#smrgKİTABEVİ Bürokratik İşyükü Transferi : Kurumsal Sorumluluğun Bireye Devri ve Eksiklikle İşleyen Sistemler -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9786258789393
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Stok Kodu:
1199267484
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
122
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso Kâğıt
Dili:
Türkçe
indirimli
216,00
Havale/EFT ile: 211,68
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199267484
655651
Bürokratik İşyükü Transferi : Kurumsal Sorumluluğun Bireye Devri ve Eksiklikle İşleyen Sistemler -
Bürokratik İşyükü Transferi : Kurumsal Sorumluluğun Bireye Devri ve Eksiklikle İşleyen Sistemler - #smrgKİTABEVİ
216
Bu kitap, modern bürokrasinin en görünmez ama en yaygın pratiğini adlandırıyor: Bürokratik İşyükü Transferi.

Bir formu tekrar doldururken, bir çağrı merkezinde çözümsüz bir döngüye sıkışırken, “sistem böyle” denilerek ertelenen her işlemde; aslında yalnızca zaman kaybetmiyoruz. Kurumların kendi eksiklerini, hatalarını ve maliyetlerini sessizce bireyin omuzlarına bıraktığı yapısal bir sömürü rejiminin içinde yaşıyoruz.

Bürokratik İşyükü Transferi, hizmetin ortadan kalkması değil; hizmetin gerçekleşmesi için gerekli olan emek, dikkat, sabır ve zamanın bireye devredilmesidir. Bu kitap, “küçük aksaklıklar” diye geçiştirilen gündelik deneyimlerin arkasındaki yönetişim mantığını açığa çıkarıyor. Dijitalleşmenin nasıl bir kolaylık değil, çoğu zaman sorumluluk tahliyesi aracına dönüştüğünü; çağrı merkezlerinin neden çözüm değil, sistemsel çaresizliğin tampon alanları haline geldiğini; liyakatsizliğin nasıl görünmez kılındığını gösteriyor.

Bu çalışma bir şikâyetler derlemesi değil; bir kuramsal teşhistir. Bürokratik yükün bireyselleştirilmesinin psikososyal sonuçlarını, toplumsal maliyetlerini ve demokratik tahribatını analiz ederken; aynı zamanda insancıl, hesap verebilir ve yükü üstlenen bir bürokrasinin mümkün olduğunu savunur. Sorunu adlandırmanın, onu dönüştürmenin ilk koşulu olduğunu hatırlatır.

Eğer bir gün “neden bu kadar yoruldum?” diye sorup, cevabı kendinizde aradıysanız;

Eğer bir sistem hatasını çözmek için gecenizi verdiyseniz;

Eğer hakkınıza erişebilmek için sabrınızı bir ödeme aracına dönüştürdüyseniz…

Bu kitap, yaşadığınız şeyin kişisel bir yetersizlik değil, yapısal bir tahakküm biçimi olduğunu söylüyor. Ve sorumluluğun yeniden kurumsal merkeze iade edilmediği hiçbir bürokrasinin gerçekten “işleyen” sayılamayacağını ileri sürmektedir.

Bu kitap, modern bürokrasinin en görünmez ama en yaygın pratiğini adlandırıyor: Bürokratik İşyükü Transferi.

Bir formu tekrar doldururken, bir çağrı merkezinde çözümsüz bir döngüye sıkışırken, “sistem böyle” denilerek ertelenen her işlemde; aslında yalnızca zaman kaybetmiyoruz. Kurumların kendi eksiklerini, hatalarını ve maliyetlerini sessizce bireyin omuzlarına bıraktığı yapısal bir sömürü rejiminin içinde yaşıyoruz.

Bürokratik İşyükü Transferi, hizmetin ortadan kalkması değil; hizmetin gerçekleşmesi için gerekli olan emek, dikkat, sabır ve zamanın bireye devredilmesidir. Bu kitap, “küçük aksaklıklar” diye geçiştirilen gündelik deneyimlerin arkasındaki yönetişim mantığını açığa çıkarıyor. Dijitalleşmenin nasıl bir kolaylık değil, çoğu zaman sorumluluk tahliyesi aracına dönüştüğünü; çağrı merkezlerinin neden çözüm değil, sistemsel çaresizliğin tampon alanları haline geldiğini; liyakatsizliğin nasıl görünmez kılındığını gösteriyor.

Bu çalışma bir şikâyetler derlemesi değil; bir kuramsal teşhistir. Bürokratik yükün bireyselleştirilmesinin psikososyal sonuçlarını, toplumsal maliyetlerini ve demokratik tahribatını analiz ederken; aynı zamanda insancıl, hesap verebilir ve yükü üstlenen bir bürokrasinin mümkün olduğunu savunur. Sorunu adlandırmanın, onu dönüştürmenin ilk koşulu olduğunu hatırlatır.

Eğer bir gün “neden bu kadar yoruldum?” diye sorup, cevabı kendinizde aradıysanız;

Eğer bir sistem hatasını çözmek için gecenizi verdiyseniz;

Eğer hakkınıza erişebilmek için sabrınızı bir ödeme aracına dönüştürdüyseniz…

Bu kitap, yaşadığınız şeyin kişisel bir yetersizlik değil, yapısal bir tahakküm biçimi olduğunu söylüyor. Ve sorumluluğun yeniden kurumsal merkeze iade edilmediği hiçbir bürokrasinin gerçekten “işleyen” sayılamayacağını ileri sürmektedir.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat