#smrgKİTABEVİ Sosyolojiye Giriş: Batı-Merkezcil Olmayan Bir Toplumbilim -
Türkiye'de sosyolojiye giriş metinleri çoğu zaman ya doğrudan çeviri eserlerden oluşmakta ya da bu çeviri metinlerin kavramsal ve teorik çerçevesini büyük ölçüde tekrar etmektedir. Bu kitap, söz konusu alışkanlığın dışına çıkarak sosyolojiyi Türkiye'nin, bölgenin ve daha geniş insanlık tecrübesinin içinden yeniden düşünme iddiası taşımaktadır. Toplumun ne olduğu sorusundan başlayarak kültür, kimlik, aile, toplumsal cinsiyet, eğitim, ekonomi, siyaset, şiddet, kent, göç ve küreselleşme gibi temel konuları bütünlüklü bir çerçevede ele alır. Gündelik hayatın sıradan görünen ilişkilerinden modern dünyanın büyük yapısal sorunlarına kadar uzanan bu çalışma, öğrenciye sosyolojik düşünmenin temel kavramlarını, sorularını ve bakış açılarını kazandırmayı amaçlamaktadır.
Kitabın ayırt edici yönü, sosyolojiyi yalnızca Batı modernliğinin ürünü olarak değil, daha geniş bir insanlık ve medeniyet tecrübesi içinde ele almasıdır. Modern Batılı kuruculara yer verirken İbn Haldun'u sosyolojik düşüncenin merkezî isimlerinden biri olarak değerlendirmekte; Türkiye, Osmanlı mirası, İslam dünyası, İran ve Arap toplumlarından örneklerle Batı-merkezci olmayan bir yaklaşım geliştirmektedir. Yerli ve bölgesel olaylara, düşünürlere ve toplumsal tecrübelere açılan bu kitap, sosyoloji öğrenimini sadece teorik bir bilgi alanı olmaktan çıkararak öğrenciyi kendi toplumunu, çağını ve dünyayı daha derinlikli biçimde anlamaya davet etmektedir.
Türkiye'de sosyolojiye giriş metinleri çoğu zaman ya doğrudan çeviri eserlerden oluşmakta ya da bu çeviri metinlerin kavramsal ve teorik çerçevesini büyük ölçüde tekrar etmektedir. Bu kitap, söz konusu alışkanlığın dışına çıkarak sosyolojiyi Türkiye'nin, bölgenin ve daha geniş insanlık tecrübesinin içinden yeniden düşünme iddiası taşımaktadır. Toplumun ne olduğu sorusundan başlayarak kültür, kimlik, aile, toplumsal cinsiyet, eğitim, ekonomi, siyaset, şiddet, kent, göç ve küreselleşme gibi temel konuları bütünlüklü bir çerçevede ele alır. Gündelik hayatın sıradan görünen ilişkilerinden modern dünyanın büyük yapısal sorunlarına kadar uzanan bu çalışma, öğrenciye sosyolojik düşünmenin temel kavramlarını, sorularını ve bakış açılarını kazandırmayı amaçlamaktadır.
Kitabın ayırt edici yönü, sosyolojiyi yalnızca Batı modernliğinin ürünü olarak değil, daha geniş bir insanlık ve medeniyet tecrübesi içinde ele almasıdır. Modern Batılı kuruculara yer verirken İbn Haldun'u sosyolojik düşüncenin merkezî isimlerinden biri olarak değerlendirmekte; Türkiye, Osmanlı mirası, İslam dünyası, İran ve Arap toplumlarından örneklerle Batı-merkezci olmayan bir yaklaşım geliştirmektedir. Yerli ve bölgesel olaylara, düşünürlere ve toplumsal tecrübelere açılan bu kitap, sosyoloji öğrenimini sadece teorik bir bilgi alanı olmaktan çıkararak öğrenciyi kendi toplumunu, çağını ve dünyayı daha derinlikli biçimde anlamaya davet etmektedir.