#smrgKİTABEVİ Ciddi Oyun - 2026
İsveç edebiyatında hâlâ en çok okunan, “büyük bir aşk romanı” olarak nitelenen Ciddi Oyun, üniversiteden yeni mezun olmuş Arvid Stjärnblom'ün, bir yaz günü Lydia Stille'yle tanışması ve iki gencin birbirine âşık olmasıyla başlar. Yaz sona erip de şehre döndüklerinde hayat onları farklı kıyılara savurur. Yıllar sonra, yollar tekrar kesiştiğindeyse artık ikisi de bambaşka insanlardır.
Söderberg'in hiçbir tereddüde mahal bırakmayan apaçık üslubu, bedenin arzuları karşısında ruhun yalnızlığı teması, karakterlerini ve onların hayatını hem mizahi hem de melankolik bir yaklaşımla işleyişi bu eserinde de âdeta nakşedilmiş, zengin bir “motifler bütünü” olarak karşımıza çıkıyor. 1897 Stokholm Fuarı, Dreyfus olayı, İsveç-Norveç Birliği'nin dağılması, Rus-Japon savaşı, İsveç kralı II. Oscar'ın ölümü, II. Abdülhamid'in tahttan indirilişi, Titanik'in batması gibi dünya gündemine damgasını vurmuş pek çok olayın o günkü tazeliğiyle anlatıldığı romanda okur, insan tabiatı ve imkânsız aşk üzerine incelikli bir anlatı eşliğinde geçmişe uzanıyor. Söderberg'in benzersiz Stokholm tasvirleri, şehri de romandaki unutulmaz başkarakterlerden biri kılıyor.
“Mutluluk nedir?” diye fısıldadı Lydia. “Bunu kimse bilmiyor,” dedi Arvid, “Belki de mutluluk dediğimiz şey yalnızca hayalini kurduğumuz, gerçekte var olmayan bir şeydir. Gerçi bunun hayalini kurmak bile mümkün müdür bilmiyorum. Mutluluk ebedi olmalı ki bir gün sona ereceği düşüncesi onu zehirlemesin, oysa kalıcı, ebedi bir mutluluğun hayalini kurabilir mi insan?”
İsveç edebiyatında hâlâ en çok okunan, “büyük bir aşk romanı” olarak nitelenen Ciddi Oyun, üniversiteden yeni mezun olmuş Arvid Stjärnblom'ün, bir yaz günü Lydia Stille'yle tanışması ve iki gencin birbirine âşık olmasıyla başlar. Yaz sona erip de şehre döndüklerinde hayat onları farklı kıyılara savurur. Yıllar sonra, yollar tekrar kesiştiğindeyse artık ikisi de bambaşka insanlardır.
Söderberg'in hiçbir tereddüde mahal bırakmayan apaçık üslubu, bedenin arzuları karşısında ruhun yalnızlığı teması, karakterlerini ve onların hayatını hem mizahi hem de melankolik bir yaklaşımla işleyişi bu eserinde de âdeta nakşedilmiş, zengin bir “motifler bütünü” olarak karşımıza çıkıyor. 1897 Stokholm Fuarı, Dreyfus olayı, İsveç-Norveç Birliği'nin dağılması, Rus-Japon savaşı, İsveç kralı II. Oscar'ın ölümü, II. Abdülhamid'in tahttan indirilişi, Titanik'in batması gibi dünya gündemine damgasını vurmuş pek çok olayın o günkü tazeliğiyle anlatıldığı romanda okur, insan tabiatı ve imkânsız aşk üzerine incelikli bir anlatı eşliğinde geçmişe uzanıyor. Söderberg'in benzersiz Stokholm tasvirleri, şehri de romandaki unutulmaz başkarakterlerden biri kılıyor.
“Mutluluk nedir?” diye fısıldadı Lydia. “Bunu kimse bilmiyor,” dedi Arvid, “Belki de mutluluk dediğimiz şey yalnızca hayalini kurduğumuz, gerçekte var olmayan bir şeydir. Gerçi bunun hayalini kurmak bile mümkün müdür bilmiyorum. Mutluluk ebedi olmalı ki bir gün sona ereceği düşüncesi onu zehirlemesin, oysa kalıcı, ebedi bir mutluluğun hayalini kurabilir mi insan?”