#smrgKİTABEVİ Gece Yarısı -
Editör:
Ömer Aslan
Kondisyon:
Yeni
Sunuş / Önsöz / Sonsöz / Giriş:
Dizi Adı:
Türk Edebiyatı Klasikleri 104
ISBN-10:
Hazırlayan:
Serdar Soydan
Cilt:
Amerikan Cilt
Ciltçi:
Boyut:
13x21
Sayfa Sayısı:
232
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Enso
Dili:
Türkçe
Kategori:
indirimli
126,00
Havale/EFT ile:
123,48
Siparişiniz 4&6 iş günü arasında kargoda
1199261942
649545
https://www.simurgkitabevi.com/gece-yarisi
Gece Yarısı - #smrgKİTABEVİ
126
Aktör Celil Mahir, rakip tiyatro topluluğunun oyuncularını ayartarak turneye çıkmalarına mâni olmaya çalışırken, jönprömiye Özdemir'in sahnede aniden öldüğünü öğrenir. Buna rağmen topluluk turneye çıkmaya kararlıdır. Kaderine razı gelen Celil Mahir de fırsattan istifade İstanbul'da oyunlar sahnelemek ister, ancak maddi sıkıntılar yakasını bırakmaz. Derken tiyatroya âşık, sahneye çıkmaya da hevesli, siyah saçlı, ateş dudaklı, genç ve zengin İclal'le tanışır; talih, Celil Mahir'in yüzüne gülmüştür. İclal'in koyduğu sermayeyle işe girişirler. Oyun hazırlıkları devam ederken, sahnenin dışındaki hayat da tam gaz devam eder. Kalabalık sofralarda sabahlara kadar süren eğlenceler, flörtöz buluşmalar, çapkınlıklar, dalavereler, ayak oyunları ve kulislerdeki dedikodular başını alıp gider. Türk tiyatrosuna önemli katkıları olan Mahmut Yesari'nin 1936'da Tan gazetesinde yayımlandıktan sonra ilk kez kitaplaştırılan Gece Yarısı romanında tiyatro, yalnızca estetik bir ifade alanı değil, aynı zamanda maddi ilişkiler ağı içinde işleyen bir üretim sahası olarak da ele alınır. Erken Cumhuriyet yıllarının tiyatro hayatı; rekabet ortamı, kumpanya idaresi ve turne pratikleri, oyuncuların yaşam tarzları ve sahne gösterişinin arkasındaki sefalet çarpıcı bir biçimde anlatılır. Romandaki Celil Mahir (Celal Sahir), Kuvart (Nuvart Suat), Fofo (Toto Karaca), Sadrettin Rahmeti (Nurettin Şefkati), Sunullah (Lütfullah Sururi) ve Amca Safder (Baba Saffet) gibi karakterlerin çoğu ise dönemin ünlü oyuncularını anıştırmaktadır. Mahmut Yesari (1895-1945) 18. yüzyıldan itibaren sanatçı yetiştiren Yesarizade ailesinin bir ferdi olarak İstanbul'da doğdu. Soyadını büyük dedesi ünlü hattat Yesari (solak) Mehmet Esat Efendi'nin lakabından aldı. Burhan-ı Terakki Mekteb-i İbtidaisi'nden sonra İstanbul Sultanisi'ni (İstanbul Erkek Lisesi) bitirdi. Resme yeteneği dolayısıyla devlet tarafından Avrupa'ya gönderilmek istendi ancak I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi üzerine Sanayi-i Nefise Mektebi'ne (Güzel Sanatlar Akademisi) kaydoldu. Bir süre sonra askere alındı ve yedek subay olarak Çanakkale Cephesi'ne gönderildi. Matbuat dünyasında ilk olarak Gıdık ve Diken dergilerindeki karikatürleriyle görülen Yesari, askerlikten sonra gazetecilik ve yazarlığı meslek edindi. Mütareke yıllarından itibaren çeviri, adapte ve telif olmak üzere kaleme almaya başladığı tiyatro eserleriyle Türk tiyatrosunun gelişmesine büyük katkılar sundu. 1923-24 yıllarında Reşat Nuri Güntekin'le Kelebek adlı edebi mizah dergisini çıkardı. Bu dergide yazıları, hikâyeleri ve ilk romanı Bir Namus Meselesi yayımlandı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında başlayan yoğun yazı hayatı, 1945 yılında veremden vefat edene kadar aralıksız devam etti. Dönemin pek çok dergi ve gazetesinde hikâye, tefrika roman, tiyatro, fıkra, deneme, eleştiri ve hatıra yazıları yazdı. Erken Cumhuriyet döneminin popüler romancılarından olan Yesari, onlarca yapıt ve yüzlerce hikâyeden oluşan eserlerinde aşk, evlilik, yalnızlık, yoksulluk, yozlaşma ve sosyal adaletsizlik gibi konuları sade bir dil ve realist bir üslupla kaleme almıştır.
Aktör Celil Mahir, rakip tiyatro topluluğunun oyuncularını ayartarak turneye çıkmalarına mâni olmaya çalışırken, jönprömiye Özdemir'in sahnede aniden öldüğünü öğrenir. Buna rağmen topluluk turneye çıkmaya kararlıdır. Kaderine razı gelen Celil Mahir de fırsattan istifade İstanbul'da oyunlar sahnelemek ister, ancak maddi sıkıntılar yakasını bırakmaz. Derken tiyatroya âşık, sahneye çıkmaya da hevesli, siyah saçlı, ateş dudaklı, genç ve zengin İclal'le tanışır; talih, Celil Mahir'in yüzüne gülmüştür. İclal'in koyduğu sermayeyle işe girişirler. Oyun hazırlıkları devam ederken, sahnenin dışındaki hayat da tam gaz devam eder. Kalabalık sofralarda sabahlara kadar süren eğlenceler, flörtöz buluşmalar, çapkınlıklar, dalavereler, ayak oyunları ve kulislerdeki dedikodular başını alıp gider. Türk tiyatrosuna önemli katkıları olan Mahmut Yesari'nin 1936'da Tan gazetesinde yayımlandıktan sonra ilk kez kitaplaştırılan Gece Yarısı romanında tiyatro, yalnızca estetik bir ifade alanı değil, aynı zamanda maddi ilişkiler ağı içinde işleyen bir üretim sahası olarak da ele alınır. Erken Cumhuriyet yıllarının tiyatro hayatı; rekabet ortamı, kumpanya idaresi ve turne pratikleri, oyuncuların yaşam tarzları ve sahne gösterişinin arkasındaki sefalet çarpıcı bir biçimde anlatılır. Romandaki Celil Mahir (Celal Sahir), Kuvart (Nuvart Suat), Fofo (Toto Karaca), Sadrettin Rahmeti (Nurettin Şefkati), Sunullah (Lütfullah Sururi) ve Amca Safder (Baba Saffet) gibi karakterlerin çoğu ise dönemin ünlü oyuncularını anıştırmaktadır. Mahmut Yesari (1895-1945) 18. yüzyıldan itibaren sanatçı yetiştiren Yesarizade ailesinin bir ferdi olarak İstanbul'da doğdu. Soyadını büyük dedesi ünlü hattat Yesari (solak) Mehmet Esat Efendi'nin lakabından aldı. Burhan-ı Terakki Mekteb-i İbtidaisi'nden sonra İstanbul Sultanisi'ni (İstanbul Erkek Lisesi) bitirdi. Resme yeteneği dolayısıyla devlet tarafından Avrupa'ya gönderilmek istendi ancak I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi üzerine Sanayi-i Nefise Mektebi'ne (Güzel Sanatlar Akademisi) kaydoldu. Bir süre sonra askere alındı ve yedek subay olarak Çanakkale Cephesi'ne gönderildi. Matbuat dünyasında ilk olarak Gıdık ve Diken dergilerindeki karikatürleriyle görülen Yesari, askerlikten sonra gazetecilik ve yazarlığı meslek edindi. Mütareke yıllarından itibaren çeviri, adapte ve telif olmak üzere kaleme almaya başladığı tiyatro eserleriyle Türk tiyatrosunun gelişmesine büyük katkılar sundu. 1923-24 yıllarında Reşat Nuri Güntekin'le Kelebek adlı edebi mizah dergisini çıkardı. Bu dergide yazıları, hikâyeleri ve ilk romanı Bir Namus Meselesi yayımlandı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında başlayan yoğun yazı hayatı, 1945 yılında veremden vefat edene kadar aralıksız devam etti. Dönemin pek çok dergi ve gazetesinde hikâye, tefrika roman, tiyatro, fıkra, deneme, eleştiri ve hatıra yazıları yazdı. Erken Cumhuriyet döneminin popüler romancılarından olan Yesari, onlarca yapıt ve yüzlerce hikâyeden oluşan eserlerinde aşk, evlilik, yalnızlık, yoksulluk, yozlaşma ve sosyal adaletsizlik gibi konuları sade bir dil ve realist bir üslupla kaleme almıştır.
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.