#smrgKİTABEVİ Yükseköğretimde Bilgi Sorunu: Eleştiri ve Teklifler 1 -
Eserin temel iddiası, insanlığın bugün içine düştüğü tıkanıklığı aşmak için Tanrı-Âlem-İnsan arasındaki o kadim ve kopmaz ilişkiye tekrar dönmenin bir zaruret olduğudur. Batı'nın sadece "insan-âlem" etkileşiminden doğan ve varlığı niceliklere indirgeyen bilgi anlayışını da bir veri olarak değerlendirmeye katan bu perspektif; bilgiyi yeniden metafizikle buluşturmayı hedefliyor. Klasik dönemden moderne bilgi anlayışındaki dönüşümü, "ontolojik açıklıktan" "epistemik kesinliğe" geçişin yarattığı zihinsel lakaytlığı ve üniversitenin içine düştüğü parçalanmışlığını tartışıyor. Batılı bilgi anlayışı ile İslami hayat görüşü arasındaki uzlaştırma teşebbüslerini kritik eden metinler; hikmetin ana kaynağından süzülen İslami mirasın bilgi üretimine sunacağı kadim katkılara kadar uzanan geniş bir yelpazede bizi hayati bir gerçekle yüzleştiriyor: Mevcut düzenin neliği kavranamadığı takdirde, kafa karışıklığı yaşanması mukadderdir.
Üniversiteyi sadece teknik bir eğitim alanı değil, bir theoria faaliyeti ve varoluş gayesi görenler için bu eser; bilimsel bilgi üretimi ve yöntem sorunlarındaki tıkanıklığı aşmaya yönelik disiplinlerarası bir yol haritası ve akademik bir duruş niteliği taşıyor.
Eserin temel iddiası, insanlığın bugün içine düştüğü tıkanıklığı aşmak için Tanrı-Âlem-İnsan arasındaki o kadim ve kopmaz ilişkiye tekrar dönmenin bir zaruret olduğudur. Batı'nın sadece "insan-âlem" etkileşiminden doğan ve varlığı niceliklere indirgeyen bilgi anlayışını da bir veri olarak değerlendirmeye katan bu perspektif; bilgiyi yeniden metafizikle buluşturmayı hedefliyor. Klasik dönemden moderne bilgi anlayışındaki dönüşümü, "ontolojik açıklıktan" "epistemik kesinliğe" geçişin yarattığı zihinsel lakaytlığı ve üniversitenin içine düştüğü parçalanmışlığını tartışıyor. Batılı bilgi anlayışı ile İslami hayat görüşü arasındaki uzlaştırma teşebbüslerini kritik eden metinler; hikmetin ana kaynağından süzülen İslami mirasın bilgi üretimine sunacağı kadim katkılara kadar uzanan geniş bir yelpazede bizi hayati bir gerçekle yüzleştiriyor: Mevcut düzenin neliği kavranamadığı takdirde, kafa karışıklığı yaşanması mukadderdir.
Üniversiteyi sadece teknik bir eğitim alanı değil, bir theoria faaliyeti ve varoluş gayesi görenler için bu eser; bilimsel bilgi üretimi ve yöntem sorunlarındaki tıkanıklığı aşmaya yönelik disiplinlerarası bir yol haritası ve akademik bir duruş niteliği taşıyor.