#smrgKİTABEVİ Yeni Medya Sanatında Hikaye Anlatıcılığı : Veri Algoritma ve İzleyici Deneyimi Üzerinden Yeni Bir Anlatım Biçimi -
Geleneksel sanat anlayışında eser, çoğunlukla tamamlanmış ve sabit bir yapı olarak değerlendirilmekteydi. Yeni medya sanatı ise süreç odaklı, değişken ve etkileşimli bir deneyim alanı ortaya koymaktadır. Bu dönüşümle birlikte izleyici, sanat eserinin anlatısının oluşum sürecine katılan deneyimleyici bir özneye dönüşmektedir. Kitapta, anlatının sanatçı tarafından tasarlanan bir sistem içinde nasıl kurulduğu ele alınırken, özellikle algoritmik süreçler ile izleyici deneyiminin rolü üzerinde durulmaktadır.
Refik Anadol'un eserleri, bu dönüşümün önde gelen örnekleri arasında yer almaktadır. Sanatçı, büyük veri setleri, makine öğrenmesi sistemleri ve mekânsal enstalasyon teknikleri aracılığıyla estetik deneyimler üretmektedir. Kitapta örnek olay olarak incelenen Inner Portrait (Portreler: İç Dünyaya Yolculuk) projesi, bireylerin biyometrik verilerini görsel anlatının merkezine yerleştirerek insan deneyiminin veriler aracılığıyla nasıl yeniden temsil edilebileceğini göstermektedir. Bu yönüyle eser, yapay zekânın sanatsal üretimdeki rolünü tartışmanın ötesinde, insan ile makine arasındaki ilişkinin kültürel ve düşünsel boyutlarına da dikkat çekmektedir.
Veri çağında sanatın nasıl biçimlendiği, yapay zekânın yaratıcı süreçlerde hangi konumda yer aldığı ve dijital anlatıların gelecekte nasıl dönüşebileceği soruları, kitabın temel eksenini oluşturmaktadır. Bu çerçevede, dijital çağın estetik düşüncesine ve yeni medya sanatına ilişkin güncel tartışmalara katkı sunmayı amaçlamaktadır.
Geleneksel sanat anlayışında eser, çoğunlukla tamamlanmış ve sabit bir yapı olarak değerlendirilmekteydi. Yeni medya sanatı ise süreç odaklı, değişken ve etkileşimli bir deneyim alanı ortaya koymaktadır. Bu dönüşümle birlikte izleyici, sanat eserinin anlatısının oluşum sürecine katılan deneyimleyici bir özneye dönüşmektedir. Kitapta, anlatının sanatçı tarafından tasarlanan bir sistem içinde nasıl kurulduğu ele alınırken, özellikle algoritmik süreçler ile izleyici deneyiminin rolü üzerinde durulmaktadır.
Refik Anadol'un eserleri, bu dönüşümün önde gelen örnekleri arasında yer almaktadır. Sanatçı, büyük veri setleri, makine öğrenmesi sistemleri ve mekânsal enstalasyon teknikleri aracılığıyla estetik deneyimler üretmektedir. Kitapta örnek olay olarak incelenen Inner Portrait (Portreler: İç Dünyaya Yolculuk) projesi, bireylerin biyometrik verilerini görsel anlatının merkezine yerleştirerek insan deneyiminin veriler aracılığıyla nasıl yeniden temsil edilebileceğini göstermektedir. Bu yönüyle eser, yapay zekânın sanatsal üretimdeki rolünü tartışmanın ötesinde, insan ile makine arasındaki ilişkinin kültürel ve düşünsel boyutlarına da dikkat çekmektedir.
Veri çağında sanatın nasıl biçimlendiği, yapay zekânın yaratıcı süreçlerde hangi konumda yer aldığı ve dijital anlatıların gelecekte nasıl dönüşebileceği soruları, kitabın temel eksenini oluşturmaktadır. Bu çerçevede, dijital çağın estetik düşüncesine ve yeni medya sanatına ilişkin güncel tartışmalara katkı sunmayı amaçlamaktadır.