#smrgKİTABEVİ Çırağan Vakası: İktidar, Meşruiyet ve İsyanın Tarihsel Anatomisi - 2026

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Stok Kodu:
1199260436
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
334
Basım Yeri:
Çanakkale
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
484,00
Havale/EFT ile: 474,32
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199260436
648107
Çırağan Vakası: İktidar, Meşruiyet ve İsyanın Tarihsel Anatomisi -        2026
Çırağan Vakası: İktidar, Meşruiyet ve İsyanın Tarihsel Anatomisi - 2026 #smrgKİTABEVİ
484
1878 yılı, Osmanlı tarihinin aynı yıl içerisinde üç padişahın tahta çıktığı tek dönem olması bakımından müstesna bir yere sahiptir. Abdülaziz'in hal'i, V. Murad'ın kısa süren saltanatı ve akabinde II. Abdülhamid'in tahta çıkışıyla şekillenen bu siyasal atmosfer, aynı zamanda tarihe “Çırağan Vakası/Baskını” olarak geçen hadiseye de sahne olmuştur. Çırağan Vakası sırasında Beşiktaş Muhafızı Müşir Hasan Paşa'nın Ali Suâvi'yi bir sopa darbesiyle öldürmesi ve bu sopaya “mehdi” adını vermesi, Suâvi'yi “doğru yola sevk etme”sinin sembolik bir tezahürü olarak yorumlanabilir. Söz konusu hadise, yalnızca 1876 yılının değil, özellikle II. Abdülhamid'in uygulayacağı siyasal stratejilerin çerçevesini belirlemesi bakımından kritik bir dönüm noktası olmuştur. Bu “sopa” metaforu, dönemin devletlerarası ilişkilerinde ve Osmanlı yönetiminin yönelimlerinde meydana gelen kırılmayı anlamak açısından da açıklayıcıdır.
1878 yılı, Osmanlı tarihinin aynı yıl içerisinde üç padişahın tahta çıktığı tek dönem olması bakımından müstesna bir yere sahiptir. Abdülaziz'in hal'i, V. Murad'ın kısa süren saltanatı ve akabinde II. Abdülhamid'in tahta çıkışıyla şekillenen bu siyasal atmosfer, aynı zamanda tarihe “Çırağan Vakası/Baskını” olarak geçen hadiseye de sahne olmuştur. Çırağan Vakası sırasında Beşiktaş Muhafızı Müşir Hasan Paşa'nın Ali Suâvi'yi bir sopa darbesiyle öldürmesi ve bu sopaya “mehdi” adını vermesi, Suâvi'yi “doğru yola sevk etme”sinin sembolik bir tezahürü olarak yorumlanabilir. Söz konusu hadise, yalnızca 1876 yılının değil, özellikle II. Abdülhamid'in uygulayacağı siyasal stratejilerin çerçevesini belirlemesi bakımından kritik bir dönüm noktası olmuştur. Bu “sopa” metaforu, dönemin devletlerarası ilişkilerinde ve Osmanlı yönetiminin yönelimlerinde meydana gelen kırılmayı anlamak açısından da açıklayıcıdır.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat