#smrgKİTABEVİ Sürgün Anılar - Bir Silvan Hikayesi - 2026

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9786256157569
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199260825
Boyut:
14x20
Sayfa Sayısı:
256 s.
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
335,00
Havale/EFT ile: 328,30
1199260825
648436
Sürgün Anılar - Bir Silvan Hikayesi -        2026
Sürgün Anılar - Bir Silvan Hikayesi - 2026 #smrgKİTABEVİ
335
Mehmet Aktarlı'nın "Sürgün Anılar: Bir Silvan Hikayesi" isimli bu çalışması, bir "cezaevinden dönüş" anlatısından ziyade otuz yıl boyunca dondurulmuş bir ruhun, tanınmaz hale gelmiş bir şehre tutunma kavgasıdır.

Kitap, on sekizine girmeden koparıldığı topraklara, saçlarına karlar yağmış bir adam olarak dönen Merwan'ın gözünden, kadim Farqin'in (Silvan) hüzünlü dönüşümünü kayıt altına alıyor. Merwan, cezaevinin gri duvarları arasında her sokağını, her komşusunu ve her kokusunu zihnine nakşettiği "Yeşil Silvan"ı ararken, karşısında hatıraların üzerine dökülmüş devasa bir beton yığını bulur. Anlatı, okuyucuyu Silvan'ın tozlu çarşılarından, Apo'nun dikiş makinesi tıkırtılarıyla yankılanan terzi dükkanına; Osman'ın neşeli ama yaralı şakalarından, Jiyan ile yarım kalmış bir sevdanın "Şu Metris'in Önü" dizesinde düğümlenen sitemine kadar geniş bir duygu coğrafyasında gezdiriyor

. Bu eser, aynı zamanda kentin toplumsal belleğine işlenmiş bir nakış niteliğindedir. Merwan'ın zindan karanlığında isim isim, aile aile tuttuğu çeteleler; kentin kaybolan bahçelerini, kurumuş çeşmelerini ve o güzel atlara binip giden "delilerini" yeniden canlandırıyor.

Ancak bu nostaljik yolculuk, sadece bir özlem hikayesiyle sınırlı kalmıyor. Merwan, bir yandan kentin yeni ve yabancı yüzüyle tanışırken, diğer yandan Feqi Xalit'in kurnazlıkla ördüğü bir ihanet ve mülk gaspı ağıyla mücadele etmek zorunda kalıyor.

"Eğer bir gün hayatıma ihtiyacın olursa ... Gel ve al onu" diyebilecek kadar büyük bir sevdanın; dostluğun, onurun ve her şeye rağmen köklerine sadık kalmanın destanıdır bu kitap. Silvan'ın surlarından süzülen bir ıslık, Albat Dağı'ndan esen sert bir rüzgâr gibi sahici, sarsıcı ve derinden bir Farqin hikayesi ...

Mehmet Aktarlı'nın "Sürgün Anılar: Bir Silvan Hikayesi" isimli bu çalışması, bir "cezaevinden dönüş" anlatısından ziyade otuz yıl boyunca dondurulmuş bir ruhun, tanınmaz hale gelmiş bir şehre tutunma kavgasıdır.

Kitap, on sekizine girmeden koparıldığı topraklara, saçlarına karlar yağmış bir adam olarak dönen Merwan'ın gözünden, kadim Farqin'in (Silvan) hüzünlü dönüşümünü kayıt altına alıyor. Merwan, cezaevinin gri duvarları arasında her sokağını, her komşusunu ve her kokusunu zihnine nakşettiği "Yeşil Silvan"ı ararken, karşısında hatıraların üzerine dökülmüş devasa bir beton yığını bulur. Anlatı, okuyucuyu Silvan'ın tozlu çarşılarından, Apo'nun dikiş makinesi tıkırtılarıyla yankılanan terzi dükkanına; Osman'ın neşeli ama yaralı şakalarından, Jiyan ile yarım kalmış bir sevdanın "Şu Metris'in Önü" dizesinde düğümlenen sitemine kadar geniş bir duygu coğrafyasında gezdiriyor

. Bu eser, aynı zamanda kentin toplumsal belleğine işlenmiş bir nakış niteliğindedir. Merwan'ın zindan karanlığında isim isim, aile aile tuttuğu çeteleler; kentin kaybolan bahçelerini, kurumuş çeşmelerini ve o güzel atlara binip giden "delilerini" yeniden canlandırıyor.

Ancak bu nostaljik yolculuk, sadece bir özlem hikayesiyle sınırlı kalmıyor. Merwan, bir yandan kentin yeni ve yabancı yüzüyle tanışırken, diğer yandan Feqi Xalit'in kurnazlıkla ördüğü bir ihanet ve mülk gaspı ağıyla mücadele etmek zorunda kalıyor.

"Eğer bir gün hayatıma ihtiyacın olursa ... Gel ve al onu" diyebilecek kadar büyük bir sevdanın; dostluğun, onurun ve her şeye rağmen köklerine sadık kalmanın destanıdır bu kitap. Silvan'ın surlarından süzülen bir ıslık, Albat Dağı'ndan esen sert bir rüzgâr gibi sahici, sarsıcı ve derinden bir Farqin hikayesi ...

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat