#smrgKİTABEVİ Ölümün Felsefesi -

Editör:
Benan Turan
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199268414
Boyut:
14x20
Sayfa Sayısı:
272
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Çeviren:
Pınar Tekin
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso Kâğıt
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
300,00
Havale/EFT ile: 294,00
1199268414
656590
Ölümün Felsefesi -
Ölümün Felsefesi - #smrgKİTABEVİ
300
Gece yarısından sonra insanın aklına gelmemesi gereken bazı düşünceler vardır.Gündüz vakti bu düşüncelere pek rastlamayız. Sabah kalkar, perdeleri açar, sokağa çıkıp kalabalığa karışırız. Saat çalar, insanlar koşturmaya başlar ve bütün bu telaşın içinde hayat bize sonsuza dek sürecekmiş gibi gelir.Fakat gece olunca ev sessizleşir. İşte o zaman, karanlık odanın bir köşesinde uzun zamandır bekleyen o eski soru yavaşça zihnimize sızar:Bir gün artık burada olmayacağım. Sonra ne olacak?İnsanlar binlerce yıldır bu sorunun etrafında dolaştı. Kimi ölümden korkmanın anlamsız olduğunu söyledi. Kimi ruhun beden öldükten sonra yaşamaya devam edip etmediğini sorguladı. Kimi insanın ölmeyi öğrenmeden yaşamayı öğrenemeyeceğini savundu. Kimi de uçurumun kenarına kadar gidip orada çok daha tuhaf bir soruyla karşılaştı: Eğer sonunda öleceksek, tüm bunların anlamı nedir?Bu kitabın sayfalarında yüzyıllardır yankılanan o eski sorunun izleri var. Tolstoy, Schopenhauer, Hume, Seneca, Montaigne, Martineau ve diğerleri aynı karanlık kapının önünde duruyorlar. Fakat hiçbiri kapının ardında ne bulunduğu konusunda diğeriyle bütünüyle hemfikir değil.Belki de olmamaları daha iyi.Çünkü ölümün asıl gizemi, bir gün ölecek olmamızda değil. Bunu zaten biliyoruz.Asıl gizem, insanın bunu bildiği hâlde sabah uyandığında perdeleri açması, kahvesini yudumlaması, birine âşık olması, gelecek için plan yapması ve sanki kendisine sonsuz bir zaman verilmiş gibi yaşamaya devam etmesidir.Belki ölüm hakkında düşünmek, sandığımız gibi hayattan uzaklaşmak değildir. Belki de insan, hayatın ne olduğunu ancak sonunu gördüğünde anlamaya başlar.Şimdi kapıyı aralayabilirsiniz.
Gece yarısından sonra insanın aklına gelmemesi gereken bazı düşünceler vardır.Gündüz vakti bu düşüncelere pek rastlamayız. Sabah kalkar, perdeleri açar, sokağa çıkıp kalabalığa karışırız. Saat çalar, insanlar koşturmaya başlar ve bütün bu telaşın içinde hayat bize sonsuza dek sürecekmiş gibi gelir.Fakat gece olunca ev sessizleşir. İşte o zaman, karanlık odanın bir köşesinde uzun zamandır bekleyen o eski soru yavaşça zihnimize sızar:Bir gün artık burada olmayacağım. Sonra ne olacak?İnsanlar binlerce yıldır bu sorunun etrafında dolaştı. Kimi ölümden korkmanın anlamsız olduğunu söyledi. Kimi ruhun beden öldükten sonra yaşamaya devam edip etmediğini sorguladı. Kimi insanın ölmeyi öğrenmeden yaşamayı öğrenemeyeceğini savundu. Kimi de uçurumun kenarına kadar gidip orada çok daha tuhaf bir soruyla karşılaştı: Eğer sonunda öleceksek, tüm bunların anlamı nedir?Bu kitabın sayfalarında yüzyıllardır yankılanan o eski sorunun izleri var. Tolstoy, Schopenhauer, Hume, Seneca, Montaigne, Martineau ve diğerleri aynı karanlık kapının önünde duruyorlar. Fakat hiçbiri kapının ardında ne bulunduğu konusunda diğeriyle bütünüyle hemfikir değil.Belki de olmamaları daha iyi.Çünkü ölümün asıl gizemi, bir gün ölecek olmamızda değil. Bunu zaten biliyoruz.Asıl gizem, insanın bunu bildiği hâlde sabah uyandığında perdeleri açması, kahvesini yudumlaması, birine âşık olması, gelecek için plan yapması ve sanki kendisine sonsuz bir zaman verilmiş gibi yaşamaya devam etmesidir.Belki ölüm hakkında düşünmek, sandığımız gibi hayattan uzaklaşmak değildir. Belki de insan, hayatın ne olduğunu ancak sonunu gördüğünde anlamaya başlar.Şimdi kapıyı aralayabilirsiniz.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat