#smrgKİTABEVİ Cebri İcra Kanunu Taslağı Değerlendirmesi - 2026
Editör:
Muhammet Özekes , Hakan Pekcanıtez
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
Yayın No: 3023
ISBN-10:
9786258506785
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
84+1320
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Ciltli
Kağıt Türü:
1. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
2.337,50
Havale/EFT ile:
2.290,75
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199256735
644335
https://www.simurgkitabevi.com/cebri-icra-kanunu-taslagi-degerlendirmesi-2026
Cebri İcra Kanunu Taslağı Değerlendirmesi - 2026 #smrgKİTABEVİ
2337.50
YAZARLAR: Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz Atalay, Prof. Dr. Muhammet Özekes,Prof. Dr. Güray Erdönmez, Prof. Dr. Vural Seven, Prof. Dr. Mine Akkan,Prof. Dr. Cumhur Rüzgaresen, Prof. Dr. Hülya Taş Korkmaz, Prof. Dr. Nedim Meriç,Prof. Dr. Tolga Akkaya, Doç. Dr. Nilüfer Boran Güneysu, Doç. Dr. Cemil Simil, Doç. Dr. Çiğdem Yazıcı, Doç. Dr. Efe Dırenisa, Doç. Dr. Uğur Bulut,Doç. Dr. Sezin Aktepe Artık
ÖNSÖZ
1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nu yürürlükten kaldırmak ve bu alanda yeni düzenleme yapmak amacıyla "Cebri İcra Kanunu Taslağı" hazırlanmış ve görüşe sunulmuştur. 1990 ve 2000'li yılların başında hemen hemen tüm temel kanunlarda değişiklik olmuş; Cumhuriyetin başlangıç döneminde kabul edilen temel kanunların yerine yenileri hazırlanıp kabul edilmiştir. Şüphesiz bunların tümü geçmişten gelen müktesebatın ve Cumhuriyet'le ortaya çıkan yeni çerçevenin içinde yapılmıştır. Cumhuriyetin ilk kanunlaştırması o günün şartlarında başka ülkelerden belirli bir adaptasyon şeklinde iken, geçen sürede yeni kanunlaştırmada farklı ülke birikimlerinden yararlanılsa da artık yetişen hukukçularımız ve yerleşen hukuk düzeni çerçevesinde kendi ihtiyaç ve hedeflerimize uygun kanunlar yapılmaya başlanmıştır.
Aslında yeni dönemde temel kanunlar içerisinde en çok değiştirilmeye muhtaç olanların başında İcra ve İflas Kanunu gelmektedir. Çünkü, Cumhuriyet, hatta öncesinde sorunlu bir alan olan icra ve iflas hukukunda kanunlaştırmanın maceralı, biraz da tutarlı olmayan, ayrıca sorunları tam çözmeyen bir geçmişi vardır. Önce başlangıçta kısa süreli bazı düzenlemeler yapılmış, ardından ömrü ancak üç yıl süren 1929 tarihli 1424 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nu kabul edilmiş, o da farklı sebeplerle kalıcı olamamış, aslında ana yapısı aynı sayılabilecek şu anda yürürlükte olan 2004 sayılı 1932 tarihli İcra ve İflas Kanunu kabul edilmiştir. Ancak 2004 sayılı Kanun da adeta onu dejenere edecek derecede değişikliğe uğramıştır. Mevcut İcra ve İflas Kanunu bazı konularda belirli bir oturmuşluğa sahip olsa da artık dikiş tutmayan, tutarlılığı ve sistemi sorunlu, değiştirile değiştirile yamalı bohçaya dönüşen, akla geldikçe bir şey eklenen, her krizde o krizin gerçek kaynağı unutularak çare umulan bir kanun halini almıştır. Oysa icra ve iflas hukuku veya takip hukuku, sadece hukuku değil, ekonomiyi, sosyolojiyi, ticari ilişkileri, insanın günlük hayatını doğrudan ilgilendiren bir alandır. Ülkemizde bu alan oldukça sorunlu ve her geçen gün sorun sayısı artan alan haline gelmiştir. Bugün 30 milyon civarında takip dosyasının olduğu, bir takipte de en az iki taraf olması sebebiyle 60 milyonu, yani aktif ekonomik Ülke nüfusunun neredeyse her bir ferdini ilgilendiren bir sorun alanı karşımızda durmaktadır.
