#smrgKİTABEVİ Mart -
Kondisyon:
Yeni
Basıldığı Matbaa:
Mart Matbaası
Dizi Adı:
Çağdaş Türk Edebiyatı
ISBN-10:
9,78975E+12
Kargoya Teslim Süresi (İş Günü):
3&7
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
14x20
Sayfa Sayısı:
133 s.
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2013
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
3. Hamur Kâğıt
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
182,00
Havale/EFT ile:
178,36
Temin süresi 4&5 gündür.
1199154364
540519
https://www.simurgkitabevi.com/mart
Mart - #smrgKİTABEVİ
182
Banka tıklım tıkış. Sürttürüyorum kartı numaratör cihazına; 316.Sıradaki numara 264. ‘E, hani bankanın kendi müşterisine özel bikıyağı vardı? Öne alıyordu beni' demiyeceksin. Dememeyi öğrendin.Özel varsa, senden özeli de var. Siyah kartlısı, premier katlısı, elityumyatlısı, müşteri temsilcisinin kankası, güvenlik görevlisinin akrabası…Her daim önünde bir yirmi kişi olacak zaten. 316 eksi 264 = 52… Düş52'den…30. Demek; 30 kişi de benim gibi özel olmayan, özel müşteri.Tamam. Oturup bekleriz hepimiz. İşimiz ne? Metropolde zaman, endişeli modernler, vesveseler, korkular, eski defterler, kıpır kıpır takıntılar. Dalakşehir, botoks, “Müezzinin sesi hicaz davudi mi?”, “Eskiden buralar dutluk muydu?”, peçeteye yazılamayan Mihriban, kırmızı akan dijital kat numaraları, gevezeler, mobilyacı Balzac, kaosu görünce kıkırdayan zekâlar, tek tesellisi pişmanlık olan mağluplar...
Alper Atalan, açılmayan kapıları, marketleri, bankaları, patinaj yapanarabaları, hiç susmayan muhabbetçileri anlatıyor. Koşa koşa. Nefesnefese. “Son düzlükte” sağrısında güldür güldür bir mizahla edebiyatşehrengizine giriyor.
Mart, uzuun bir Mart hikâyesi...
Banka tıklım tıkış. Sürttürüyorum kartı numaratör cihazına; 316.Sıradaki numara 264. ‘E, hani bankanın kendi müşterisine özel bikıyağı vardı? Öne alıyordu beni' demiyeceksin. Dememeyi öğrendin.Özel varsa, senden özeli de var. Siyah kartlısı, premier katlısı, elityumyatlısı, müşteri temsilcisinin kankası, güvenlik görevlisinin akrabası…Her daim önünde bir yirmi kişi olacak zaten. 316 eksi 264 = 52… Düş52'den…30. Demek; 30 kişi de benim gibi özel olmayan, özel müşteri.Tamam. Oturup bekleriz hepimiz. İşimiz ne? Metropolde zaman, endişeli modernler, vesveseler, korkular, eski defterler, kıpır kıpır takıntılar. Dalakşehir, botoks, “Müezzinin sesi hicaz davudi mi?”, “Eskiden buralar dutluk muydu?”, peçeteye yazılamayan Mihriban, kırmızı akan dijital kat numaraları, gevezeler, mobilyacı Balzac, kaosu görünce kıkırdayan zekâlar, tek tesellisi pişmanlık olan mağluplar...
Alper Atalan, açılmayan kapıları, marketleri, bankaları, patinaj yapanarabaları, hiç susmayan muhabbetçileri anlatıyor. Koşa koşa. Nefesnefese. “Son düzlükte” sağrısında güldür güldür bir mizahla edebiyatşehrengizine giriyor.
Mart, uzuun bir Mart hikâyesi...
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.