#smrgKİTABEVİ Duygusal Psikoloji : İletişim ve Anlayış - 2026
Editör:
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
ISBN-10:
9786259612096
Hazırlayan:
Cilt:
Amerikan Cilt
Boyut:
14x21
Sayfa Sayısı:
143
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
149,60
Havale/EFT ile:
146,61
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199258993
646636
https://www.simurgkitabevi.com/duygusal-psikoloji-iletisim-ve-anlayis-2026
Duygusal Psikoloji : İletişim ve Anlayış - 2026 #smrgKİTABEVİ
149.6
İnsan psikolojisi, özünde diğer insanlarla kurulan ilişkiler ağında şekillenen dinamik bir olgudur. Duygular, yalnızca bireyin içsel süreçlerine ait fenomenler olmaktan ziyade, sürekli bir etkileşim alanında biçimlenir; bu nedenle “duygusal psikoloji”, iletişim ve karşılıklı anlayış kavramlarıyla sıkı sıkıya bağlantılıdır. Kişilerarası yaklaşıma göre benlik, doğuştan sabit bir çekirdek değil, ötekilerin geri bildirimleriyle yapılandırılan akışkan bir sistemdir; bireyin kendine dair geliştirdiği değer yargıları, erken dönem bakım ilişkilerinden itibaren aldığı sözel-sözel olmayan mesajların tortularını taşır. Özellikle bakım verenden gelen tutarlı şefkat sinyalleri, çocuğun dünyayı güvenilir olarak kodlamasını sağlar; buna karşılık tutarsız ya da kaygı yüklü etkileşimler, benlik sistemine derin bir güvensizlik tohumlar.
Kaygı, bu çerçevenin merkezinde yer alır; zira kişilerarası kökenli kaygı yükseldiğinde, zihin kendini korumak adına seçici dikkatsizlik, inkâr veya duygusal mesafe gibi güvenlik işlemlerini devreye sokar. Bu savunma düzenekleri, anlık rahatlama sağlasa da uzun vadede iletişimi bozan ve karşılıklı anlayışı sınırlayan kısır döngüler üretir. Örneğin değersizlik şeması taşıyan biri, en ufak bir eleştiriyi varoluşsal bir tehdit gibi algılayarak geri çekilebilir; böylece hem onay alma gereksinimi karşılanmaz hem de ilişkideki empatik akış tıkanır. Dolayısıyla sağlıklı duygusal gelişim, kaygıyı tamamen ortadan kaldırmaya değil, onu tanıyıp regüle edebilme kapasitesini artırmaya dayanır.
Kaygı, bu çerçevenin merkezinde yer alır; zira kişilerarası kökenli kaygı yükseldiğinde, zihin kendini korumak adına seçici dikkatsizlik, inkâr veya duygusal mesafe gibi güvenlik işlemlerini devreye sokar. Bu savunma düzenekleri, anlık rahatlama sağlasa da uzun vadede iletişimi bozan ve karşılıklı anlayışı sınırlayan kısır döngüler üretir. Örneğin değersizlik şeması taşıyan biri, en ufak bir eleştiriyi varoluşsal bir tehdit gibi algılayarak geri çekilebilir; böylece hem onay alma gereksinimi karşılanmaz hem de ilişkideki empatik akış tıkanır. Dolayısıyla sağlıklı duygusal gelişim, kaygıyı tamamen ortadan kaldırmaya değil, onu tanıyıp regüle edebilme kapasitesini artırmaya dayanır.
İnsan psikolojisi, özünde diğer insanlarla kurulan ilişkiler ağında şekillenen dinamik bir olgudur. Duygular, yalnızca bireyin içsel süreçlerine ait fenomenler olmaktan ziyade, sürekli bir etkileşim alanında biçimlenir; bu nedenle “duygusal psikoloji”, iletişim ve karşılıklı anlayış kavramlarıyla sıkı sıkıya bağlantılıdır. Kişilerarası yaklaşıma göre benlik, doğuştan sabit bir çekirdek değil, ötekilerin geri bildirimleriyle yapılandırılan akışkan bir sistemdir; bireyin kendine dair geliştirdiği değer yargıları, erken dönem bakım ilişkilerinden itibaren aldığı sözel-sözel olmayan mesajların tortularını taşır. Özellikle bakım verenden gelen tutarlı şefkat sinyalleri, çocuğun dünyayı güvenilir olarak kodlamasını sağlar; buna karşılık tutarsız ya da kaygı yüklü etkileşimler, benlik sistemine derin bir güvensizlik tohumlar.
Kaygı, bu çerçevenin merkezinde yer alır; zira kişilerarası kökenli kaygı yükseldiğinde, zihin kendini korumak adına seçici dikkatsizlik, inkâr veya duygusal mesafe gibi güvenlik işlemlerini devreye sokar. Bu savunma düzenekleri, anlık rahatlama sağlasa da uzun vadede iletişimi bozan ve karşılıklı anlayışı sınırlayan kısır döngüler üretir. Örneğin değersizlik şeması taşıyan biri, en ufak bir eleştiriyi varoluşsal bir tehdit gibi algılayarak geri çekilebilir; böylece hem onay alma gereksinimi karşılanmaz hem de ilişkideki empatik akış tıkanır. Dolayısıyla sağlıklı duygusal gelişim, kaygıyı tamamen ortadan kaldırmaya değil, onu tanıyıp regüle edebilme kapasitesini artırmaya dayanır.
Kaygı, bu çerçevenin merkezinde yer alır; zira kişilerarası kökenli kaygı yükseldiğinde, zihin kendini korumak adına seçici dikkatsizlik, inkâr veya duygusal mesafe gibi güvenlik işlemlerini devreye sokar. Bu savunma düzenekleri, anlık rahatlama sağlasa da uzun vadede iletişimi bozan ve karşılıklı anlayışı sınırlayan kısır döngüler üretir. Örneğin değersizlik şeması taşıyan biri, en ufak bir eleştiriyi varoluşsal bir tehdit gibi algılayarak geri çekilebilir; böylece hem onay alma gereksinimi karşılanmaz hem de ilişkideki empatik akış tıkanır. Dolayısıyla sağlıklı duygusal gelişim, kaygıyı tamamen ortadan kaldırmaya değil, onu tanıyıp regüle edebilme kapasitesini artırmaya dayanır.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.