Kültür tarihinin ayrılmaz bir parçası olan tiyatronun büyük evrimler geçiren insanoğlunun ve değişerek gelişen toplumların açısından ele alınması gerekiyor. Tiyatro, bir çoğunluk sanatı olduğu için gelişimiyle sıkı sıkıya içinde bulunduğu çevrenin siyasal ve kültürel özelliklerine bağlıdır. Gerçi roman, hikaye, şiirde de aynı şey savunulabilir; ya da resim, heykeltraşlık, mimarlık kollarında da aynı görüşle hareket etmek gerekir. Ancak tiyatro, bütün edebiyat ve sanat kollarından halk çoğunluğuna daha yakın, üstelik güncelliği (aktüelliği) ile yaşayabilen bir sanattır. Tiyatro bugünün yaşamını, bugünün insanını göstermek zorundadır. Kendi dönemi içinde okuyucu bulamamış, ancak birkaç aydının beğenisine yönelmiş ve uzun yıllar geçtikten sonra değeri anlaşılmış yapıtları çoktur. Oysa tiyatro estetiği seyirci olmadan tanımlanamaz. Seyircisiz tiyatro ölüdür. Tiyatro seyircisine o anda yönelirken, ona içinde bulunduğu dünyanın ve yaşamın gerçeklerini, doğrularını göstermekle, anlatmakla ve yorumlamakla görevlidir.
Bu düşüncelerin ışığında dünya tiyatrosu üzeirnde dururken, siyasal, toplumsal ve kültürel gelişimleri de dikkate aldım. (Önsözden)
Kültür tarihinin ayrılmaz bir parçası olan tiyatronun büyük evrimler geçiren insanoğlunun ve değişerek gelişen toplumların açısından ele alınması gerekiyor. Tiyatro, bir çoğunluk sanatı olduğu için gelişimiyle sıkı sıkıya içinde bulunduğu çevrenin siyasal ve kültürel özelliklerine bağlıdır. Gerçi roman, hikaye, şiirde de aynı şey savunulabilir; ya da resim, heykeltraşlık, mimarlık kollarında da aynı görüşle hareket etmek gerekir. Ancak tiyatro, bütün edebiyat ve sanat kollarından halk çoğunluğuna daha yakın, üstelik güncelliği (aktüelliği) ile yaşayabilen bir sanattır. Tiyatro bugünün yaşamını, bugünün insanını göstermek zorundadır. Kendi dönemi içinde okuyucu bulamamış, ancak birkaç aydının beğenisine yönelmiş ve uzun yıllar geçtikten sonra değeri anlaşılmış yapıtları çoktur. Oysa tiyatro estetiği seyirci olmadan tanımlanamaz. Seyircisiz tiyatro ölüdür. Tiyatro seyircisine o anda yönelirken, ona içinde bulunduğu dünyanın ve yaşamın gerçeklerini, doğrularını göstermekle, anlatmakla ve yorumlamakla görevlidir.
Bu düşüncelerin ışığında dünya tiyatrosu üzeirnde dururken, siyasal, toplumsal ve kültürel gelişimleri de dikkate aldım. (Önsözden)