Arama için en az 3 karakter girmelisiniz.

#smrgKİTABEVİ Bizans'ın Balığı Osmanlı'nın Kedisi -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9786259218717
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Stok Kodu:
1199264317
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
288
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
270,00
Havale/EFT ile: 264,60
1199264317
651962
Bizans'ın Balığı Osmanlı'nın Kedisi -
Bizans'ın Balığı Osmanlı'nın Kedisi - #smrgKİTABEVİ
270
İstanbul, kaderi suyla şekillenen bir şehirdir.

Dünyaya denizle bağlanan bu şehir, açlığın ve kıtlığın kol gezdiği çağlardan bu yana, denizin cömertçe sunduğu leziz balıklarla sakinlerini yaşatabilmiştir. Balık, burada besin olmanın ötesine geçmiş bir değerdir. Sikkelerde, kutsal metinlerde ve günlük hayatta kendine yer bulmuş, şehrin ekonomisiyle ve kültürüyle sarsılmaz bağlar kurmuştur.

Roma İmparatoru Konstantin'in bu şehri başkent seçmesinde, kalabalık nüfusu doyurabilecek bu doğal zenginliğin payı olduğu düşünülür.

Bu kadim şehirde yüzyıllar boyunca balık etrafında şekillenen bir düzen kuruldu. Deniz, insanları buraya çekti. Bir liman şehri olan İstanbul'a ticaret için gelen denizciler, uzun yolculuklarında farelerin yarattığı tahribata karşı gemilerinde bulundurdukları kedileri İstanbul limanlarına taşıdı.

Kedilerin, balığı bol olduğu için bu şehirde kalmayı seçtikleri hep söylenir. Türklerle birlikte İstanbul'da kedilerin altın çağı başladı.

Köpeğe kulübe, ineğe ahır, tavuğa kümes yapıldı ama tabiatı gereği hür olan kedilere bir mekân yapılmadı. Kediler, şehrin diledikleri yerinde barınabiliyor, konaklara ve camilere serbestçe girip çıkabiliyorlardı. Şehrin bir başka üyesi olan köpekler için ise bu ölçüde bir serbestiyet söz konusu değildi. Tüm kapılar bu patili dostlarımıza açıktı. Derler ki Osmanlı İstanbul'unda her Türk'ün evine girip çıkan en az bir kedi bulunurdu.

Türk'ün şefkatli ellerinde korunup kollandılar.

Böylece İstanbul, dünyanın en büyük kedi şehrine dönüştü.

Bu kitap balık ve kedi etrafında kültürlenen İstanbul'un hafızasına odaklanmaktadır.

İstanbul balıkla puldur, kediyle tüydür. Bu yüzden kuyrukludur.

İstanbul, kaderi suyla şekillenen bir şehirdir.

Dünyaya denizle bağlanan bu şehir, açlığın ve kıtlığın kol gezdiği çağlardan bu yana, denizin cömertçe sunduğu leziz balıklarla sakinlerini yaşatabilmiştir. Balık, burada besin olmanın ötesine geçmiş bir değerdir. Sikkelerde, kutsal metinlerde ve günlük hayatta kendine yer bulmuş, şehrin ekonomisiyle ve kültürüyle sarsılmaz bağlar kurmuştur.

Roma İmparatoru Konstantin'in bu şehri başkent seçmesinde, kalabalık nüfusu doyurabilecek bu doğal zenginliğin payı olduğu düşünülür.

Bu kadim şehirde yüzyıllar boyunca balık etrafında şekillenen bir düzen kuruldu. Deniz, insanları buraya çekti. Bir liman şehri olan İstanbul'a ticaret için gelen denizciler, uzun yolculuklarında farelerin yarattığı tahribata karşı gemilerinde bulundurdukları kedileri İstanbul limanlarına taşıdı.

Kedilerin, balığı bol olduğu için bu şehirde kalmayı seçtikleri hep söylenir. Türklerle birlikte İstanbul'da kedilerin altın çağı başladı.

Köpeğe kulübe, ineğe ahır, tavuğa kümes yapıldı ama tabiatı gereği hür olan kedilere bir mekân yapılmadı. Kediler, şehrin diledikleri yerinde barınabiliyor, konaklara ve camilere serbestçe girip çıkabiliyorlardı. Şehrin bir başka üyesi olan köpekler için ise bu ölçüde bir serbestiyet söz konusu değildi. Tüm kapılar bu patili dostlarımıza açıktı. Derler ki Osmanlı İstanbul'unda her Türk'ün evine girip çıkan en az bir kedi bulunurdu.

Türk'ün şefkatli ellerinde korunup kollandılar.

Böylece İstanbul, dünyanın en büyük kedi şehrine dönüştü.

Bu kitap balık ve kedi etrafında kültürlenen İstanbul'un hafızasına odaklanmaktadır.

İstanbul balıkla puldur, kediyle tüydür. Bu yüzden kuyrukludur.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat