Kâh kişiseldir yazdıkları kâh toplumsal; eskilere de götürür bizi, bugüne de getirir. Eskiye duyduğu özlem –hangimizde yok ki– ince bir çizgi gibi geçer yazılarının içinden. Dili yumuşak, sesi alçaktır. Okuru bilmediği coğrafyalarda da gezdirir, kimimizin bilmediği kitaplarla, yazarlarla, konularla da tanıştırır, kitabı bitirdiğinizde ılık bir nostalji gülümsetir sizi. Belki de yazarın aşağıda sözünü ettiği yerde bir mola vermek istersiniz. “Var bir hayalimiz: Sessizlik Odaları. Lüzumsuz sözden, kimsenin birbirini dinlemediği sohbetlerden, tekrar tekrar aynı şeylerin anlatıldığı konuşmalardan yorulanların ruhlarını dinlendirebilecekleri bir vaha olacak Sessizlik Odaları. Bu odalarda yan yana ya da karşı karşıya oturulacak olsa bile kimse konuşmayacak, tek laf etmeyecek.”
Onur Çalı 2015 yılından beri “Dünlük” yazıyor. Dünlükle günlük arasında ne fark var diyenleriniz olabilir. Yazıldığı gün günlük olan, yazıldıktan hemen sonra dünlük olur. Dünde kalmıştır oradaki duygular, düşünceler, değerlendirmeler, ama yine de geçerlidirler. Yazan, gözlemiştir, yüksek sesle düşünmeyi yazıya dökmüştür, çağrışımlarla, örneklerle bezemiştir gözlemlerini. Aslında kendine dönüktür yazdıkları ama okunacağını da bilmiştir elbette. Ve okuyanları da düşündürmek istemiştir. Kâh kişiseldir yazdıkları kâh toplumsal; eskilere de götürür bizi, bugüne de getirir. Eskiye duyduğu özlem –hangimizde yok ki– ince bir çizgi gibi geçer yazılarının içinden. Dili yumuşak, sesi alçaktır. Okuru bilmediği coğrafyalarda da gezdirir, kimimizin bilmediği kitaplarla, yazarlarla, konularla da tanıştırır, kitabı bitirdiğinizde ılık bir nostalji gülümsetir sizi. Belki de yazarın aşağıda sözünü ettiği yerde bir mola vermek istersiniz. “Var bir hayalimiz: Sessizlik Odaları. Lüzumsuz sözden, kimsenin birbirini dinlemediği sohbetlerden, tekrar tekrar aynı şeylerin anlatıldığı konuşmalardan yorulanların ruhlarını dinlendirebilecekleri bir vaha olacak Sessizlik Odaları. Bu odalarda yan yana ya da karşı karşıya oturulacak olsa bile kimse konuşmayacak, tek laf etmeyecek.”
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.