#smrgKİTABEVİ Troya - 2026

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Stok Kodu:
1199258453
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
352
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
300,00
Havale/EFT ile: 294,00
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199258453
646115
Troya -        2026
Troya - 2026 #smrgKİTABEVİ
300
“İnsan, adına tarih dediğimiz süreç içinde ezelden beri öğrenip biriktirip ve üzerine düşünerek hayatı anlamaya çalışıyor.” Troya, bu arayışın en eski ve en sarsıcı sahnelerinden biridir. Bir savaşın öyküsünden çok daha fazlası olan Troya anlatısı, insanın kibriyle, tutkularıyla, unutma eğilimiyle ve şiddetle kurduğu kadim ilişkiyi gözler önüne serer. Suat Dülger bu kitapta Troya'yı yalnızca mitolojik bir olay olarak değil, insan doğasını anlamaya açılan bir düşünce alanı olarak ele alıyor. Çünkü “insan inceleyen, anlayan, yapan ve yıkan bir varlıktır” ve Troya bu çelişkinin en berrak sahnesidir. “Aynı insan hem erdemi arar hem de yıkımı üretir.” Akhilleus'un öfkesi, Hektor'un onuru, Paris'in seçimi ve Odysseus'un bitmeyen yolculuğu; yalnızca kahramanlıkları değil, insanın sınırlarını da anlatır. Savaşın kazananı olmadığı gibi, unutanın da masumiyeti yoktur: “Bazen yaptığını, bazen yıktığını unutur insan.” Troya, mitin hayal gücünü, destanın anlatı gücünü ve felsefenin sorgulayıcı bakışını bir araya getirerek okuru şu soruyla baş başa bırakıyor: “İnsan nedir?” Troya'ya bakarken aslında kendimize bakıyoruz.
“İnsan, adına tarih dediğimiz süreç içinde ezelden beri öğrenip biriktirip ve üzerine düşünerek hayatı anlamaya çalışıyor.” Troya, bu arayışın en eski ve en sarsıcı sahnelerinden biridir. Bir savaşın öyküsünden çok daha fazlası olan Troya anlatısı, insanın kibriyle, tutkularıyla, unutma eğilimiyle ve şiddetle kurduğu kadim ilişkiyi gözler önüne serer. Suat Dülger bu kitapta Troya'yı yalnızca mitolojik bir olay olarak değil, insan doğasını anlamaya açılan bir düşünce alanı olarak ele alıyor. Çünkü “insan inceleyen, anlayan, yapan ve yıkan bir varlıktır” ve Troya bu çelişkinin en berrak sahnesidir. “Aynı insan hem erdemi arar hem de yıkımı üretir.” Akhilleus'un öfkesi, Hektor'un onuru, Paris'in seçimi ve Odysseus'un bitmeyen yolculuğu; yalnızca kahramanlıkları değil, insanın sınırlarını da anlatır. Savaşın kazananı olmadığı gibi, unutanın da masumiyeti yoktur: “Bazen yaptığını, bazen yıktığını unutur insan.” Troya, mitin hayal gücünü, destanın anlatı gücünü ve felsefenin sorgulayıcı bakışını bir araya getirerek okuru şu soruyla baş başa bırakıyor: “İnsan nedir?” Troya'ya bakarken aslında kendimize bakıyoruz.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat