#smrgKİTABEVİ Adaletin Ruhu Müdafaa Risalesi: Tahlil, Tercüme ve Tahkik - 2025

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Stok Kodu:
1199250666
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
124
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2025
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
153,75
Havale/EFT ile: 150,68
Siparişiniz 4&5 iş günü arasında kargoda
1199250666
637659
Adaletin Ruhu Müdafaa Risalesi: Tahlil, Tercüme ve Tahkik -        2025
Adaletin Ruhu Müdafaa Risalesi: Tahlil, Tercüme ve Tahkik - 2025 #smrgKİTABEVİ
153.75
Bu çalışma, 16. yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi'nin (ö. 968/1561), İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 (m. 1551) yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir. Risâle, müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş, şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde, fıkıh, ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir “kadılık etiği” manifestosu niteliği taşımaktadır. Taşköprülüzâde, risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh (emir âlemi) ve beden (halk âlemi) ikiliği üzerinden analiz eder. Ona göre adaletin ilk şartı, kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır. Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında; hilmi öfkeye tercih etmek, şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı “siyaset” anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir. Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer. Eserin “Hâtime” bölümü, bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır. Taşköprülüzâde, iyiliği emredip kötülükten sakındırma (emr bi'l-ma?rûf ve nehy ?ani'l-münker) görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur. Bu bölümde kadı ile muhtesibin (kamu düzeni görevlisi) yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak, kadının görevinin yargılama, toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir. Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle, yalnızca bir kadının kişisel savunması değil, aynı zamanda 16. yüzyıl Osmanlı adalet, ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir.
Bu çalışma, 16. yüzyıl Osmanlı ilim ve düşünce dünyasının en velûd simalarından Taşköprülüzâde Ahmed Efendi'nin (ö. 968/1561), İstanbul kadılığı görevinden ayrılmasının hemen ardından hicrî 958 (m. 1551) yılında kaleme aldığı Müdâfaa Risâlesi adlı eserinin tenkitli neşrini ve tahlilini içermektedir. Risâle, müellifin kadılık tecrübelerinden süzülmüş, şahsına yöneltilen ithamlara karşı bir savunma olmanın çok ötesinde, fıkıh, ahlâk ve tasavvufu bütünleştiren özgün bir “kadılık etiği” manifestosu niteliği taşımaktadır. Taşköprülüzâde, risâlenin mukaddimesinde insanın ontolojik yapısını ruh (emir âlemi) ve beden (halk âlemi) ikiliği üzerinden analiz eder. Ona göre adaletin ilk şartı, kadının kendi iç dünyasında ruhun öfke ve şehvet gibi nefsânî kuvvetler üzerindeki hâkimiyetini sağlamasıdır. Bu metafizik temele dayandırdığı savunmasında; hilmi öfkeye tercih etmek, şahitlerin zâhirî durumuyla yetinmek ve yöneticilerin maslahat odaklı “siyaset” anlayışına uymamak gibi eleştirilere fıkhî ve aklî delillerle cevap verir. Özellikle kadının siyasî otoriteden bağımsız olarak yalnızca şeriatın en sahih görüşleriyle hükmetmesi gerektiğini vurgulayarak yargı bağımsızlığının ve hukukun üstünlüğünün altını çizer. Eserin “Hâtime” bölümü, bireysel ve kurumsal adalet anlayışını toplumsal bir çerçeveye taşır. Taşköprülüzâde, iyiliği emredip kötülükten sakındırma (emr bi'l-ma?rûf ve nehy ?ani'l-münker) görevinin ideal toplum düzeninin teminatı olduğunu savunur. Bu bölümde kadı ile muhtesibin (kamu düzeni görevlisi) yetkilerini kesin çizgilerle ayırarak, kadının görevinin yargılama, toplumsal ahlâkın denetiminin ise idarî bir sorumluluk olduğunu belirtir. Bu bütüncül yaklaşımıyla risâle, yalnızca bir kadının kişisel savunması değil, aynı zamanda 16. yüzyıl Osmanlı adalet, ahlâk ve toplum felsefesine dair temel bir metin hüviyetindedir.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat