#smrgSAHAF Babalar ve Oğullar -

Hazırlayan:
Önsöz: Richard Freeborn; Önsözü Çeviren: Serap Arslanpay; Sonsöz: Joost Van Baak; Sonsözü Çeviren: Serap Arslanpay
Stok Kodu:
1199182534
Boyut:
14x20
Sayfa Sayısı:
260 s.
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2015
Çeviren:
Ergin Altay
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
0,00
1199182534
568601
Babalar ve Oğullar -
Babalar ve Oğullar - #smrgSAHAF
0.00
Ergin Altay çevirisi,
Richard Freeborn'un önsözüyle,
Joost Van Baak'ın sonsözüyle,
Yazar ve dönem kronolojisiyle,

Batı'da aradığı mutluluğu bulamayan bir Rus soylusunun trajik eve dönüş hikâyesi olan Asilzade Yuvası aynı zamanda başarılı bir orta yaş krizinin de anlatısıdır.

Karısıyla yaşadığı anlaşmazlık yüzünden Avrupa seyahatini kesip taşradaki eski evine dönen Lavretski, uzaktan akrabası olan genç ve güzel Liza'yla karşılaşır. Geçmişine uzanarak hayatı boyunca yaşadıklarına şahit olduğumuz Lavretski, bu evde kaybettiği mutluluğu bulmaya çabalar. Eski bir Rus kır evinde ve etrafında gelişen olaylar ekseninde Rusya'nın soylu ve aydın kesiminin o topraklara özgü hayat tarzını ele alan Asilzade Yuvası, bireysel mutluluğun sınırlarını ve bu mutluluğun geçiciliğini masaya yatırıyor.

“Asilzade Yuvası benim payıma düşen en büyük başarıyı getirdi. Bu romanın ortaya çıkışıyla birlikte halkın ilgisini hak eden yazarlar arasında sayıldım.” - TURGENYEV

“Turgenyev'de onu romancıların romancısı olarak tanımlayabileceğimiz bir özellik var: Olağanüstü kıymetli ve iz bırakacak şekilde yerleşen bir sanatsal güç…” - HENRY JAMES

YAZAR İvan Sergeyeviç Turgenyev İvan Sergeyeyiç Turgenyev 9 Kasım 1818'de, Rusya'nın Oryol şehrinde doğdu. Yüksek rütbeli bir asker olan babası Sergey Nikolayeviç Turgenyev öldüğünde İvan on altı yaşındaydı. İvan'la kardeşi Nikolay'ı, fazlasıyla otoriter bir kişiliği olan anneleri Varvara Petrovna Lutovinova büyüttü. Bir senelik Moskova Üniversitesi macerasının ardından Turgenyev St. Petersburg Üniversitesi'nde klasikler, Rus edebiyatı ve filoloji eğitimi gördü. 1838'de tarih ve felsefe okumak üzere Berlin Üniversitesi'ne gitti. Avrupa'dan ülkesine radikal bir Batıcı olarak döndü ve Rusya'nın gelişebilmek için Batı'yı taklit etmesi ve kölelik gibi köhnemiş kurumların ortadan kaldırılması gerektiği yolundaki düşüncelerini dile getirmeye başladı.

İlk edebî çalışmaları –şiirler, kısa hikâyeler, vs.– daha sonra ünlenecek olan Rus eleştirmen Belinski tarafından övgüyle karşılandı. İlk önemli eseri 1852'de kitap halinde yayımlanan ve köleliğin kötülüklerini anlattığı Bir Sporcunun Kısa Hikâyeleri'dir. (Efsaneye göre, Rus Çarı Aleksandr, Turgenyev'in kitabını okuduktan üç gün sonra köleliği kaldırmaya karar vermişti.) 1850'lerin ikinci yarısından itibaren peşpeşe yayımlanan kısa romanlarında Turgenyev'in gittikçe daha güçlü bir yazar haline geldiği görülür: Rudin (1856), Seçkin Evi (1859), Arefe (1860) ve kabaca Rusya'da yayılmaya başlayan devrimci görüşler hakkındaki Babalar ve Oğullar (1862) bu dönemde yazdığı romanlardır. Hem son kitabının "nihilist" kahramanı Bazarov'a yönelik eleştiriler fazla şiddetli bir hal aldığı, hem de yaklaşık on beş senedir büyük bir aşkla bağlı olduğu ünlü şarkıcı Pauline Viardot'ya yakın olmak istediği için Turgenyev Rusya'yı terk etti ve hayatının geri kalanını büyük ölçüde ülkesinden uzakta, Baden-Baden ve Paris gibi Avrupa şehirlerinde geçirdi.

1867'de Duman, 1877'de de Bakir Toprak isimli romanları yayımlandı. O sıralarda Rusya'da özellikle Dostoyevski'nin edebî bayraktarlığını yaptığı Batı aleyhtarı Slav milliyetçiliği hâlâ Turgenyev'in temel meselelerinden biriydi. Ülkesindeki gelişmeleri uzaktan da olsa sürekli takip ediyordu. Ama yaşadığı her şeye rağmen soğukkanlı bir mesafeyi korumayı da başarabiliyordu. Daha sonra Cinler isimli romanında Karmazinov karakteri aracılığıyla kendisini ağır bir şekilde hicvedecek olan en büyük edebî ve fikrî düşmanı Dostoyevski hakkında bir mektubunda şu ifadeyi kullanıyordu: "Bazarov'umu ya da başka bir deyişle, benim niyetlerimi en iyi anlayan kişilerden biri Dostoyevski'dir." Uzun boylu, mektuplarından ve onu tanıyanların anlattıklarından anlaşıldığı kadarıyla hayli yumuşak huylu ve hoşgörülü biriydi. Büyük aşkı Pauline Viardot, Turgenyev'in ölümünden yıllar sonra onun hakkında şunu söyleyecekti: "O en mutsuz insandı."

Hiç evlenmedi. En yakın edebî arkadaşı Gustave Flaubert'di. Ömrünün son yıllarında Rusya'daki edebî şöhreti Tolstoy ve Dostoyevski gibi halefleri tarafından büyük ölçüde gölgelenmiş de olsa, Turgenyev Avrupa ve Amerika edebî çevrelerinde kabul gören ilk Rus yazarı olması ve "kısa toplumsal - siyasi roman" ve "lirik aşk hikâyesi" türlerinin en parlak örneklerini vermiş olmasıyla hâlâ gelmiş geçmiş en büyük Rus yazarlarından biri olarak kabul edilir. İvan Turgenyev 4 Eylül 1883'te Paris yakınlarındaki Bougival'de öldü. Ölmeden önceki arzusu uyarınca naaşı Rusya'ya getirildi ve Belinski'nin mezarının yanına gömüldü.

Ergin Altay çevirisi,
Richard Freeborn'un önsözüyle,
Joost Van Baak'ın sonsözüyle,
Yazar ve dönem kronolojisiyle,

Batı'da aradığı mutluluğu bulamayan bir Rus soylusunun trajik eve dönüş hikâyesi olan Asilzade Yuvası aynı zamanda başarılı bir orta yaş krizinin de anlatısıdır.

Karısıyla yaşadığı anlaşmazlık yüzünden Avrupa seyahatini kesip taşradaki eski evine dönen Lavretski, uzaktan akrabası olan genç ve güzel Liza'yla karşılaşır. Geçmişine uzanarak hayatı boyunca yaşadıklarına şahit olduğumuz Lavretski, bu evde kaybettiği mutluluğu bulmaya çabalar. Eski bir Rus kır evinde ve etrafında gelişen olaylar ekseninde Rusya'nın soylu ve aydın kesiminin o topraklara özgü hayat tarzını ele alan Asilzade Yuvası, bireysel mutluluğun sınırlarını ve bu mutluluğun geçiciliğini masaya yatırıyor.

“Asilzade Yuvası benim payıma düşen en büyük başarıyı getirdi. Bu romanın ortaya çıkışıyla birlikte halkın ilgisini hak eden yazarlar arasında sayıldım.” - TURGENYEV

“Turgenyev'de onu romancıların romancısı olarak tanımlayabileceğimiz bir özellik var: Olağanüstü kıymetli ve iz bırakacak şekilde yerleşen bir sanatsal güç…” - HENRY JAMES