ÖNSÖZ
1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nu yürürlükten kaldırmak ve bu alanda yeni düzenleme yapmak amacıyla "Cebri İcra Kanunu Taslağı" hazırlanmış ve görüşe sunulmuştur. 1990 ve 2000'li yılların başında hemen hemen tüm temel kanunlarda değişiklik olmuş; Cumhuriyetin başlangıç döneminde kabul edilen temel kanunların yerine yenileri hazırlanıp kabul edilmiştir. Şüphesiz bunların tümü geçmişten gelen müktesebatın ve Cumhuriyet'le ortaya çıkan yeni çerçevenin içinde yapılmıştır. Cumhuriyetin ilk kanunlaştırması o günün şartlarında başka ülkelerden belirli bir adaptasyon şeklinde iken, geçen sürede yeni kanunlaştırmada farklı ülke birikimlerinden yararlanılsa da artık yetişen hukukçularımız ve yerleşen hukuk düzeni çerçevesinde kendi ihtiyaç ve hedeflerimize uygun kanunlar yapılmaya başlanmıştır.
Aslında yeni dönemde temel kanunlar içerisinde en çok değiştirilmeye muhtaç olanların başında İcra ve İflas Kanunu gelmektedir. Çünkü, Cumhuriyet, hatta öncesinde sorunlu bir alan olan icra ve iflas hukukunda kanunlaştırmanın maceralı, biraz da tutarlı olmayan, ayrıca sorunları tam çözmeyen bir geçmişi vardır. Önce başlangıçta kısa süreli bazı düzenlemeler yapılmış, ardından ömrü ancak üç yıl süren 1929 tarihli 1424 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nu kabul edilmiş, o da farklı sebeplerle kalıcı olamamış, aslında ana yapısı aynı sayılabilecek şu anda yürürlükte olan 2004 sayılı 1932 tarihli İcra ve İflas Kanunu kabul edilmiştir. Ancak 2004 sayılı Kanun da adeta onu dejenere edecek derecede değişikliğe uğramıştır. Mevcut İcra ve İflas Kanunu bazı konularda belirli bir oturmuşluğa sahip olsa da artık dikiş tutmayan, tutarlılığı ve sistemi sorunlu, değiştirile değiştirile yamalı bohçaya dönüşen, akla geldikçe bir şey eklenen, her krizde o krizin gerçek kaynağı unutularak çare umulan bir kanun halini almıştır. Oysa icra ve iflas hukuku veya takip hukuku, sadece hukuku değil, ekonomiyi, sosyolojiyi, ticari ilişkileri, insanın günlük hayatını doğrudan ilgilendiren bir alandır. Ülkemizde bu alan oldukça sorunlu ve her geçen gün sorun sayısı artan alan haline gelmiştir. Bugün 30 milyon civarında takip dosyasının olduğu, bir takipte de en az iki taraf olması sebebiyle 60 milyonu, yani aktif ekonomik Ülke nüfusunun neredeyse her bir ferdini ilgilendiren bir sorun alanı karşımızda durmaktadır.
YAZARLAR: Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz Atalay, Prof. Dr. Muhammet Özekes,Prof. Dr. Güray Erdönmez, Prof. Dr. Vural Seven, Prof. Dr. Mine Akkan,Prof. Dr. Cumhur Rüzgaresen, Prof. Dr. Hülya Taş Korkmaz, Prof. Dr. Nedim Meriç,Prof. Dr. Tolga Akkaya, Doç. Dr. Nilüfer Boran Güneysu, Doç. Dr. Cemil Simil, Doç. Dr. Çiğdem Yazıcı, Doç. Dr. Efe Dırenisa, Doç. Dr. Uğur Bulut,Doç. Dr. Sezin Aktepe Artık
ÖNSÖZ
1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nu yürürlükten kaldırmak ve bu alanda yeni düzenleme yapmak amacıyla "Cebri İcra Kanunu Taslağı" hazırlanmış ve görüşe sunulmuştur. 1990 ve 2000'li yılların başında hemen hemen tüm temel kanunlarda değişiklik olmuş; Cumhuriyetin başlangıç döneminde kabul edilen temel kanunların yerine yenileri hazırlanıp kabul edilmiştir. Şüphesiz bunların tümü geçmişten gelen müktesebatın ve Cumhuriyet'le ortaya çıkan yeni çerçevenin içinde yapılmıştır. Cumhuriyetin ilk kanunlaştırması o günün şartlarında başka ülkelerden belirli bir adaptasyon şeklinde iken, geçen sürede yeni kanunlaştırmada farklı ülke birikimlerinden yararlanılsa da artık yetişen hukukçularımız ve yerleşen hukuk düzeni çerçevesinde kendi ihtiyaç ve hedeflerimize uygun kanunlar yapılmaya başlanmıştır.
Aslında yeni dönemde temel kanunlar içerisinde en çok değiştirilmeye muhtaç olanların başında İcra ve İflas Kanunu gelmektedir. Çünkü, Cumhuriyet, hatta öncesinde sorunlu bir alan olan icra ve iflas hukukunda kanunlaştırmanın maceralı, biraz da tutarlı olmayan, ayrıca sorunları tam çözmeyen bir geçmişi vardır. Önce başlangıçta kısa süreli bazı düzenlemeler yapılmış, ardından ömrü ancak üç yıl süren 1929 tarihli 1424 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nu kabul edilmiş, o da farklı sebeplerle kalıcı olamamış, aslında ana yapısı aynı sayılabilecek şu anda yürürlükte olan 2004 sayılı 1932 tarihli İcra ve İflas Kanunu kabul edilmiştir. Ancak 2004 sayılı Kanun da adeta onu dejenere edecek derecede değişikliğe uğramıştır. Mevcut İcra ve İflas Kanunu bazı konularda belirli bir oturmuşluğa sahip olsa da artık dikiş tutmayan, tutarlılığı ve sistemi sorunlu, değiştirile değiştirile yamalı bohçaya dönüşen, akla geldikçe bir şey eklenen, her krizde o krizin gerçek kaynağı unutularak çare umulan bir kanun halini almıştır. Oysa icra ve iflas hukuku veya takip hukuku, sadece hukuku değil, ekonomiyi, sosyolojiyi, ticari ilişkileri, insanın günlük hayatını doğrudan ilgilendiren bir alandır. Ülkemizde bu alan oldukça sorunlu ve her geçen gün sorun sayısı artan alan haline gelmiştir. Bugün 30 milyon civarında takip dosyasının olduğu, bir takipte de en az iki taraf olması sebebiyle 60 milyonu, yani aktif ekonomik Ülke nüfusunun neredeyse her bir ferdini ilgilendiren bir sorun alanı karşımızda durmaktadır.
ÖNSÖZ
1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nu yürürlükten kaldırmak ve bu alanda yeni düzenleme yapmak amacıyla "Cebri İcra Kanunu Taslağı" hazırlanmış ve görüşe sunulmuştur. 1990 ve 2000'li yılların başında hemen hemen tüm temel kanunlarda değişiklik olmuş; Cumhuriyetin başlangıç döneminde kabul edilen temel kanunların yerine yenileri hazırlanıp kabul edilmiştir. Şüphesiz bunların tümü geçmişten gelen müktesebatın ve Cumhuriyet'le ortaya çıkan yeni çerçevenin içinde yapılmıştır. Cumhuriyetin ilk kanunlaştırması o günün şartlarında başka ülkelerden belirli bir adaptasyon şeklinde iken, geçen sürede yeni kanunlaştırmada farklı ülke birikimlerinden yararlanılsa da artık yetişen hukukçularımız ve yerleşen hukuk düzeni çerçevesinde kendi ihtiyaç ve hedeflerimize uygun kanunlar yapılmaya başlanmıştır.
Aslında yeni dönemde temel kanunlar içerisinde en çok değiştirilmeye muhtaç olanların başında İcra ve İflas Kanunu gelmektedir. Çünkü, Cumhuriyet, hatta öncesinde sorunlu bir alan olan icra ve iflas hukukunda kanunlaştırmanın maceralı, biraz da tutarlı olmayan, ayrıca sorunları tam çözmeyen bir geçmişi vardır. Önce başlangıçta kısa süreli bazı düzenlemeler yapılmış, ardından ömrü ancak üç yıl süren 1929 tarihli 1424 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nu kabul edilmiş, o da farklı sebeplerle kalıcı olamamış, aslında ana yapısı aynı sayılabilecek şu anda yürürlükte olan 2004 sayılı 1932 tarihli İcra ve İflas Kanunu kabul edilmiştir. Ancak 2004 sayılı Kanun da adeta onu dejenere edecek derecede değişikliğe uğramıştır. Mevcut İcra ve İflas Kanunu bazı konularda belirli bir oturmuşluğa sahip olsa da artık dikiş tutmayan, tutarlılığı ve sistemi sorunlu, değiştirile değiştirile yamalı bohçaya dönüşen, akla geldikçe bir şey eklenen, her krizde o krizin gerçek kaynağı unutularak çare umulan bir kanun halini almıştır. Oysa icra ve iflas hukuku veya takip hukuku, sadece hukuku değil, ekonomiyi, sosyolojiyi, ticari ilişkileri, insanın günlük hayatını doğrudan ilgilendiren bir alandır. Ülkemizde bu alan oldukça sorunlu ve her geçen gün sorun sayısı artan alan haline gelmiştir. Bugün 30 milyon civarında takip dosyasının olduğu, bir takipte de en az iki taraf olması sebebiyle 60 milyonu, yani aktif ekonomik Ülke nüfusunun neredeyse her bir ferdini ilgilendiren bir sorun alanı karşımızda durmaktadır.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.