#smrgKİTABEVİ Sinezofi - Filmlerle Anlam Arkeolojisi - 2026
Editör:
Adem Suvağci
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
154
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
280,00
Havale/EFT ile:
274,40
1199258345
646001
https://www.simurgkitabevi.com/sinezofi-filmlerle-anlam-arkeolojisi-2026
Sinezofi - Filmlerle Anlam Arkeolojisi - 2026 #smrgKİTABEVİ
280
Sinema; her yönüyle kültür, ideoloji, yaşam biçimi transfer eden ve bu konuda gelişen teknoloji ile her gün daha da güçlenen bir uzmanlık alanıdır. Sinema, günümüzde artık sinema olmaktan çıktı ve beyaz perde yerini kurgusal perde ve dijital perde'ye bıraktı. Kurgusal perde ile insan ve toplum her filmle baştan kodlanırken, dijital perde ile bunu engelleyen fiziksel sınırlılıklar önemsizleşti. Böylece imkânsız görünen ne kadar ütopya varsa mümkün hale geldi ve gerçek dünya ve hayat, bu ütopya karşısında distopik bir endüstriye dönüştü. Bu endüstri, kendi kapsama alanına hapsetmeye çalıştığı herkesten ruhunu istiyor, çünkü ruhu olan insan, yaşadığı anlam krizlerinin hâlen farkındadır ve bunun için de sürekli bir anlam arayışı içindedir. Anlam arayışı özgürlüğü, göz-algı-dikkat-görmenin gasp edilmesiyle yerini kontrollü sömürüye bırakırken; kültür, kimlik, benlik gibi insani nitelikler de anlık olarak değişebilen modanın, hızlıca tüketip atmanın, insanı insan olmaktan uzaklaştırmanın, hatta çıkarmanın göstergeleri haline geliyor. Sömürgenliğin kültürleme aparatı olarak çok sık kullanılan sinema, filmler aracılığıyla hayatımızda yer işgal eden tüm aktörleriyle, bunun bedelini bize fazlasıyla ödetiyor. Tüketici oburun anlam dünyasında ortaya çıkan anlam boşluğu, kendisinin bir nesne değil özne olduğunu hatırlayana kadar sürecek. Yitirdiği hafızası yerine geldiğinde, önüne anlam olarak sürülen tüm sentetik maddeleri de fark etmiş olacak. Böylece gerçek sinemanın, sanatın ve anlam arayışının değeri de fark edilmiş olacak.
Sinema; her yönüyle kültür, ideoloji, yaşam biçimi transfer eden ve bu konuda gelişen teknoloji ile her gün daha da güçlenen bir uzmanlık alanıdır. Sinema, günümüzde artık sinema olmaktan çıktı ve beyaz perde yerini kurgusal perde ve dijital perde'ye bıraktı. Kurgusal perde ile insan ve toplum her filmle baştan kodlanırken, dijital perde ile bunu engelleyen fiziksel sınırlılıklar önemsizleşti. Böylece imkânsız görünen ne kadar ütopya varsa mümkün hale geldi ve gerçek dünya ve hayat, bu ütopya karşısında distopik bir endüstriye dönüştü. Bu endüstri, kendi kapsama alanına hapsetmeye çalıştığı herkesten ruhunu istiyor, çünkü ruhu olan insan, yaşadığı anlam krizlerinin hâlen farkındadır ve bunun için de sürekli bir anlam arayışı içindedir. Anlam arayışı özgürlüğü, göz-algı-dikkat-görmenin gasp edilmesiyle yerini kontrollü sömürüye bırakırken; kültür, kimlik, benlik gibi insani nitelikler de anlık olarak değişebilen modanın, hızlıca tüketip atmanın, insanı insan olmaktan uzaklaştırmanın, hatta çıkarmanın göstergeleri haline geliyor. Sömürgenliğin kültürleme aparatı olarak çok sık kullanılan sinema, filmler aracılığıyla hayatımızda yer işgal eden tüm aktörleriyle, bunun bedelini bize fazlasıyla ödetiyor. Tüketici oburun anlam dünyasında ortaya çıkan anlam boşluğu, kendisinin bir nesne değil özne olduğunu hatırlayana kadar sürecek. Yitirdiği hafızası yerine geldiğinde, önüne anlam olarak sürülen tüm sentetik maddeleri de fark etmiş olacak. Böylece gerçek sinemanın, sanatın ve anlam arayışının değeri de fark edilmiş olacak.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.