YAZAR İvan Sergeyeviç Turgenyev İvan Sergeyeyiç Turgenyev 9 Kasım 1818'de, Rusya'nın Oryol şehrinde doğdu. Yüksek rütbeli bir asker olan babası Sergey Nikolayeviç Turgenyev öldüğünde İvan on altı yaşındaydı. İvan'la kardeşi Nikolay'ı, fazlasıyla otoriter bir kişiliği olan anneleri Varvara Petrovna Lutovinova büyüttü. Bir senelik Moskova Üniversitesi macerasının ardından Turgenyev St. Petersburg Üniversitesi'nde klasikler, Rus edebiyatı ve filoloji eğitimi gördü. 1838'de tarih ve felsefe okumak üzere Berlin Üniversitesi'ne gitti. Avrupa'dan ülkesine radikal bir Batıcı olarak döndü ve Rusya'nın gelişebilmek için Batı'yı taklit etmesi ve kölelik gibi köhnemiş kurumların ortadan kaldırılması gerektiği yolundaki düşüncelerini dile getirmeye başladı.

İlk edebî çalışmaları –şiirler, kısa hikâyeler, vs.– daha sonra ünlenecek olan Rus eleştirmen Belinski tarafından övgüyle karşılandı. İlk önemli eseri 1852'de kitap halinde yayımlanan ve köleliğin kötülüklerini anlattığı Bir Sporcunun Kısa Hikâyeleri'dir. (Efsaneye göre, Rus Çarı Aleksandr, Turgenyev'in kitabını okuduktan üç gün sonra köleliği kaldırmaya karar vermişti.) 1850'lerin ikinci yarısından itibaren peşpeşe yayımlanan kısa romanlarında Turgenyev'in gittikçe daha güçlü bir yazar haline geldiği görülür: Rudin (1856), Seçkin Evi (1859), Arefe (1860) ve kabaca Rusya'da yayılmaya başlayan devrimci görüşler hakkındaki Babalar ve Oğullar (1862) bu dönemde yazdığı romanlardır. Hem son kitabının "nihilist" kahramanı Bazarov'a yönelik eleştiriler fazla şiddetli bir hal aldığı, hem de yaklaşık on beş senedir büyük bir aşkla bağlı olduğu ünlü şarkıcı Pauline Viardot'ya yakın olmak istediği için Turgenyev Rusya'yı terk etti ve hayatının geri kalanını büyük ölçüde ülkesinden uzakta, Baden-Baden ve Paris gibi Avrupa şehirlerinde geçirdi.

1867'de Duman, 1877'de de Bakir Toprak isimli romanları yayımlandı. O sıralarda Rusya'da özellikle Dostoyevski'nin edebî bayraktarlığını yaptığı Batı aleyhtarı Slav milliyetçiliği hâlâ Turgenyev'in temel meselelerinden biriydi. Ülkesindeki gelişmeleri uzaktan da olsa sürekli takip ediyordu. Ama yaşadığı her şeye rağmen soğukkanlı bir mesafeyi korumayı da başarabiliyordu. Daha sonra Cinler isimli romanında Karmazinov karakteri aracılığıyla kendisini ağır bir şekilde hicvedecek olan en büyük edebî ve fikrî düşmanı Dostoyevski hakkında bir mektubunda şu ifadeyi kullanıyordu: "Bazarov'umu ya da başka bir deyişle, benim niyetlerimi en iyi anlayan kişilerden biri Dostoyevski'dir." Uzun boylu, mektuplarından ve onu tanıyanların anlattıklarından anlaşıldığı kadarıyla hayli yumuşak huylu ve hoşgörülü biriydi. Büyük aşkı Pauline Viardot, Turgenyev'in ölümünden yıllar sonra onun hakkında şunu söyleyecekti: "O en mutsuz insandı."

Hiç evlenmedi. En yakın edebî arkadaşı Gustave Flaubert'di. Ömrünün son yıllarında Rusya'daki edebî şöhreti Tolstoy ve Dostoyevski gibi halefleri tarafından büyük ölçüde gölgelenmiş de olsa, Turgenyev Avrupa ve Amerika edebî çevrelerinde kabul gören ilk Rus yazarı olması ve "kısa toplumsal - siyasi roman" ve "lirik aşk hikâyesi" türlerinin en parlak örneklerini vermiş olmasıyla hâlâ gelmiş geçmiş en büyük Rus yazarlarından biri olarak kabul edilir. İvan Turgenyev 4 Eylül 1883'te Paris yakınlarındaki Bougival'de öldü. Ölmeden önceki arzusu uyarınca naaşı Rusya'ya getirildi ve Belinski'nin mezarının yanına gömüldü.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat