#smrgKİTABEVİ Taş Konuşur mu - Mardin : Farklılıklardan Birlikteliğe Bir Mimarinin Hikayesi - 2026

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
ISBN-10:
9786259010816
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199259836
Boyut:
17x24
Sayfa Sayısı:
240
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
1.012,50
Havale/EFT ile: 992,25
1199259836
647560
Taş Konuşur mu - Mardin : Farklılıklardan Birlikteliğe Bir Mimarinin Hikayesi -        2026
Taş Konuşur mu - Mardin : Farklılıklardan Birlikteliğe Bir Mimarinin Hikayesi - 2026 #smrgKİTABEVİ
1012.5
Y. Mimar, Restoratör Zuhal Ayanoğlu'nun, Mardin'in tarihî kent dokusunu ve yerleşim ilkelerini, çeşitliliğinin ayrışma yerine uzlaşma üretebildiği bir yaşam kültürünün mekânda karşılık bulduğu bir bütün olarak ele aldığı, Taş Konuşur Mu? Mardin: Farklılıklardan Birlikteliğe Bir Mimarinin Hikâyesi adlı kitap YEM Yayın tarafından yayımlandı.

Mekânsal kurgunun yalnızca boşlukları doldurma sanatı olmadığı düşüncesinden hareketle hazırlanan kitap, Mardin'i “birlikte yaşamanın mekânı”, “mekânda uzlaşının mimarisi” ve “taşta somutlaşan insanî değerler bütünü” olarak okumayı öneriyor. Mardin üzerinden geliştirilen bu okuma, bir kentin yalnızca tarihsel, kültürel, sanatsal ve mimari mirasını anlamanın ötesinde, insanlığın ortak geleceğine ilişkin çağdaş dünyaya insanî değerler ekseninde düşünme zemini sunma amacıyla, okuyucuda hem akademik hem de etik bir farkındalık oluşturmayı da hedefliyor.

Zuhal Ayanoğlu, Mezopotamya'nın binlerce yıllık kültürel birikimiyle yoğrulmuş; tarih boyunca farklı dinlerin, dillerin, etnik kimliklerin ve kültürlerin kesişim noktasında bulunan Mardin'i “taş kent” olarak betimlemenin ötesinde, taş işçiliğinin estetik ve zanaatkârlık diliyle birlikte sevgi, saygı, hoşgörü, nezaket, empati ve birlikte yaşama kültürüyle şekillenmiş çok katmanlı bir medeniyet mekânı olarak irdeliyor.

Mardin'i yalnızca kent merkezi üzerinden değil; tüm ilçelerini kapsayan bütüncül bir çerçevede inceleyen Ayanoğlu; konut dokusunu, ibadet ve eğitim yapıları ile kamusal mekânları; başkasının güneşini, manzarasını, suyunu ve yaşam alanını dikkate alan bir anlayışla biçimlenen yerleşim kültürünün göstergeleri olarak aktarıyor.

Prof.Dr. Metin Sözen, Prof.Dr. Önder Küçükerman ve Dr. M. Sinan Genim'in “Sunuş” yazılarıyla başlayan kitapta, Zuhal Ayanoğlu, Mardin'e ve kitaba ilişkin özetle şunları söylüyor:

Mardin'i anlamak, yalnızca bir kentin tarihini okumak değildir; insanlığın birlikte yaşama tecrübesini, mekâna kazınmış bir hafıza üzerinden yeniden düşünmektir. Mardin'in coğrafi verileri, tarihsel gelişim süreci, mimari katmanları, konut tipolojisi ve anıtsal yapıları; bu kentin yalnızca fiziksel bir kent dokusu olmadığını, aynı zamanda insani değerlerin mekânda somutlaştığı çok boyutlu bir medeniyet dili olduğunu göstermektedir.

Mardin'de taş, yalnızca taşıyıcı bir malzeme değildir. Taş; sabrı, emeği, estetik sezgiyi ve kuşaklar boyunca aktarılan bir zanaatkârlık bilgisini taşırken, aynı zamanda bir yaşam ahlâkının sessiz anlatıcısıdır. Sokakların dar ölçüsü, avluların içe dönük düzeni, terasların birbirini gözeten konumlanışı ve ara mekânların kurduğu geçiş dili; kentin yalnızca biçimsel bir bütünlük üretmediğini, aynı zamanda insan ilişkilerini düzenleyen bir denge anlayışı geliştirdiğini ortaya koymaktadır. Bu denge, Mardin'i sıradan bir tarihsel kent olmaktan çıkararak ‘mekânda uzlaşının mimarisi' hâline getirmektedir.

Tarihi kent dokusu, estetik bir miras olmanın ötesinde, mekânsal örgütlenmesinde saklı olan etik tavrı da görünür kılmaktadır. Çünkü Mardin'de mimari kararlar yalnızca iklimsel, topoğrafik ya da teknik zorunluluklarla açıklanamaz. Yapıların birbirinin güneşini ve manzarasını gözeten yerleşimi, kamusal alan ile özel alan arasındaki dengeli geçişler, konutların mahremiyeti korurken sosyal ilişkileri sürdüren plan kurgusu; mekânın, insani değerlerle birlikte düşünülmüş bir yaşam alanı olarak üretildiğini göstermektedir. Bu bağlamda Mardin, mimarlığın yalnızca bir inşa faaliyeti değil, bir toplumsal bilinç biçimi olduğunu hatırlatan güçlü bir örnektir.

Bu çok katmanlı miras, farklı dönemlerin ve kültürlerin izlerini birbirini dışlayan parçalar hâlinde değil; aynı dokunun içinde uyumlu biçimde bir arada taşıyabilmiştir. Kentin asıl ayırt edici gücü de burada ortaya çıkar: Mardin, farklılıkların uyumsuzluk oluşturmadan bir bütünlüğe dönüşebileceğini yalnızca anlatan değil, bunu mekânsal düzlemde mümkün kılan bir deneyim alanıdır. Kentin camileri, kiliseleri, manastırları, medreseleri ve geleneksel yaşam dokusu; ortak hafızanın parçalanmadan süreklilik kurabildiğini göstermektedir...

Mardin yalnızca tarihsel kent mimarisi açısından değil, aynı zamanda mimarlığın ve kentsel mekânın taşıdığı anlam katmanları bakımından da dikkat çekmektedir. Çünkü taşın dili; yalnızca geçmişi anlatmaz, bugünü de sorgular. Mardin'in sokaklarında, avlularında, teraslarında ve taş bezemelerinde okunabilen bu sessiz anlatı; insanın başkasının hakkını gözeterek yaşayabileceğini, farklılıkların bir zenginlik olarak birlikte var olabileceğini ve bu kültürün mekân üzerinden sürdürülebilir hâle gelebileceğini göstermektedir.

Dolayısıyla Mardin'i değerli kılan yalnızca taşın ihtişamı değil, o taşın içinde yaşatılmış olan insani inceliktir. Kentin gerçek mirası; biçimsel güzelliklerin ardında yer alan zarafet, saygı, empati ve kardeşlik kültürüdür. Bu nedenle Mardin'i okumak, aslında insanlığın kendini yeniden hatırlamasıdır. ‘Taş Konuşur Mu?' sorusu, bu bağlamda yalnızca bir başlık değil; insanın mekânla kurduğu ilişkinin derinliğine yöneltilmiş bir çağrıdır. Çünkü bazı kentler sessizdir ama bazı kentler, taşın diliyle insanlığa söz söyler. Mardin, bu sözün en kadim ve en güçlü örneklerinden biridir...”

Editörlüğü Burçin Yılmaz, Türkçe üst okuması Burcu Bilir Agalar, grafik tasarım ve baskı hazırlığı Kemal Kara tarafından gerçekleştirilen kitapta Mardin, şu dört ana bölüm ve konu başlıkları altında kapsamlı bir biçimde okuyucu ile paylaşılıyor:

1. BÖLÜM - COĞRAFYADAN KİMLİĞE: MARDİN'İN TOPLUMSAL VE KÜLTÜREL YAPISI

Mezopotamya'ya Bakan Kent: Coğrafi Konum ve Doğal Yapı

Doğanın Şehre Etkisi: İklim ve Peyzaj

Tarih İçinde Mardin

Kültürel Coğrafyanın İzleri: İlçeler

Demografik Yapı: Kentin Nüfus Profili

Çok Katmanlı Kimlik: Sosyal, Toplumsal ve Kültürel Yapı

Yaşayan Miras: Turizm, Kültür ve Sanat

2. BÖLÜM - ZAMANIN İZLERİ: MARDİN'DE MİMARLIĞIN TARİHSEL GELİŞİMİ

Tarih Öncesi ve Klasik Çağ

Roma-Bizans ve Hıristiyanlık Dönemi

İslam Devletleri Dönemi

Artuklular Dönemi

Karakoyunlular ve Akkoyunlular Dönemi

Osmanlılar Dönemi

Cumhuriyet Dönemi

3. BÖLÜM - TAŞIN KENTİ: MARDİN'İN KENTSEL DOKUSU VE MİMARİ KARAKTERİ

Yamaçta Kurulan Şehir: Tarihi Kentin Mekânsal Oluşumu ve Yerleşim Düzeni

Kale ve Şehrin Doğuşu

Gölgenin Mimarisi: Sokaklar ve Abbaralar

Komşuluğun Ortak Mekânı: Mahalleler

Taşın Hafızası: Geleneksel Konutlar

Ticaretin Omurgası: Çarşı Aksı ve Ticari Mekânlar

İnancın İzleri: Dinî ve Kamusal Yapılar

Avludan Terasa: Mardin Konutunun Mekânsal Kurgusu

Konutların Biçimlenmesinde Doğal ve Çevresel Bileşenlerin Etkisi

Konutların Mekânsal Bileşenleri

Konutların Yapısal Sistem Bileşenleri

Konutların Biçimsel ve Estetik Bileşenleri

Konutların Biçimlenmesinde Kültürel ve Sosyolojik Bileşenlerin Etkisi

Kent Siluetinin Simgeleri: Kentin Temsil Yapıları

Ulu Cami

Kasımiye Medresesi

Deyr-ül Zafaran Manastırı

Eski PTT Binası

Mardin Müzesi

4. BÖLÜM - MİRAS VE MEDENİYET: GELECEĞE UZANAN DEĞERLEr

Y. Mimar, Restoratör Zuhal Ayanoğlu'nun, Mardin'in tarihî kent dokusunu ve yerleşim ilkelerini, çeşitliliğinin ayrışma yerine uzlaşma üretebildiği bir yaşam kültürünün mekânda karşılık bulduğu bir bütün olarak ele aldığı, Taş Konuşur Mu? Mardin: Farklılıklardan Birlikteliğe Bir Mimarinin Hikâyesi adlı kitap YEM Yayın tarafından yayımlandı.

Mekânsal kurgunun yalnızca boşlukları doldurma sanatı olmadığı düşüncesinden hareketle hazırlanan kitap, Mardin'i “birlikte yaşamanın mekânı”, “mekânda uzlaşının mimarisi” ve “taşta somutlaşan insanî değerler bütünü” olarak okumayı öneriyor. Mardin üzerinden geliştirilen bu okuma, bir kentin yalnızca tarihsel, kültürel, sanatsal ve mimari mirasını anlamanın ötesinde, insanlığın ortak geleceğine ilişkin çağdaş dünyaya insanî değerler ekseninde düşünme zemini sunma amacıyla, okuyucuda hem akademik hem de etik bir farkındalık oluşturmayı da hedefliyor.

Zuhal Ayanoğlu, Mezopotamya'nın binlerce yıllık kültürel birikimiyle yoğrulmuş; tarih boyunca farklı dinlerin, dillerin, etnik kimliklerin ve kültürlerin kesişim noktasında bulunan Mardin'i “taş kent” olarak betimlemenin ötesinde, taş işçiliğinin estetik ve zanaatkârlık diliyle birlikte sevgi, saygı, hoşgörü, nezaket, empati ve birlikte yaşama kültürüyle şekillenmiş çok katmanlı bir medeniyet mekânı olarak irdeliyor.

Mardin'i yalnızca kent merkezi üzerinden değil; tüm ilçelerini kapsayan bütüncül bir çerçevede inceleyen Ayanoğlu; konut dokusunu, ibadet ve eğitim yapıları ile kamusal mekânları; başkasının güneşini, manzarasını, suyunu ve yaşam alanını dikkate alan bir anlayışla biçimlenen yerleşim kültürünün göstergeleri olarak aktarıyor.

Prof.Dr. Metin Sözen, Prof.Dr. Önder Küçükerman ve Dr. M. Sinan Genim'in “Sunuş” yazılarıyla başlayan kitapta, Zuhal Ayanoğlu, Mardin'e ve kitaba ilişkin özetle şunları söylüyor:

Mardin'i anlamak, yalnızca bir kentin tarihini okumak değildir; insanlığın birlikte yaşama tecrübesini, mekâna kazınmış bir hafıza üzerinden yeniden düşünmektir. Mardin'in coğrafi verileri, tarihsel gelişim süreci, mimari katmanları, konut tipolojisi ve anıtsal yapıları; bu kentin yalnızca fiziksel bir kent dokusu olmadığını, aynı zamanda insani değerlerin mekânda somutlaştığı çok boyutlu bir medeniyet dili olduğunu göstermektedir.

Mardin'de taş, yalnızca taşıyıcı bir malzeme değildir. Taş; sabrı, emeği, estetik sezgiyi ve kuşaklar boyunca aktarılan bir zanaatkârlık bilgisini taşırken, aynı zamanda bir yaşam ahlâkının sessiz anlatıcısıdır. Sokakların dar ölçüsü, avluların içe dönük düzeni, terasların birbirini gözeten konumlanışı ve ara mekânların kurduğu geçiş dili; kentin yalnızca biçimsel bir bütünlük üretmediğini, aynı zamanda insan ilişkilerini düzenleyen bir denge anlayışı geliştirdiğini ortaya koymaktadır. Bu denge, Mardin'i sıradan bir tarihsel kent olmaktan çıkararak ‘mekânda uzlaşının mimarisi' hâline getirmektedir.

Tarihi kent dokusu, estetik bir miras olmanın ötesinde, mekânsal örgütlenmesinde saklı olan etik tavrı da görünür kılmaktadır. Çünkü Mardin'de mimari kararlar yalnızca iklimsel, topoğrafik ya da teknik zorunluluklarla açıklanamaz. Yapıların birbirinin güneşini ve manzarasını gözeten yerleşimi, kamusal alan ile özel alan arasındaki dengeli geçişler, konutların mahremiyeti korurken sosyal ilişkileri sürdüren plan kurgusu; mekânın, insani değerlerle birlikte düşünülmüş bir yaşam alanı olarak üretildiğini göstermektedir. Bu bağlamda Mardin, mimarlığın yalnızca bir inşa faaliyeti değil, bir toplumsal bilinç biçimi olduğunu hatırlatan güçlü bir örnektir.

Bu çok katmanlı miras, farklı dönemlerin ve kültürlerin izlerini birbirini dışlayan parçalar hâlinde değil; aynı dokunun içinde uyumlu biçimde bir arada taşıyabilmiştir. Kentin asıl ayırt edici gücü de burada ortaya çıkar: Mardin, farklılıkların uyumsuzluk oluşturmadan bir bütünlüğe dönüşebileceğini yalnızca anlatan değil, bunu mekânsal düzlemde mümkün kılan bir deneyim alanıdır. Kentin camileri, kiliseleri, manastırları, medreseleri ve geleneksel yaşam dokusu; ortak hafızanın parçalanmadan süreklilik kurabildiğini göstermektedir...

Mardin yalnızca tarihsel kent mimarisi açısından değil, aynı zamanda mimarlığın ve kentsel mekânın taşıdığı anlam katmanları bakımından da dikkat çekmektedir. Çünkü taşın dili; yalnızca geçmişi anlatmaz, bugünü de sorgular. Mardin'in sokaklarında, avlularında, teraslarında ve taş bezemelerinde okunabilen bu sessiz anlatı; insanın başkasının hakkını gözeterek yaşayabileceğini, farklılıkların bir zenginlik olarak birlikte var olabileceğini ve bu kültürün mekân üzerinden sürdürülebilir hâle gelebileceğini göstermektedir.

Dolayısıyla Mardin'i değerli kılan yalnızca taşın ihtişamı değil, o taşın içinde yaşatılmış olan insani inceliktir. Kentin gerçek mirası; biçimsel güzelliklerin ardında yer alan zarafet, saygı, empati ve kardeşlik kültürüdür. Bu nedenle Mardin'i okumak, aslında insanlığın kendini yeniden hatırlamasıdır. ‘Taş Konuşur Mu?' sorusu, bu bağlamda yalnızca bir başlık değil; insanın mekânla kurduğu ilişkinin derinliğine yöneltilmiş bir çağrıdır. Çünkü bazı kentler sessizdir ama bazı kentler, taşın diliyle insanlığa söz söyler. Mardin, bu sözün en kadim ve en güçlü örneklerinden biridir...”

Editörlüğü Burçin Yılmaz, Türkçe üst okuması Burcu Bilir Agalar, grafik tasarım ve baskı hazırlığı Kemal Kara tarafından gerçekleştirilen kitapta Mardin, şu dört ana bölüm ve konu başlıkları altında kapsamlı bir biçimde okuyucu ile paylaşılıyor:

1. BÖLÜM - COĞRAFYADAN KİMLİĞE: MARDİN'İN TOPLUMSAL VE KÜLTÜREL YAPISI

Mezopotamya'ya Bakan Kent: Coğrafi Konum ve Doğal Yapı

Doğanın Şehre Etkisi: İklim ve Peyzaj

Tarih İçinde Mardin

Kültürel Coğrafyanın İzleri: İlçeler

Demografik Yapı: Kentin Nüfus Profili

Çok Katmanlı Kimlik: Sosyal, Toplumsal ve Kültürel Yapı

Yaşayan Miras: Turizm, Kültür ve Sanat

2. BÖLÜM - ZAMANIN İZLERİ: MARDİN'DE MİMARLIĞIN TARİHSEL GELİŞİMİ

Tarih Öncesi ve Klasik Çağ

Roma-Bizans ve Hıristiyanlık Dönemi

İslam Devletleri Dönemi

Artuklular Dönemi

Karakoyunlular ve Akkoyunlular Dönemi

Osmanlılar Dönemi

Cumhuriyet Dönemi

3. BÖLÜM - TAŞIN KENTİ: MARDİN'İN KENTSEL DOKUSU VE MİMARİ KARAKTERİ

Yamaçta Kurulan Şehir: Tarihi Kentin Mekânsal Oluşumu ve Yerleşim Düzeni

Kale ve Şehrin Doğuşu

Gölgenin Mimarisi: Sokaklar ve Abbaralar

Komşuluğun Ortak Mekânı: Mahalleler

Taşın Hafızası: Geleneksel Konutlar

Ticaretin Omurgası: Çarşı Aksı ve Ticari Mekânlar

İnancın İzleri: Dinî ve Kamusal Yapılar

Avludan Terasa: Mardin Konutunun Mekânsal Kurgusu

Konutların Biçimlenmesinde Doğal ve Çevresel Bileşenlerin Etkisi

Konutların Mekânsal Bileşenleri

Konutların Yapısal Sistem Bileşenleri

Konutların Biçimsel ve Estetik Bileşenleri

Konutların Biçimlenmesinde Kültürel ve Sosyolojik Bileşenlerin Etkisi

Kent Siluetinin Simgeleri: Kentin Temsil Yapıları

Ulu Cami

Kasımiye Medresesi

Deyr-ül Zafaran Manastırı

Eski PTT Binası

Mardin Müzesi

4. BÖLÜM - MİRAS VE MEDENİYET: GELECEĞE UZANAN DEĞERLEr

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat