#smrgKİTABEVİ Alman İmparatoru 2. Wilhelm'in, 2. Abdülhamit'i ve Kudüs'ü Ziyareti -
İstanbul'daki resmigeçitlerden Hayfa'ya çıkarılan atlara, Yafa yolundaki konaklardan Kudüs'te açılan Protestan kilisesine kadar seyahatin bütün hazırlıkları ayrıntılarıyla kaydedilir. II. Wilhelm'in Kutsal Kabir Kilisesi, Beytüllahim, Zeytin Dağı, Kubbetü's-Sahra ve Mescid-i Aksa ziyaretleri; farklı dinlerin kurumlarıyla kurulan temaslar eşliğinde aktarılır. Şam'da Sultan II. Abdülhamid'e ve dünya Müslümanlarına hitaben söylediği sözler, gezinin siyasi anlamını açıkça ortaya koyar. Güzergâha ilişkin coğrafi ve tarihî bilgiler ise imparatorluk çiftinin geçtiği şehirleri, idarî yapıları ve ulaşım ağlarını seyahat anlatısının ayrılmaz bir parçasına dönüştürür.
Selanikli Mehmed Tevfîk, kafileye katılan bir Osmanlı gazetecisi olarak törenleri uzaktan derlemez; yolculuğun içinde ilerler, karşılamaları izler ve gördüğü manzaraları kendi heyecanıyla kaydeder. Padişaha bağlılık ve Osmanlı-Alman dostluğu metnin bakışını belirlerken kalabalıklar, süslenen caddeler, askerî düzen ve diplomatik jestler anlatının somut malzemesini oluşturur. Böylece II. Wilhelm'in 1898 Osmanlı ziyareti, resmî protokolün diliyle bir seyyahın kişisel gözlemlerinin kesiştiği tarihsel bir kayıt hâline gelir.
İstanbul'daki resmigeçitlerden Hayfa'ya çıkarılan atlara, Yafa yolundaki konaklardan Kudüs'te açılan Protestan kilisesine kadar seyahatin bütün hazırlıkları ayrıntılarıyla kaydedilir. II. Wilhelm'in Kutsal Kabir Kilisesi, Beytüllahim, Zeytin Dağı, Kubbetü's-Sahra ve Mescid-i Aksa ziyaretleri; farklı dinlerin kurumlarıyla kurulan temaslar eşliğinde aktarılır. Şam'da Sultan II. Abdülhamid'e ve dünya Müslümanlarına hitaben söylediği sözler, gezinin siyasi anlamını açıkça ortaya koyar. Güzergâha ilişkin coğrafi ve tarihî bilgiler ise imparatorluk çiftinin geçtiği şehirleri, idarî yapıları ve ulaşım ağlarını seyahat anlatısının ayrılmaz bir parçasına dönüştürür.
Selanikli Mehmed Tevfîk, kafileye katılan bir Osmanlı gazetecisi olarak törenleri uzaktan derlemez; yolculuğun içinde ilerler, karşılamaları izler ve gördüğü manzaraları kendi heyecanıyla kaydeder. Padişaha bağlılık ve Osmanlı-Alman dostluğu metnin bakışını belirlerken kalabalıklar, süslenen caddeler, askerî düzen ve diplomatik jestler anlatının somut malzemesini oluşturur. Böylece II. Wilhelm'in 1898 Osmanlı ziyareti, resmî protokolün diliyle bir seyyahın kişisel gözlemlerinin kesiştiği tarihsel bir kayıt hâline gelir.