Bu işlem için üye girişi yapmanız gerekiyor

#smrgSAHAF Feminist Tiyatro Metinleri - 2002

Basıldığı Matbaa:
Dizi Adı:
ISBN-10:
9752980236
Hazırlayan:
Güzin Yamaner
Stok Kodu:
1199037059
Boyut:
14x20
Sayfa Sayısı:
373 s.
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2002
Çeviren:
Eray Eserol
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
3. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
0,00
1199037059
423143
Feminist Tiyatro Metinleri -        2002
Feminist Tiyatro Metinleri - 2002 #smrgSAHAF
0
Kadın oyun yazarları, erkek - egemen düzendeki tiyatronun tüm cinsiyetçi kalıplarına karşı, özellikle geride bıraktığımız yüzyılda büyük bir mücadeleye giriştiler ve ‘sanatın cinsiyeti' üzerine sürekli tartışarak ilerlediler. Kimi kadın oyun yazarı, tıpkı erkekler gibi yazabildiğini kanıtlamaya çalıştı ve eşitlik üzerinden kurdu mücadelesini. Böylece, zorunlu olarak, kadını nesne konumuna indirgeyen kalıp - yargıları yineleme tehlikesiyle yüz yüze geldi. Kimi kadın oyun yazarı ise, kadın hakları mücadelesinin en radikal tavırlarını benimsedi ve kadının özel alana tıkılarak ikincilleştirilen, değersizleştirilen ve sahnenin dışında tutulan temalarını tiyatronun kamusal alanına taşıdı. ‘Ecriture feminine' (dişil yazın) kavramıyla sözlü dilini yazıya dökme hızını artırdı.

Kadın oyun yazarları, Ibsen'den önce ‘bir bebek evi'ne kapatılan kadının dramatik konumunun farkındaydılar. Ama tiyatro tarihine Ibsen'in adı koyu harflerle yazıldı. Kadınlar, binlerce yıldır yinelenen iktidar, hırs, kıskançlık ve gurur gibi ‘eril' temaların karşısına annelik, komşuluk, kızkardeşlik ve arkadaşlık gibi özel alan bilgilerinden gelen ve bugüne dek ev içine kapatıldığı için görünür olmayan ama insan yaşamını ayakta tutan bakım, şefkat, duygudaşlık ve dayanışma gibi ‘dişil' temaları çıkardılar. Hiç şüphesiz, kadına yöneltilen her şey gibi bu yeni temalar da şiddeti, tacizi, tecavüzü ve ‘öteki'nin ikincilliğini sırtlarında taşıyorlar.

Bu seçki ise, 20. yüzyıl boyunca kadın oyun yazarının, yukarıda sıralanan dişil temaları, ‘dişil dili' ve oluşturulan uzamı nereden nereye taşıdığına tanıklık etmeye çalışıyor. (Arka Kapak)

Kadın oyun yazarları, erkek - egemen düzendeki tiyatronun tüm cinsiyetçi kalıplarına karşı, özellikle geride bıraktığımız yüzyılda büyük bir mücadeleye giriştiler ve ‘sanatın cinsiyeti' üzerine sürekli tartışarak ilerlediler. Kimi kadın oyun yazarı, tıpkı erkekler gibi yazabildiğini kanıtlamaya çalıştı ve eşitlik üzerinden kurdu mücadelesini. Böylece, zorunlu olarak, kadını nesne konumuna indirgeyen kalıp - yargıları yineleme tehlikesiyle yüz yüze geldi. Kimi kadın oyun yazarı ise, kadın hakları mücadelesinin en radikal tavırlarını benimsedi ve kadının özel alana tıkılarak ikincilleştirilen, değersizleştirilen ve sahnenin dışında tutulan temalarını tiyatronun kamusal alanına taşıdı. ‘Ecriture feminine' (dişil yazın) kavramıyla sözlü dilini yazıya dökme hızını artırdı.

Kadın oyun yazarları, Ibsen'den önce ‘bir bebek evi'ne kapatılan kadının dramatik konumunun farkındaydılar. Ama tiyatro tarihine Ibsen'in adı koyu harflerle yazıldı. Kadınlar, binlerce yıldır yinelenen iktidar, hırs, kıskançlık ve gurur gibi ‘eril' temaların karşısına annelik, komşuluk, kızkardeşlik ve arkadaşlık gibi özel alan bilgilerinden gelen ve bugüne dek ev içine kapatıldığı için görünür olmayan ama insan yaşamını ayakta tutan bakım, şefkat, duygudaşlık ve dayanışma gibi ‘dişil' temaları çıkardılar. Hiç şüphesiz, kadına yöneltilen her şey gibi bu yeni temalar da şiddeti, tacizi, tecavüzü ve ‘öteki'nin ikincilliğini sırtlarında taşıyorlar.

Bu seçki ise, 20. yüzyıl boyunca kadın oyun yazarının, yukarıda sıralanan dişil temaları, ‘dişil dili' ve oluşturulan uzamı nereden nereye taşıdığına tanıklık etmeye çalışıyor. (Arka Kapak)

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat