#smrgKİTABEVİ Sakin Şehir Auschwitz -
Editör:
Şafak Batuhan Ceylan
Kapak Tasarım:
Adnan Elmasoğlu
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Melisa Matbaacılık
Dizi Adı:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Boyut:
12x20
Sayfa Sayısı:
152
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Çeviren:
Leyla Tonguç Basmacı
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso Kâğıt
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
157,50
Havale/EFT ile:
154,35
1199268340
656516
https://www.simurgkitabevi.com/sakin-sehir-auschwitz
Sakin Şehir Auschwitz - #smrgKİTABEVİ
157.5
Primo Levi'nin yazınsal külliyatının başlangıcını ve sonunu simgeleyen Sakin Şehir Auschwitz, iki şiirle çerçevelenmiş on öykü üzerinden yirminci yüzyılın en büyük felaketine çarpıcı bir mercek tutuyor. Toplama kampı deneyimini öfkeye kapılmadan, acının kendisini veya faillerini öne çıkarmadan aktaran yazar, Holokost literatürüne son derece berrak ve özgün bir katkı sunuyor. Kendi tasarladığı çelişkili başlığın gölgesinde biçimlenen bu anlatılar, kurgusal olanla otobiyografik olanı aynı potada eritirken kampların tekinsiz atmosferini distopik öykülerden kurban-cellat yüzleşmelerine uzanan geniş bir yelpazede ele alıyor. Felaketi ayrıntılarda boğmak yerine yalınlığın ve berraklığın gücüne sığınan metinler, hafızayı diri tutmanın ve kolektif bir tragedyayla yüzleşmenin insani yolunu gösteriyor.“Levi'nin asıl arzusu bir yazar olmak olsa da anlatı dünyası toplama kampı deneyimine öylesine sıkı sıkıya bağlıdır ki, bu korkunç olay olmaksızın bütünüyle kavranamaz. Kendisinin de belirttiği üzere, Auschwitz olmasa yazar da doğmazdı.”– Marco Belpoliti“Levi'yi yazarlığından ziyade tanıklığını öne çıkarıp okumaya alışkınız; oysa o, biçime dair sezgileri çok kuvvetli, büyük bir yazar.”– Nadia Terranova
Primo Levi'nin yazınsal külliyatının başlangıcını ve sonunu simgeleyen Sakin Şehir Auschwitz, iki şiirle çerçevelenmiş on öykü üzerinden yirminci yüzyılın en büyük felaketine çarpıcı bir mercek tutuyor. Toplama kampı deneyimini öfkeye kapılmadan, acının kendisini veya faillerini öne çıkarmadan aktaran yazar, Holokost literatürüne son derece berrak ve özgün bir katkı sunuyor. Kendi tasarladığı çelişkili başlığın gölgesinde biçimlenen bu anlatılar, kurgusal olanla otobiyografik olanı aynı potada eritirken kampların tekinsiz atmosferini distopik öykülerden kurban-cellat yüzleşmelerine uzanan geniş bir yelpazede ele alıyor. Felaketi ayrıntılarda boğmak yerine yalınlığın ve berraklığın gücüne sığınan metinler, hafızayı diri tutmanın ve kolektif bir tragedyayla yüzleşmenin insani yolunu gösteriyor.“Levi'nin asıl arzusu bir yazar olmak olsa da anlatı dünyası toplama kampı deneyimine öylesine sıkı sıkıya bağlıdır ki, bu korkunç olay olmaksızın bütünüyle kavranamaz. Kendisinin de belirttiği üzere, Auschwitz olmasa yazar da doğmazdı.”– Marco Belpoliti“Levi'yi yazarlığından ziyade tanıklığını öne çıkarıp okumaya alışkınız; oysa o, biçime dair sezgileri çok kuvvetli, büyük bir yazar.”– Nadia Terranova
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.