#smrgSAHAF Onüç Asırlık Türk Kıyafet Tarihine Bir Bakış - 1973

Basıldığı Matbaa:
Milli Eğitim Basımevi
Stok Kodu:
1199024094
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
152 s. + 160 şekil
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
1973
Kapak Türü:
Ciltli
Kağıt Türü:
1. Hamur
Dili:
Türkçe
0,00
1199024094
410190
Onüç Asırlık Türk Kıyafet Tarihine Bir Bakış -        1973
Onüç Asırlık Türk Kıyafet Tarihine Bir Bakış - 1973 #smrgSAHAF
0.00
Bu eser tam bir kıyafet tarihi değildir; zira bütün devirlerin mükemmel teferruatlı tafsilâtını verebilmekten uzaktır. Şimdilik eksiği tamamlamak için elde mevcut ilk Vesikalardan bu güne kadar her devrin hususiyetini gösterebilecek tipik değişikliklerden seçmeler diye kabul etmek daha doğru olur.

Bu eser elde varken hiç olmazsa artık bacağına iki köşesi delikli, işlemeli bir torba, üzerine üç etekli bir basma geçirip beline işlemeli bir parça sarmak ve basma oyalı bir tülbent bağlamakla millî veya tarihî kıyafete girdiğini sanan, bu kıyafetle balolara gidip muvaffakiyet kazanmayı uman hanımlarla, onaltıncı asır Türk denizcileri diye adi bir dizlik üstüne kaba saba kırk arşın kuşak, başına pamuklan yumru yumru tıkızlaşmış uydurma sarıklar sarılı leventlerle filim çevirmeye teşebbüs edenleri biraz düşünmeye sevk edebilecek kronolojik devirlere ayrılmış bir tarihî kıyafet anlayışına zemin teşkil edebilir.

Bundan başka, Nasreddin Hoca fıkraları, çocuk masalları, tarihî romanlar ve tiyatro oyunları için resim yapan ressamlara da esaslı fikirler verebilir. Oğuz Destanını resimlemek isteyenler artık sarıklı şehzadeler, yaşmaklı sultanlar yapılmayacağını görürler. Hatta onyedinci asırdan evvel yaşmaklı Türk kadını olmadığını bilip Fatih ve Kanunî devirlerine ait şeyler için yaşmaklı resimler yapılmayacağını, Barbaros heykelinin onsekizinci asır Küçük Hüseyin Paşa çıplaklarından mülhem kuşaklı figürlerinin o devir resimleriyle hiç ilgisi olmadığını düşünür, gayet hafif kemerlerle hamaillere asılı silâhlarla resmedilmesi icabettiği hakkında fikir sahibi olurlar. (Kitaptan)

Bu eser tam bir kıyafet tarihi değildir; zira bütün devirlerin mükemmel teferruatlı tafsilâtını verebilmekten uzaktır. Şimdilik eksiği tamamlamak için elde mevcut ilk Vesikalardan bu güne kadar her devrin hususiyetini gösterebilecek tipik değişikliklerden seçmeler diye kabul etmek daha doğru olur.

Bu eser elde varken hiç olmazsa artık bacağına iki köşesi delikli, işlemeli bir torba, üzerine üç etekli bir basma geçirip beline işlemeli bir parça sarmak ve basma oyalı bir tülbent bağlamakla millî veya tarihî kıyafete girdiğini sanan, bu kıyafetle balolara gidip muvaffakiyet kazanmayı uman hanımlarla, onaltıncı asır Türk denizcileri diye adi bir dizlik üstüne kaba saba kırk arşın kuşak, başına pamuklan yumru yumru tıkızlaşmış uydurma sarıklar sarılı leventlerle filim çevirmeye teşebbüs edenleri biraz düşünmeye sevk edebilecek kronolojik devirlere ayrılmış bir tarihî kıyafet anlayışına zemin teşkil edebilir.

Bundan başka, Nasreddin Hoca fıkraları, çocuk masalları, tarihî romanlar ve tiyatro oyunları için resim yapan ressamlara da esaslı fikirler verebilir. Oğuz Destanını resimlemek isteyenler artık sarıklı şehzadeler, yaşmaklı sultanlar yapılmayacağını görürler. Hatta onyedinci asırdan evvel yaşmaklı Türk kadını olmadığını bilip Fatih ve Kanunî devirlerine ait şeyler için yaşmaklı resimler yapılmayacağını, Barbaros heykelinin onsekizinci asır Küçük Hüseyin Paşa çıplaklarından mülhem kuşaklı figürlerinin o devir resimleriyle hiç ilgisi olmadığını düşünür, gayet hafif kemerlerle hamaillere asılı silâhlarla resmedilmesi icabettiği hakkında fikir sahibi olurlar. (Kitaptan)

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat