#smrgKİTABEVİ Batı Seyahat Edebiyatı ve Charles Macfarlane'in Gözünden Osmanlı Dünyası - 2025
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9786256869707
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
222
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2025
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
340,80
Havale/EFT ile:
333,98
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199255074
642496
https://www.simurgkitabevi.com/bati-seyahat-edebiyati-ve-charles-macfarlanein-gozunden-osmanli-dunyasi-2025
Batı Seyahat Edebiyatı ve Charles Macfarlane'in Gözünden Osmanlı Dünyası - 2025 #smrgKİTABEVİ
340.80
Ege, Marmara ve Trakya gibi sayısız kadim medeniyete beşiklik etmiş bereketli coğrafyaların tahribatı, yazara göre ilk olarak “vahşi” sıfatıyla nitelediği Bulgar istilalarıyla başlamış; bu yıkım süreci, Türklerin bölgeye gelişiyle nihai ve geri dönülmez bir felakete evrilmiştir.
Yazar, Türkleri bütünüyle istilacı ve yıkıcı bir unsur olarak konumlandırır. Bir Osmanlı paşasının ya da herhangi bir Türk'ün ölümü karşısında sergilediği tavır, insani bir merhamet duygusundan, etik bir değerlendirme çabasından tamamen uzaktır. Bu tür ölümleri, yalnızca kötücül bir varlığın eksilmesi, bir “hainin” dünya sahnesinden silinmesi olarak yorumlar ve neredeyse bundan haz aldığı izlenimini verir. Onun için söz konusu coğrafyaya zarar verdiğini düşündüğü unsurların ortadan kaldırılması, adeta doğal ve kaçınılmaz bir arınma sürecinin parçası niteliğindedir. Böylece metin, salt tarihsel gözlem olmaktan çıkarak kişisel duygularla yoğrulmuş bir hesaplaşmanın edebî yansımasına dönüşür.
Yazar, Türkleri bütünüyle istilacı ve yıkıcı bir unsur olarak konumlandırır. Bir Osmanlı paşasının ya da herhangi bir Türk'ün ölümü karşısında sergilediği tavır, insani bir merhamet duygusundan, etik bir değerlendirme çabasından tamamen uzaktır. Bu tür ölümleri, yalnızca kötücül bir varlığın eksilmesi, bir “hainin” dünya sahnesinden silinmesi olarak yorumlar ve neredeyse bundan haz aldığı izlenimini verir. Onun için söz konusu coğrafyaya zarar verdiğini düşündüğü unsurların ortadan kaldırılması, adeta doğal ve kaçınılmaz bir arınma sürecinin parçası niteliğindedir. Böylece metin, salt tarihsel gözlem olmaktan çıkarak kişisel duygularla yoğrulmuş bir hesaplaşmanın edebî yansımasına dönüşür.
Ege, Marmara ve Trakya gibi sayısız kadim medeniyete beşiklik etmiş bereketli coğrafyaların tahribatı, yazara göre ilk olarak “vahşi” sıfatıyla nitelediği Bulgar istilalarıyla başlamış; bu yıkım süreci, Türklerin bölgeye gelişiyle nihai ve geri dönülmez bir felakete evrilmiştir.
Yazar, Türkleri bütünüyle istilacı ve yıkıcı bir unsur olarak konumlandırır. Bir Osmanlı paşasının ya da herhangi bir Türk'ün ölümü karşısında sergilediği tavır, insani bir merhamet duygusundan, etik bir değerlendirme çabasından tamamen uzaktır. Bu tür ölümleri, yalnızca kötücül bir varlığın eksilmesi, bir “hainin” dünya sahnesinden silinmesi olarak yorumlar ve neredeyse bundan haz aldığı izlenimini verir. Onun için söz konusu coğrafyaya zarar verdiğini düşündüğü unsurların ortadan kaldırılması, adeta doğal ve kaçınılmaz bir arınma sürecinin parçası niteliğindedir. Böylece metin, salt tarihsel gözlem olmaktan çıkarak kişisel duygularla yoğrulmuş bir hesaplaşmanın edebî yansımasına dönüşür.
Yazar, Türkleri bütünüyle istilacı ve yıkıcı bir unsur olarak konumlandırır. Bir Osmanlı paşasının ya da herhangi bir Türk'ün ölümü karşısında sergilediği tavır, insani bir merhamet duygusundan, etik bir değerlendirme çabasından tamamen uzaktır. Bu tür ölümleri, yalnızca kötücül bir varlığın eksilmesi, bir “hainin” dünya sahnesinden silinmesi olarak yorumlar ve neredeyse bundan haz aldığı izlenimini verir. Onun için söz konusu coğrafyaya zarar verdiğini düşündüğü unsurların ortadan kaldırılması, adeta doğal ve kaçınılmaz bir arınma sürecinin parçası niteliğindedir. Böylece metin, salt tarihsel gözlem olmaktan çıkarak kişisel duygularla yoğrulmuş bir hesaplaşmanın edebî yansımasına dönüşür.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.