Arama için en az 3 karakter girmelisiniz.

#smrgKİTABEVİ Yeni Medya Sanatında Hikaye Anlatıcılığı : Veri Algoritma ve İzleyici Deneyimi Üzerinden Yeni Bir Anlatım Biçimi -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9786253620660
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199262703
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
159
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
indirimli
270,00
Havale/EFT ile: 264,60
1199262703
650339
Yeni Medya Sanatında Hikaye Anlatıcılığı : Veri Algoritma ve İzleyici Deneyimi Üzerinden Yeni Bir Anlatım Biçimi -
Yeni Medya Sanatında Hikaye Anlatıcılığı : Veri Algoritma ve İzleyici Deneyimi Üzerinden Yeni Bir Anlatım Biçimi - #smrgKİTABEVİ
270
Dijital çağın hızla değişen estetik anlayışı, sanatın üretim ve sergilenme biçimlerinden eserin izleyiciyle kurduğu ilişkiye kadar pek çok alanı dönüştürürken, hikâye anlatımının yapısını da yeniden şekillendirmektedir. Yeni medya sanatında veri, algoritma ve yapay zekâ artık teknik araçlar olmanın ötesinde, anlatının kurulma biçimini belirleyen yaratıcı bileşenler hâline gelmiştir. Bu kitap, yeni medya sanatında hikâye anlatımının geçirdiği dönüşümü iletişim eksenli bir perspektifle ele almaktadır.

Geleneksel sanat anlayışında eser, çoğunlukla tamamlanmış ve sabit bir yapı olarak değerlendirilmekteydi. Yeni medya sanatı ise süreç odaklı, değişken ve etkileşimli bir deneyim alanı ortaya koymaktadır. Bu dönüşümle birlikte izleyici, sanat eserinin anlatısının oluşum sürecine katılan deneyimleyici bir özneye dönüşmektedir. Kitapta, anlatının sanatçı tarafından tasarlanan bir sistem içinde nasıl kurulduğu ele alınırken, özellikle algoritmik süreçler ile izleyici deneyiminin rolü üzerinde durulmaktadır.

Refik Anadol'un eserleri, bu dönüşümün önde gelen örnekleri arasında yer almaktadır. Sanatçı, büyük veri setleri, makine öğrenmesi sistemleri ve mekânsal enstalasyon teknikleri aracılığıyla estetik deneyimler üretmektedir. Kitapta örnek olay olarak incelenen Inner Portrait (Portreler: İç Dünyaya Yolculuk) projesi, bireylerin biyometrik verilerini görsel anlatının merkezine yerleştirerek insan deneyiminin veriler aracılığıyla nasıl yeniden temsil edilebileceğini göstermektedir. Bu yönüyle eser, yapay zekânın sanatsal üretimdeki rolünü tartışmanın ötesinde, insan ile makine arasındaki ilişkinin kültürel ve düşünsel boyutlarına da dikkat çekmektedir.

Veri çağında sanatın nasıl biçimlendiği, yapay zekânın yaratıcı süreçlerde hangi konumda yer aldığı ve dijital anlatıların gelecekte nasıl dönüşebileceği soruları, kitabın temel eksenini oluşturmaktadır. Bu çerçevede, dijital çağın estetik düşüncesine ve yeni medya sanatına ilişkin güncel tartışmalara katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Dijital çağın hızla değişen estetik anlayışı, sanatın üretim ve sergilenme biçimlerinden eserin izleyiciyle kurduğu ilişkiye kadar pek çok alanı dönüştürürken, hikâye anlatımının yapısını da yeniden şekillendirmektedir. Yeni medya sanatında veri, algoritma ve yapay zekâ artık teknik araçlar olmanın ötesinde, anlatının kurulma biçimini belirleyen yaratıcı bileşenler hâline gelmiştir. Bu kitap, yeni medya sanatında hikâye anlatımının geçirdiği dönüşümü iletişim eksenli bir perspektifle ele almaktadır.

Geleneksel sanat anlayışında eser, çoğunlukla tamamlanmış ve sabit bir yapı olarak değerlendirilmekteydi. Yeni medya sanatı ise süreç odaklı, değişken ve etkileşimli bir deneyim alanı ortaya koymaktadır. Bu dönüşümle birlikte izleyici, sanat eserinin anlatısının oluşum sürecine katılan deneyimleyici bir özneye dönüşmektedir. Kitapta, anlatının sanatçı tarafından tasarlanan bir sistem içinde nasıl kurulduğu ele alınırken, özellikle algoritmik süreçler ile izleyici deneyiminin rolü üzerinde durulmaktadır.

Refik Anadol'un eserleri, bu dönüşümün önde gelen örnekleri arasında yer almaktadır. Sanatçı, büyük veri setleri, makine öğrenmesi sistemleri ve mekânsal enstalasyon teknikleri aracılığıyla estetik deneyimler üretmektedir. Kitapta örnek olay olarak incelenen Inner Portrait (Portreler: İç Dünyaya Yolculuk) projesi, bireylerin biyometrik verilerini görsel anlatının merkezine yerleştirerek insan deneyiminin veriler aracılığıyla nasıl yeniden temsil edilebileceğini göstermektedir. Bu yönüyle eser, yapay zekânın sanatsal üretimdeki rolünü tartışmanın ötesinde, insan ile makine arasındaki ilişkinin kültürel ve düşünsel boyutlarına da dikkat çekmektedir.

Veri çağında sanatın nasıl biçimlendiği, yapay zekânın yaratıcı süreçlerde hangi konumda yer aldığı ve dijital anlatıların gelecekte nasıl dönüşebileceği soruları, kitabın temel eksenini oluşturmaktadır. Bu çerçevede, dijital çağın estetik düşüncesine ve yeni medya sanatına ilişkin güncel tartışmalara katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat