#smrgKİTABEVİ Asker ve Tüccar -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
Tarihsel Romanlar
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Stok Kodu:
1199267103
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
224
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso Kâğıt
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
310,25
Havale/EFT ile: 304,05
Temin süresi 4&6 gündür.
1199267103
655136
Asker ve Tüccar -
Asker ve Tüccar - #smrgKİTABEVİ
310.25
Medine'nin, Irak'ın, Kudüs'ün kaybını takiben tarihe koyulan son nokta… Zamanın emperyal güçlerin son meydan muharebesi… Nablus, Osmanlı sahneden çekilirken yeni devletin fikri temellerinin atıldığı yer… Batışın ve yükselişin birlikte ortaya çıktığı yer… Küllerin derininde ‘kor'un yandığı yer… Ölüm ve doğum sancılarının olduğu mekân… Cumhuriyeti kuran kadronun neredeyse tamamı orada… Dört yıl cepheden cepheye sürülen ordunun son kalıntıları orada… Nablus'un hikâyesi, geriye dönüldüğünde Balkan ve Kafkas hikayelerinin de son noktası… Nablus gerçek bir hikâyenin bitişi, başka bir sözün, yeni bir sözün başlaması… Anadolu'da küçük bir kasabanın toprak ağasının oğlu olarak hayata gözlerini açan, çocuk yaşta orduya kayıt edilen, Çanakkale, Galiçya, Filistin, Sina cephelerinde görev yaptıktan sonra Nablus'a yollanmış olan Mülazım Mehmet'in gerçek ve kişisel hikayesi etrafında şekillenen olaylar. Bir arkadaş katilinin, bir isyankar askerin, bedeni ve ruhu yaralanmış bir askerin hem kendini hem gerçekleri arayışının öyküsü… Hem kendi var oluş sebebini hem de etrafında yaşananları anlamaya çalışması, yaşadığı zaman benzer bir karmakarışık ruh haliyle aradığı cevaplar. Romandaki şahıslar gerçekte yaşamış ve şu anda nesilleri aramızda olanlar… Coğrafya ise o gün olduğu gibi bugün de Megiddo'nun veya Armagedon hayallerinin ve cehennemin yaşandığı yer. Acı olan ve anlaşılması gerekli olan ise Nablus 1918'den 100 yıl sonra, hala Suriye'de veya çevresinde batılının verdiği isimle “Armegedon” hikâyelerinin yaşanmış olması ve 3 gün içerisinde varını, yoğunu geride bırakarak Halep üstünden Anadolu'ya dönen Osmanlı ordu bakiyelerinin içerisinde yaşanmış bireysel hikayelerden belki de daha ağırlarının yine aynı coğrafyada yaşanıyor olması… Bütün bunlar bizlere tarihe iyi bakmayı ve tarihi iyi okumayı söylemektedir. Geçmiş bizlere daima bir şeyler fısıldayacaktır. O fısıltılar bu gün var olan acıların benzerlerini dile getirmektedir. Mülazım Mehmet zamanın gerisinden, yaklaşık yüz yıl öteden bizlere neler söylemektedir? “Asker ve Tüccar / Nablus 1918” bizlere geçmişte yaşanmış ve bitmiş zannedilen hayat hikayelerinden bazılarını anlatmaktadır.
Medine'nin, Irak'ın, Kudüs'ün kaybını takiben tarihe koyulan son nokta… Zamanın emperyal güçlerin son meydan muharebesi… Nablus, Osmanlı sahneden çekilirken yeni devletin fikri temellerinin atıldığı yer… Batışın ve yükselişin birlikte ortaya çıktığı yer… Küllerin derininde ‘kor'un yandığı yer… Ölüm ve doğum sancılarının olduğu mekân… Cumhuriyeti kuran kadronun neredeyse tamamı orada… Dört yıl cepheden cepheye sürülen ordunun son kalıntıları orada… Nablus'un hikâyesi, geriye dönüldüğünde Balkan ve Kafkas hikayelerinin de son noktası… Nablus gerçek bir hikâyenin bitişi, başka bir sözün, yeni bir sözün başlaması… Anadolu'da küçük bir kasabanın toprak ağasının oğlu olarak hayata gözlerini açan, çocuk yaşta orduya kayıt edilen, Çanakkale, Galiçya, Filistin, Sina cephelerinde görev yaptıktan sonra Nablus'a yollanmış olan Mülazım Mehmet'in gerçek ve kişisel hikayesi etrafında şekillenen olaylar. Bir arkadaş katilinin, bir isyankar askerin, bedeni ve ruhu yaralanmış bir askerin hem kendini hem gerçekleri arayışının öyküsü… Hem kendi var oluş sebebini hem de etrafında yaşananları anlamaya çalışması, yaşadığı zaman benzer bir karmakarışık ruh haliyle aradığı cevaplar. Romandaki şahıslar gerçekte yaşamış ve şu anda nesilleri aramızda olanlar… Coğrafya ise o gün olduğu gibi bugün de Megiddo'nun veya Armagedon hayallerinin ve cehennemin yaşandığı yer. Acı olan ve anlaşılması gerekli olan ise Nablus 1918'den 100 yıl sonra, hala Suriye'de veya çevresinde batılının verdiği isimle “Armegedon” hikâyelerinin yaşanmış olması ve 3 gün içerisinde varını, yoğunu geride bırakarak Halep üstünden Anadolu'ya dönen Osmanlı ordu bakiyelerinin içerisinde yaşanmış bireysel hikayelerden belki de daha ağırlarının yine aynı coğrafyada yaşanıyor olması… Bütün bunlar bizlere tarihe iyi bakmayı ve tarihi iyi okumayı söylemektedir. Geçmiş bizlere daima bir şeyler fısıldayacaktır. O fısıltılar bu gün var olan acıların benzerlerini dile getirmektedir. Mülazım Mehmet zamanın gerisinden, yaklaşık yüz yıl öteden bizlere neler söylemektedir? “Asker ve Tüccar / Nablus 1918” bizlere geçmişte yaşanmış ve bitmiş zannedilen hayat hikayelerinden bazılarını anlatmaktadır.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat