#smrgKİTABEVİ Meselemi Hiç'e Bıraktım : Max Stirner'in Biricik Felsefesi - 2026
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9786256520844
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
156
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Çeviren:
Güney Çeğin, A.Halim Karaosmanoğlu
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
140,00
Havale/EFT ile:
137,20
1199255421
642844
https://www.simurgkitabevi.com/meselemi-hice-biraktim-max-stirnerin-biricik-felsefesi-2026
Meselemi Hiç'e Bıraktım : Max Stirner'in Biricik Felsefesi - 2026 #smrgKİTABEVİ
140.00
Max Stirner'in Biricik ve Mülkiyeti (1844) adlı eseri felsefe tarihinin en kışkırtıcı ve yanlış anlaşılmış eserlerinden biridir; devletten benliğe, ahlaktan devrime kadar tüm sabit fikirlere karşı bir savaş ilanıdır. Bir zamanlar tutarsız ya da nihilist olarak alay edilen Stirner'in radikal egoizmini görmezden gelmek imkansız olmuş, Karl Marx, Friedrich Nietzsche, Emma Goldman ve çağdaş anarşistler ve anti-hümanistler gibi çok çeşitli düşünürleri etkilemiştir. Jacob Blumenfeld, Meselemi Hiç'e Bıraktım'da Stirner'in felsefesinin ilk olarak sistematik yeniden inşasını sunuyor- diğerlerinin öncüsü olarak değil, siyasi ve felsefi düşüncenin temelini sarsan benzersiz bir kavramsal müdahale olarak Stirner, sadece tarihsel bir merak olmaktan çok uzakta, günümüz için çok önemli bir düşünür olarak ortaya çıkıyor: Kimlik takdislerini, cemaat tesellilerini ve tüm kutsal soyutlamaların otoritesini reddeden biri.
Blumenfeld'in, berrak ve çoğu zaman kışkırtıcı analizi, Stirner'in düşüncesinin tutarlılığını ve modern ideolojilere meydan okumasını ortaya çıkarıyor. Stirner'in radikal bireyciliğinin nasıl solipsizme ya da liberalizme değil, yeni bir kolektif varoluş biçimine -ulus, toplum ve Tanrı hayaletleriyle saygısız bir açıklıkla yüzleşebilen egoistlerin birliğine- yol açtığını gösteriyor.
Bu sadece Stirner hakkında bir kitap değil; hiçbir şeyin kutsal olmadığını ve özgürlüğün inancın bittiği yerde başladığını gören bir düşünür aracılığıyla siyasetin, etiğin ve özgürleşmenin temellerini yeniden düşünmeye bir çağrıdır.
Blumenfeld'in, berrak ve çoğu zaman kışkırtıcı analizi, Stirner'in düşüncesinin tutarlılığını ve modern ideolojilere meydan okumasını ortaya çıkarıyor. Stirner'in radikal bireyciliğinin nasıl solipsizme ya da liberalizme değil, yeni bir kolektif varoluş biçimine -ulus, toplum ve Tanrı hayaletleriyle saygısız bir açıklıkla yüzleşebilen egoistlerin birliğine- yol açtığını gösteriyor.
Bu sadece Stirner hakkında bir kitap değil; hiçbir şeyin kutsal olmadığını ve özgürlüğün inancın bittiği yerde başladığını gören bir düşünür aracılığıyla siyasetin, etiğin ve özgürleşmenin temellerini yeniden düşünmeye bir çağrıdır.
Max Stirner'in Biricik ve Mülkiyeti (1844) adlı eseri felsefe tarihinin en kışkırtıcı ve yanlış anlaşılmış eserlerinden biridir; devletten benliğe, ahlaktan devrime kadar tüm sabit fikirlere karşı bir savaş ilanıdır. Bir zamanlar tutarsız ya da nihilist olarak alay edilen Stirner'in radikal egoizmini görmezden gelmek imkansız olmuş, Karl Marx, Friedrich Nietzsche, Emma Goldman ve çağdaş anarşistler ve anti-hümanistler gibi çok çeşitli düşünürleri etkilemiştir. Jacob Blumenfeld, Meselemi Hiç'e Bıraktım'da Stirner'in felsefesinin ilk olarak sistematik yeniden inşasını sunuyor- diğerlerinin öncüsü olarak değil, siyasi ve felsefi düşüncenin temelini sarsan benzersiz bir kavramsal müdahale olarak Stirner, sadece tarihsel bir merak olmaktan çok uzakta, günümüz için çok önemli bir düşünür olarak ortaya çıkıyor: Kimlik takdislerini, cemaat tesellilerini ve tüm kutsal soyutlamaların otoritesini reddeden biri.
Blumenfeld'in, berrak ve çoğu zaman kışkırtıcı analizi, Stirner'in düşüncesinin tutarlılığını ve modern ideolojilere meydan okumasını ortaya çıkarıyor. Stirner'in radikal bireyciliğinin nasıl solipsizme ya da liberalizme değil, yeni bir kolektif varoluş biçimine -ulus, toplum ve Tanrı hayaletleriyle saygısız bir açıklıkla yüzleşebilen egoistlerin birliğine- yol açtığını gösteriyor.
Bu sadece Stirner hakkında bir kitap değil; hiçbir şeyin kutsal olmadığını ve özgürlüğün inancın bittiği yerde başladığını gören bir düşünür aracılığıyla siyasetin, etiğin ve özgürleşmenin temellerini yeniden düşünmeye bir çağrıdır.
Blumenfeld'in, berrak ve çoğu zaman kışkırtıcı analizi, Stirner'in düşüncesinin tutarlılığını ve modern ideolojilere meydan okumasını ortaya çıkarıyor. Stirner'in radikal bireyciliğinin nasıl solipsizme ya da liberalizme değil, yeni bir kolektif varoluş biçimine -ulus, toplum ve Tanrı hayaletleriyle saygısız bir açıklıkla yüzleşebilen egoistlerin birliğine- yol açtığını gösteriyor.
Bu sadece Stirner hakkında bir kitap değil; hiçbir şeyin kutsal olmadığını ve özgürlüğün inancın bittiği yerde başladığını gören bir düşünür aracılığıyla siyasetin, etiğin ve özgürleşmenin temellerini yeniden düşünmeye bir çağrıdır.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.