Arama için en az 3 karakter girmelisiniz.

#smrgSAHAF Paylaşılamayan Toprak: Türk Basınına Göre ( 1923 - 1926 ) Musul Meselesi - 2005

Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
İnceleme - Araştırma Dizisi
ISBN-10:
9756480343
Kargoya Teslim Süresi (İş Günü):
1&3
Stok Kodu:
1199065932
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
477 s. + Ekler
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2005
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
3. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
0,00
1199065932
451865
Paylaşılamayan Toprak: Türk Basınına Göre ( 1923 - 1926 ) Musul Meselesi -        2005
Paylaşılamayan Toprak: Türk Basınına Göre ( 1923 - 1926 ) Musul Meselesi - 2005 #smrgSAHAF
0
Musul meselesi, batılı devletlere karşı kazanılan Millî Mücadele'nin ardından kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin, bu devletler karşısında belli bir süre daha mücadele etmek zorunda kaldığı en önemli meselelerden biridir. Bu sorun, her ne zaman Türkiye'nin gündemine gelse, Musul'un İngiltere'nin yönetimi altındaki Irak'a bırakılmasının büyük bir hata olduğu dile getirilmiştir. Ancak, bu yorum geçmişteki tarihi olayları bugünün şartlarında yorumlama yaklaşımının bir ürünüdür. Musul'un sınırlarımız dışında kalmasını iyi bir şekilde anlamak için, dönemin Türk basınının ve kamuoyunun tutumunu, dünyada gelişen olayları ve diplomasiye yön veren ülkelerin temel politikalarım, onlara karşı yürütülen Türk dış politikasını takip etmek ve iyi bilmek gerekir. Bu yapıldığı takdirde, o günkü dünyanın en güçlü dış politika yönlendiricisi olan İngiltere'nin takip etmiş olduğu sömürgeci petrol ve Ortadoğu siyaseti, işgâlin ardından Musul'u elinde tutabilmek amacıyla her türlü diplomasi yöntemine başvurması, Lozan'dan itibaren takip ettiği "ayak sürüme" ve hep bir yerlere "havale etme" politikası ve Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar daha iyi anlaşılacaktır. Ayrıca, Musul hakkında karar verenlerin, dönemin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü (Aras)'nün ifadesiyle, niçin böyle bir ' fedakârlığa katlandığı" ve bu güne kadar Türkiye'nin Musul petrolleri üzerindeki hakkından 500.000 İngiliz Sterlini karşılığında vazgeçtiği yönündeki bilginin yanlışlığı ve bu yanlışlığın nereden kaynaklandığı, Türkiye'nin Ankara Antlaşması'ndan doğan haklarının aslında nasıl devam ettiği konusu da açıklık kazanmış olacaktır.

Yeni bir Türk Devleti kurmak ve yaşatmak amacıyla o günün şartlarında Misâk-ı Millî sınırları içerisinde olan Musul'u bırakmak zorunda kalan ve fedakârlık yapmış olan Mustafa Kemal (ATATÜRK) ve arkadaşları, Misâk-ı Millî'den ve Musul'dan hiçbir zaman vazgeçmemiştir. Bunu da 1933 yılında Amerikalı General Mc. ARTHUR ile Ankara'daki görüşmesinde ATATÜRK, "Allah nasip eder, ömrüm vefâ ederse Musul, Kerkük ve Adalar'ı geri alacağım. Selânik de dahil Batı Trakya'yı Türkiye hudutları içine katacağım." şeklinde ifade etmiştir. Bu nedenle, Musu1'un Mustafa Kemal (ATATÜRK)'in bitmeyen rüyası olduğunu söylemek mümkündür. (Arka kapaktan)

Musul meselesi, batılı devletlere karşı kazanılan Millî Mücadele'nin ardından kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin, bu devletler karşısında belli bir süre daha mücadele etmek zorunda kaldığı en önemli meselelerden biridir. Bu sorun, her ne zaman Türkiye'nin gündemine gelse, Musul'un İngiltere'nin yönetimi altındaki Irak'a bırakılmasının büyük bir hata olduğu dile getirilmiştir. Ancak, bu yorum geçmişteki tarihi olayları bugünün şartlarında yorumlama yaklaşımının bir ürünüdür. Musul'un sınırlarımız dışında kalmasını iyi bir şekilde anlamak için, dönemin Türk basınının ve kamuoyunun tutumunu, dünyada gelişen olayları ve diplomasiye yön veren ülkelerin temel politikalarım, onlara karşı yürütülen Türk dış politikasını takip etmek ve iyi bilmek gerekir. Bu yapıldığı takdirde, o günkü dünyanın en güçlü dış politika yönlendiricisi olan İngiltere'nin takip etmiş olduğu sömürgeci petrol ve Ortadoğu siyaseti, işgâlin ardından Musul'u elinde tutabilmek amacıyla her türlü diplomasi yöntemine başvurması, Lozan'dan itibaren takip ettiği "ayak sürüme" ve hep bir yerlere "havale etme" politikası ve Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar daha iyi anlaşılacaktır. Ayrıca, Musul hakkında karar verenlerin, dönemin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü (Aras)'nün ifadesiyle, niçin böyle bir ' fedakârlığa katlandığı" ve bu güne kadar Türkiye'nin Musul petrolleri üzerindeki hakkından 500.000 İngiliz Sterlini karşılığında vazgeçtiği yönündeki bilginin yanlışlığı ve bu yanlışlığın nereden kaynaklandığı, Türkiye'nin Ankara Antlaşması'ndan doğan haklarının aslında nasıl devam ettiği konusu da açıklık kazanmış olacaktır.

Yeni bir Türk Devleti kurmak ve yaşatmak amacıyla o günün şartlarında Misâk-ı Millî sınırları içerisinde olan Musul'u bırakmak zorunda kalan ve fedakârlık yapmış olan Mustafa Kemal (ATATÜRK) ve arkadaşları, Misâk-ı Millî'den ve Musul'dan hiçbir zaman vazgeçmemiştir. Bunu da 1933 yılında Amerikalı General Mc. ARTHUR ile Ankara'daki görüşmesinde ATATÜRK, "Allah nasip eder, ömrüm vefâ ederse Musul, Kerkük ve Adalar'ı geri alacağım. Selânik de dahil Batı Trakya'yı Türkiye hudutları içine katacağım." şeklinde ifade etmiştir. Bu nedenle, Musu1'un Mustafa Kemal (ATATÜRK)'in bitmeyen rüyası olduğunu söylemek mümkündür. (Arka kapaktan)

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat