Arama için en az 3 karakter girmelisiniz.

#smrgKİTABEVİ Derin Devlet Organları - 2 : Teşkilat-ı Mahsusa - Laz Milis Alayları -

Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9786259327648
Kargoya Teslim Süresi (İş Günü):
3&7
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Stok Kodu:
1199136833
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
276
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
420,00
Havale/EFT ile: 411,60
Siparişiniz 4&5 iş günü arasında kargoda
1199136833
522758
Derin Devlet Organları - 2 : Teşkilat-ı Mahsusa - Laz Milis Alayları -
Derin Devlet Organları - 2 : Teşkilat-ı Mahsusa - Laz Milis Alayları - #smrgKİTABEVİ
420
Aradan yüzyıl geçmesine rağmen Türkiye, ayaklarına dolanan prangalarını kıramıyor, halklarını özgürleştiremiyor: bölünme, parçalanma sendromunu yeniden yeniden üreterek halkına korkuyu pompalıyor ve halk da buna katlanıyor. Gelinen bu aşamada kendisine demokratım diyen her duyarlı yurttaşın şu soruyu sorması gerekmez mi? “Neden Berlin'de bir Hitler Bulvarı yoktur? Ya da Paris'te bir Avenue Maréchal Pétain, Roma'da Mussolini Strada, yoktur? Çünkü bu ülkelerin halkları, faşizm deneyimini yaşadıkları dönemde olup bitenlerden doğrudan haberdardır ve geçmişleriyle bir şekilde yüzleşmeyi başarabilmişlerdir. Türkiye halkları ise Ermeni, Rum ya da Süryani sorunuyla ne kadar haberdardır; onun ötesinde Kürt sorunu hakkında ne kadar bilgi sahibidirler?

Egemen kodların, iktidardan muhalefete bütün siyasi yapıların içine işlediği, eğitimin buna göre dizayn edildiği ve nesillerin halklara düşman yetiştirildiği bir cumhuriyette demokrasi kime, ne kadar verilebilir? Hakiki yani bağımsız bir muhalefetin, özgür tartışmanın, düşünce, ifade ve basın özgürlüğünün olmadığı bir ülkede, egemen ideoloji ve iktidarın siyasi fikir ve tutumları kaçınılmaz olarak ve maalesef geniş toplum kesimlerince sorgulanmadan, kolaylıkla benimsetiliyor.
Aradan yüzyıl geçmesine rağmen Türkiye, ayaklarına dolanan prangalarını kıramıyor, halklarını özgürleştiremiyor: bölünme, parçalanma sendromunu yeniden yeniden üreterek halkına korkuyu pompalıyor ve halk da buna katlanıyor. Gelinen bu aşamada kendisine demokratım diyen her duyarlı yurttaşın şu soruyu sorması gerekmez mi? “Neden Berlin'de bir Hitler Bulvarı yoktur? Ya da Paris'te bir Avenue Maréchal Pétain, Roma'da Mussolini Strada, yoktur? Çünkü bu ülkelerin halkları, faşizm deneyimini yaşadıkları dönemde olup bitenlerden doğrudan haberdardır ve geçmişleriyle bir şekilde yüzleşmeyi başarabilmişlerdir. Türkiye halkları ise Ermeni, Rum ya da Süryani sorunuyla ne kadar haberdardır; onun ötesinde Kürt sorunu hakkında ne kadar bilgi sahibidirler?

Egemen kodların, iktidardan muhalefete bütün siyasi yapıların içine işlediği, eğitimin buna göre dizayn edildiği ve nesillerin halklara düşman yetiştirildiği bir cumhuriyette demokrasi kime, ne kadar verilebilir? Hakiki yani bağımsız bir muhalefetin, özgür tartışmanın, düşünce, ifade ve basın özgürlüğünün olmadığı bir ülkede, egemen ideoloji ve iktidarın siyasi fikir ve tutumları kaçınılmaz olarak ve maalesef geniş toplum kesimlerince sorgulanmadan, kolaylıkla benimsetiliyor.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat