#smrgKİTABEVİ Göç Uyum ve Din : Fransa'da Türkler - 2026
1960'lı yılların başlarında bazı Avrupa ülkeleri ile yapılan iş gücü anlaşmaları kapsamında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları çalışmak için bu ülkelere geçici işçi statüsünde çalışmak üzere gittiler. Bu kapsamda ilk gidişlerin akabinde işçi transferlerinin belli bir süre resmi olarak devam etmesine karşın daha sonraki süreçte kaçak yollarla devam etmiştir. Bu arada farklı yollarla işçi olarak gidişler devam ederken artık ilk gidenler 5-10 yıl arasında bir çalışmadan sonra Türkiye'ye dönüşlerinin mümkün olmadığını anlamalarıyla birlikte aile birleşimi vesilesiyle eşlerini ve çocuklarını yaşadıkları Avrupa ülkelerine getirmeye başladılar. Bu hareketlilikle birlikte Avrupa ülkelerinde, ilerleyen yıllarda milyonlarla ifade edilen Türk vatandaşı nüfusu meydana gelmiştir. Bu toplumsal boluşum, sosyoloji, psikoloji, eğitim, ekonomi, siyaset gibi pek çok bilim dalının araştırma alanı olmak üzere ilgisini çekmeye başlamıştır. Başlangıcı itibariyle, geri dönüşü olacak bir işçi anlaşması ile gidişler yapıldığından, gittikleri ülkede azınlık konumunda yaşayacak olan işçilerin özellikle dini pratiklerini yaşamak gibi manevi ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaklarıyla ilgili bir hazırlık yapılmamıştı. Bu durum da artık Avrupa'da kalıcı olan Müslüman Türkler için problem oluşturmaktaydı. İşte bu süreçte, Müslüman Türklerin başlangıçtan bu güne yaşadıkları dini pratiklerini uygulama sorunları ve dini içerikli sosyo-kültürel problemleri sosyolojik açıdan incelenmeye değer bir konu olmuştur.
Giriş ve iki bölümden oluşan bu çalışmada, yabancı bir kültürün ortasında dini kimliğine sahip çıkarak o topluma uyum sağlamaya çalışan azınlık konumunda bir Müslüman topluluğun hayat tecrübesi incelenmektedir. Araştırmanın ilk bölümünde, kimlik, entegrasyon, ırkçılık, islamofobi, din, aile vb. gibi konuyla ilgili kavramlar değerlendirilmiştir.
İkinci bölümde ise, Müslüman Türk toplumunun Fransa toplumsal alanlarında ve cami çevrelerinde oluşturdukları diaspora bölgelerinde yaşadıkları dini tecrübeleri namaz, başörtüsü, kıyafet vb. gibi çeşitli başlıklar altında irdelenmiştir. Bu bağlamda, kimliklerini koruyarak uyum sağlama imkânları tartışılmıştır.
1960'lı yılların başlarında bazı Avrupa ülkeleri ile yapılan iş gücü anlaşmaları kapsamında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları çalışmak için bu ülkelere geçici işçi statüsünde çalışmak üzere gittiler. Bu kapsamda ilk gidişlerin akabinde işçi transferlerinin belli bir süre resmi olarak devam etmesine karşın daha sonraki süreçte kaçak yollarla devam etmiştir. Bu arada farklı yollarla işçi olarak gidişler devam ederken artık ilk gidenler 5-10 yıl arasında bir çalışmadan sonra Türkiye'ye dönüşlerinin mümkün olmadığını anlamalarıyla birlikte aile birleşimi vesilesiyle eşlerini ve çocuklarını yaşadıkları Avrupa ülkelerine getirmeye başladılar. Bu hareketlilikle birlikte Avrupa ülkelerinde, ilerleyen yıllarda milyonlarla ifade edilen Türk vatandaşı nüfusu meydana gelmiştir. Bu toplumsal boluşum, sosyoloji, psikoloji, eğitim, ekonomi, siyaset gibi pek çok bilim dalının araştırma alanı olmak üzere ilgisini çekmeye başlamıştır. Başlangıcı itibariyle, geri dönüşü olacak bir işçi anlaşması ile gidişler yapıldığından, gittikleri ülkede azınlık konumunda yaşayacak olan işçilerin özellikle dini pratiklerini yaşamak gibi manevi ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaklarıyla ilgili bir hazırlık yapılmamıştı. Bu durum da artık Avrupa'da kalıcı olan Müslüman Türkler için problem oluşturmaktaydı. İşte bu süreçte, Müslüman Türklerin başlangıçtan bu güne yaşadıkları dini pratiklerini uygulama sorunları ve dini içerikli sosyo-kültürel problemleri sosyolojik açıdan incelenmeye değer bir konu olmuştur.
Giriş ve iki bölümden oluşan bu çalışmada, yabancı bir kültürün ortasında dini kimliğine sahip çıkarak o topluma uyum sağlamaya çalışan azınlık konumunda bir Müslüman topluluğun hayat tecrübesi incelenmektedir. Araştırmanın ilk bölümünde, kimlik, entegrasyon, ırkçılık, islamofobi, din, aile vb. gibi konuyla ilgili kavramlar değerlendirilmiştir.
İkinci bölümde ise, Müslüman Türk toplumunun Fransa toplumsal alanlarında ve cami çevrelerinde oluşturdukları diaspora bölgelerinde yaşadıkları dini tecrübeleri namaz, başörtüsü, kıyafet vb. gibi çeşitli başlıklar altında irdelenmiştir. Bu bağlamda, kimliklerini koruyarak uyum sağlama imkânları tartışılmıştır.