#smrgKİTABEVİ Düşünce-Mekân Diyalektiğinde Antik Mezopotamya Kentleri -
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
312
Basım Yeri:
Konya
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso Kâğıt
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
357,00
Havale/EFT ile:
349,86
1199267969
656145
https://www.simurgkitabevi.com/dusunce-mekan-diyalektiginde-antik-mezopotamya-kentleri
Düşünce-Mekân Diyalektiğinde Antik Mezopotamya Kentleri - #smrgKİTABEVİ
357
Dicle ile Fırat'ın arasında, suyun hem hayat verdiği hem yok ettiği bir coğrafyada; insanlık ilk kez düşünmeyi taşa, kerpice ve sur duvarına döktü. Uruk, Ur, Babil, Nippur, Ninova... Bu kentler, kaos ile düzen arasındaki kadim gerilimin mekâna işlenmiş hâlidir.Turgay Ovalı, bu kitapta antik Mezopotamya kentlerini düşünce ile mekânın birbirini karşılıklı olarak ürettiği diyalektik bir süreç olarak okuyor. Yaratılış mitlerinden zigguratların kozmik mimarisine, sulama kanallarının siyasi gücünden çivi yazısının doğuşuna, saray-tapınak ilişkisinden Hammurabi Kanunları'na, kutsal ile profan mekânların ayrımından tufan sonrası yeniden inşa döngüsüne kadar uzanan on bir bölümlük bu yolculuk; mitolojik metinleri, hukuk derlemelerini ve arkeolojik verileri Lefebvre, Foucault ve Ricoeur gibi düşünürlerle diyalog içinde yeniden okuyor.Düşünce-Mekân Diyalektiğinde Antik Mezopotamya Kentleri, insanlığın ilk kentlerinin taşlarında saklı olan soruyu bugüne taşıyor: Mekân mı düşünceyi biçimlendirir yoksa düşünce mi mekânı? Kent tarihi, felsefi coğrafya, arkeoloji ve Yakın Doğu çalışmalarıyla ilgilenen her okur için özgün ve derinlikli bir kaynak.
Dicle ile Fırat'ın arasında, suyun hem hayat verdiği hem yok ettiği bir coğrafyada; insanlık ilk kez düşünmeyi taşa, kerpice ve sur duvarına döktü. Uruk, Ur, Babil, Nippur, Ninova... Bu kentler, kaos ile düzen arasındaki kadim gerilimin mekâna işlenmiş hâlidir.Turgay Ovalı, bu kitapta antik Mezopotamya kentlerini düşünce ile mekânın birbirini karşılıklı olarak ürettiği diyalektik bir süreç olarak okuyor. Yaratılış mitlerinden zigguratların kozmik mimarisine, sulama kanallarının siyasi gücünden çivi yazısının doğuşuna, saray-tapınak ilişkisinden Hammurabi Kanunları'na, kutsal ile profan mekânların ayrımından tufan sonrası yeniden inşa döngüsüne kadar uzanan on bir bölümlük bu yolculuk; mitolojik metinleri, hukuk derlemelerini ve arkeolojik verileri Lefebvre, Foucault ve Ricoeur gibi düşünürlerle diyalog içinde yeniden okuyor.Düşünce-Mekân Diyalektiğinde Antik Mezopotamya Kentleri, insanlığın ilk kentlerinin taşlarında saklı olan soruyu bugüne taşıyor: Mekân mı düşünceyi biçimlendirir yoksa düşünce mi mekânı? Kent tarihi, felsefi coğrafya, arkeoloji ve Yakın Doğu çalışmalarıyla ilgilenen her okur için özgün ve derinlikli bir kaynak.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.